Fasıl I40 Hareket
Nakil
205 selef sözünden 40 levha — eser adıyla.

Selef Sözleri
Âlim sözü, eser künyesiyle.
EyÂdemoğlu
يَا ابْنَ آدَمَ، إِنَّمَا أَنْتَ أَيَّامٌ مَجْمُوعَةٌ، كُلَّمَا ذَهَبَ يَوْمٌ ذَهَبَ بَعْضُكَ
Ey Âdemoğlu! Sen, biriktirilmiş günlerden ibaretsin. Bir gün geçtiğinde, senin de bir parçan gitmiş olur.
Hasan el-Basrî
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymHasan el-BasrîİlmiAllah
كُنَّا نَطْلُبُ الْعِلْمَ لِغَيْرِ اللَّهِ، فَأَبَى الْعِلْمُ أَنْ يَكُونَ إِلَّا لِلَّهِ
İlmi Allah rızası dışında bir gaye ile talep ederdik; fakat ilim, ancak Allah için olmayı istedi.
Süfyân es-Sevrî
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, ZehebîSüfyân es-Sevrîİnsanlarınilme
النَّاسُ أَحْوَجُ إِلَى الْعِلْمِ مِنْهُمْ إِلَى الطَّعَامِ وَالشَّرَابِ
İnsanların ilme olan ihtiyacı, yiyecek ve içeceğe olan ihtiyaçlarından daha fazladır.
İmam Ahmed b. Hanbel
Câmiu Beyâni'l-İlm, İbn Abdilberrİmam Ahmed b. HanbelBizimaz
نَحْنُ إِلَى قَلِيلٍ مِنَ الْأَدَبِ أَحْوَجُ مِنَّا إِلَى كَثِيرٍ مِنَ الْعِلْمِ
Bizim az miktarda edebe olan ihtiyacımız, çok miktarda ilme olan ihtiyacımızdan daha fazladır.
Abdullah b. Mübârek
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, ZehebîAbdullah b. MübârekÖğütverici
كَفَى بِالْمَوْتِ وَاعِظًا
Öğüt verici olarak ölüm yeter.
Füdayl b. İyâd
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymFüdayl b. İyâdDünyayakarşı
مَنْ زَهِدَ فِي الدُّنْيَا هَانَتْ عَلَيْهِ الْمَصَائِبُ
Dünyaya karşı zühd gösteren kimseye, musibetler kolay gelir.
Mâlik b. Dînâr
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymMâlik b. DînârKimAllah'a
مَنْ عَبَدَ اللَّهَ بِمَا يَعْلَمُ كَفَاهُ اللَّهُ مَا لَا يَعْلَمُ
Kim Allah'a bildiği ile ibadet ederse, Allah ona bilmediği şeyleri de kâfi kılar.
Ömer b. Abdilazîz
Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem, İbn RecebÖmer b. AbdilazîzKimKur'ân'ı
مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ عَظُمَتْ قِيمَتُهُ، وَمَنْ نَظَرَ فِي الْفِقْهِ نَبُلَ قَدْرُهُ
Kim Kur'ân'ı öğrenirse kıymeti yücelir; kim fıkha bakarsa değeri artar.
İmam Şâfiî
Dîvânu'ş-Şâfiîİmam ŞâfiîAmelsizilmin
مَثَلُ الْعِلْمِ بِلَا عَمَلٍ كَمَثَلِ الشَّجَرِ بِلَا ثَمَرٍ
Amelsiz ilmin misali, meyvesiz ağacın misali gibidir.
Vehb b. Münebbih
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymVehb b. Münebbihİnsanlarilimde
لَوْ كَانَ النَّاسُ عَلَى مَنْزِلَةٍ وَاحِدَةٍ فِي الْعِلْمِ لَتَعَطَّلَتِ الْمَسَائِلُ
İnsanlar ilimde tek bir derecede olsaydı, meseleler askıda kalırdı.
