Rükûdan kalkınca (uzun)
مِلْءَ السَّمواتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ، وَما بَيْنَهُما،وَمِلْءَ ما شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ.أَهْلَ الثَّناءِ وَالمَجْدِ،أَحَقُّ ما قالَ العَبْدُ،وَكُلُّنا لَكَ عَبْدٌ.اللَّهُمَّ لا مانِعَ لِما أَعْطَيْتَ،وَلا مُعْطِيَ لِما مَنَعْتَ،وَلا يَنْفَعُ ذا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ
mil’e es-semvâti vemil’e el-erdi, vemâ beynehumâ, vemil’e mâ şi’te min şey’in be‘du. ehle es-senâ’i ve el-mecdi, eḥakku mâ kâle el-‘abdu, vekullunâ leke ‘abdun. Allâhumme lâ mâni‘a limâ e‘tayte, velâ mu‘tiye limâ mene‘te, velâ yenfe‘u zâ el-ceddi minke el-ceddu
Gökler, yer ve arasındakiler dolusunca hamd. Ey övgü ve şeref sahibi! Kulun söylediğinin en doğrusu şudur: Verdiğine engel olacak, engellediğini verecek yoktur.
Kaynak
- Müslim 1/346
- Nevevî, el-Ezkâr Namaz bahsi — Müslim 1/346
Müslim, el-Câmiu's-Sahîh 1/346'de Sahîh'ine almıştır.