Saîd b. Cübeyr
Câmiu Beyâni'l-İlm, İbn AbdilberrSaîd b. CübeyrAllah'abağlı
الْقُلُوبُ الْمُتَعَلِّقَةُ بِاللَّهِ لَا تَعْرِفُ الْوَحْشَةَ
Allah'a bağlı kalpler, yalnızlık ve ürküntü nedir bilmez.
Yahya b. Muâz er-Râzî
Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem, İbn RecebYahya b. Muâz er-RâzîDüşmanlarımbana
مَا يَصْنَعُ أَعْدَائِي بِي؟ أَنَا جَنَّتِي وَبُسْتَانِي فِي صَدْرِي
Düşmanlarım bana ne yapabilir? Cennetim ve bahçem göğsümdedir.
İbn Teymiyye
Mecmûu'l-Fetâvâİbn TeymiyyeKalpAllah
الْقَلْبُ إِذَا خَلَا مِنْ مَحَبَّةِ اللَّهِ امْتَلَأَ مِنْ مَحَبَّةِ غَيْرِهِ
Kalp, Allah sevgisinden boşaldığında, başkasının sevgisiyle dolar.
İbn Kayyim el-Cevziyye
Medâricü's-Sâlikînİbn Kayyim el-CevziyyeHerisyanın
أَصْلُ كُلِّ مَعْصِيَةٍ وَكُفْرٍ وَمُخَالَفَةٍ هُوَ رِضَا النَّفْسِ وَغَضَبُهَا لِنَفْسِهَا
Her isyanın, küfrün ve muhalefetin kökü, nefsin kendisi için razı olması ve öfkelenmesidir.
İbn Receb el-Hanbelî
Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikemİbn Receb el-HanbelîBuümmetin
لَا يُصْلِحُ آخِرَ هَذِهِ الْأُمَّةِ إِلَّا مَا أَصْلَحَ أَوَّلَهَا
Bu ümmetin evvelini ıslah eden şey neyse, ahirini de ancak o ıslah eder.
İmam Mâlik b. Enes
Câmiu Beyâni'l-İlm, İbn Abdilberrİmam Mâlik b. EnesKimilmi
مَنْ طَلَبَ الْعِلْمَ لِلَّهِ تَوَاضَعَ
Kim ilmi Allah için talep ederse, mütevazı olur.
İmam Ebû Hanîfe
Menâkıbu Ebî Hanîfe, Muvaffak el-Mekkîİmam Ebû HanîfeHâliinkâr
مَنْ أَنْكَرَ الْحَالَ فَلَيْسَ لَهُ حَالٌ
Hâli inkâr edenin, kendisi için bir hâli yoktur.
Sehl b. Abdullah et-Tüsterî
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymSehl b. Abdullah et-Tüsterîİnsanlarınimanca
أَصْدَقُ النَّاسِ إِيمَانًا أَشَدُّهُمْ حَيَاءً
İnsanların imanca en doğru olanı, hayâca en ileri olanıdır.
Zünnûn el-Mısrî
er-Risâle, KuşeyrîZünnûn el-MısrîŞöhretiseven
مَا صَدَقَ اللَّهَ عَبْدٌ أَحَبَّ الشُّهْرَةَ
Şöhreti seven bir kul, Allah'a karşı sadâkatte bulunmuş olmaz.
İbrahim b. Edhem
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû Nuaymİbrahim b. EdhemDünyanıntamamı
الدُّنْيَا كُلُّهَا غُمُومٌ، فَمَا صَفَا مِنْهَا فَبِالطَّاعَةِ
Dünyanın tamamı kederdir; ondan safâ bulan kısım ancak taatledir.
Bişr el-Hâfî
Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem, İbn RecebBişr el-HâfîŞüphesizbuilim
إِنَّ هَذَا الْعِلْمَ دِينٌ فَانْظُرُوا عَمَّنْ تَأْخُذُونَ دِينَكُمْ
Şüphesiz bu ilim dindir; dininizi kimden aldığınıza dikkat edin.
Ca'fer b. Muhammed (İbn Sirin'e nispetle)
Câmiu Beyâni'l-İlm, İbn AbdilberrCa'fer b. Muhammed (İbn Sirin'e nispetle)Kimöğrenmek
مَنْ رَأَى أَنَّهُ يَغْدُو أَوْ يَرُوحُ إِلَى الْمَسْجِدِ لِغَيْرِ مَا يَتَعَلَّمُ أَوْ يُعَلِّمُ فَقَدْ أَخْطَأَ
Kim öğrenmek veya öğretmekten başka bir sebeple mescide gidip geldiğini düşünürse, yanılmıştır.
Ebu'd-Derdâ
Câmiu Beyâni'l-İlm, İbn AbdilberrEbu'd-DerdâKimiç
مَنْ أَصْلَحَ سَرِيرَتَهُ أَصْلَحَ اللَّهُ عَلَانِيَتَهُ
Kim iç dünyasını ıslah ederse, Allah onun görünen halini de ıslah eder.
Hâtim el-Esamm
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymHâtim el-Esammİnsanlarıhakkıyla
مَنْ عَرَفَ النَّاسَ اسْتَرَاحَ
İnsanları hakkıyla tanıyan kimse, rahata erer.
Fudayl b. İyâd
Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem, İbn RecebFudayl b. İyâdGerçekvâiz
الْوَاعِظُ مَنْ وَعَظَ النَّاسَ بِعَمَلِهِ لَا بِقَوْلِهِ
Gerçek vâiz, insanlara sözüyle değil ameliyle öğüt verendir.
Hasan el-Basrî
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymHasan el-BasrîKimAllah'tan
مَنْ خَافَ اللَّهَ أَخَافَ اللَّهُ مِنْهُ كُلَّ شَيْءٍ، وَمَنْ خَافَ النَّاسَ أَخَافَهُ اللَّهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ
Kim Allah'tan korkarsa, Allah her şeyi ona boyun eğdirir; kim insanlardan korkarsa, Allah onu her şeyden korkutur.
Hasan el-Basrî
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymHasan el-BasrîDinarvedirhem
بِئْسَ الرَّفِيقَانِ الدِّينَارُ وَالدِّرْهَمُ، لَا يَنْفَعَانِكَ حَتَّى يُفَارِقَاكَ
Dinar ve dirhem ne kötü iki yoldaştır; seninle ayrılmadıkça sana fayda vermezler.
Hasan el-Basrî
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymHasan el-BasrîTakvâmüttakîleri
مَا زَالَتِ التَّقْوَى بِالْمُتَّقِينَ حَتَّى تَرَكُوا كَثِيرًا مِنَ الْحَلَالِ مَخَافَةَ الْحَرَامِ
Takvâ, müttakîleri harama düşme korkusuyla helâlin çoğunu terk ettirecek dereceye ulaştırdı.
Hasan el-Basrî
Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû NuaymHasan el-Basrîİlminiyetsiz
طَلَبْتُ الْعِلْمَ وَلَمْ يَكُنْ لِي نِيَّةٌ، ثُمَّ رَزَقَنِيَ اللَّهُ النِّيَّةَ
İlmi niyetsiz talep ettim, sonra Allah bana niyeti nasip etti.
Süfyân es-Sevrî
Câmiu Beyâni'l-İlm, İbn AbdilberrSüfyân es-SevrîKötüameller
الْأَعْمَالُ السَّيِّئَةُ دَاءٌ وَالْعُلَمَاءُ دَوَاءٌ، فَإِذَا فَسَدَ الْعُلَمَاءُ فَمَنْ يَشْفِي الدَّاءَ
Kötü ameller birer hastalıktır, âlimler ise ilaçtır; âlimler bozulursa hastalığı kim tedavi eder?
Süfyân es-Sevrî
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, ZehebîSüfyân es-SevrîTevekkülkalbi
التَّوَكُّلُ قَطْعُ الِاسْتِشْرَافِ بِالْيَأْسِ مِنَ النَّاسِ
Tevekkül, kalbi insanlardan bir şey beklemekten kesip yalnızca Allah'a bağlamaktır.
İmam Ahmed b. Hanbel
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, Zehebîİmam Ahmed b. HanbelDünyadanaz
مَا قَلَّ مِنَ الدُّنْيَا كَانَ أَقَلَّ لِلْحِسَابِ
Dünyadan az olan şey, hesaptan da az olur.
İmam Ahmed b. Hanbel
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, Zehebîİmam Ahmed b. HanbelFütüvvetnedir
سُئِلَ عَنِ الْفُتُوَّةِ فَقَالَ: تَرْكُ مَا تَهْوَى لِمَا تَخْشَى
Fütüvvet nedir diye soruldu; dedi ki: Korktuğun için arzuladığını terk etmendir.
İmam Ahmed b. Hanbel
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, Zehebîİmam Ahmed b. HanbelBizmütevazı
نَحْنُ قَوْمٌ مَسَاكِينُ، نَأْكُلُ أَرْزَاقَنَا وَنَنْتَظِرُ آجَالَنَا
Biz mütevazı bir topluluğuz; rızkımızı yeriz ve ecelimizi bekleriz.
İmam Ahmed b. Hanbel
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, Zehebîİmam Ahmed b. HanbelAllah'ızikretmek
ذِكْرُ اللَّهِ لِلْقَلْبِ كَالْمَاءِ لِلسَّمَكِ، فَإِذَا فَارَقَ الذِّكْرُ الْقَلْبَ مَاتَ كَمَا يَمُوتُ السَّمَكُ إِذَا فَارَقَ الْمَاءَ
Allah'ı zikretmek kalp için, su balık için neyse odur; zikir kalpten ayrılınca, balık sudan ayrılınca öldüğü gibi kalp de ölür.
İbn Teymiyye
Mecmûu'l-Fetâvâİbn TeymiyyeKalbiniAllah
مَنْ قَرَّرَ أَنْ يَسْتَقِرَّ قَلْبُهُ عِنْدَ اللَّهِ وَجَدَ السُّكُونَ، وَمَنْ أَطْلَقَهُ فِي النَّاسِ عَاشَ فِي قَلَقٍ دَائِمٍ
Kalbini Allah katında sabit kılmaya karar veren sükûnet bulur; kalbini insanlara salıveren ise sürekli bir kaygı içinde yaşar.
İbn Teymiyye
Mecmûu'l-Fetâvâİbn TeymiyyeEbedîmutluluğu
مَنْ أَرَادَ السَّعَادَةَ الْأَبَدِيَّةَ فَلْيَلْزَمْ عَتَبَةَ الْعُبُودِيَّةِ
Ebedî mutluluğu isteyen, kulluk eşiğinde durmayı sürdürsün.
İbn Teymiyye
Mecmûu'l-Fetâvâİbn TeymiyyeKibiraşağılık
التَّكَبُّرُ مِنْ أَخْلَاقِ اللِّئَامِ
Kibir, aşağılık kimselerin ahlâkındandır.
İmam Şâfiî
Dîvânu'ş-Şâfiîİmam ŞâfiîGerçekfakih
الْفَقِيهُ هُوَ الْفَقِيهُ بِفِعْلِهِ وَخُلُقِهِ، وَلَيْسَ بِنُطْقِهِ وَمَقَالِهِ
Gerçek fakih, sözüyle değil, fiili ve ahlâkıyla fakih olandır.
İmam Şâfiî
Dîvânu'ş-Şâfiîİmam ŞâfiîBırakgünler
دَعِ الْأَيَّامَ تَفْعَلْ مَا تَشَاءُ، وَطِبْ نَفْسًا إِذَا حَكَمَ الْقَضَاءُ
Bırak günler dilediğini yapsın; kader hükmettiğinde gönlün hoş olsun.
İmam Şâfiî
Dîvânu'ş-Şâfiîİmam Şâfiî