Telaffuz00/XXXIV

Telaffuz Aynası68 mısra

Telaffuz Aynası

Şeyh'in okuyuşunu dinle, aynı mısraı sen oku. İki ses üst üste gelsin.

el-Menzûmetü'l-Beykûniyye · Ömer b. Muhammed b. Fütûh el-Beykûnî · 34 beyit

Şeyhin ilk mısrayı okuyuşunun ses dalgası.
I

Mukaddime

Hamd ve salât ile açılış; ardından manzumenin ne yapacağının ilânı.

Beyit 12

أَبْدَأُ بِالْحَمْدِ مُصَلِّياً عَلَى

مُحَمَّدٍ خَيْرِ نَبِيٍّ أُرْسِلَا

ebdeü bilhamdi musalliyen alâ · muhammedin hayri nebiyyin ursilâ

Hamd ile başlıyorum, salât ederek — Muhammed’e — gönderilmiş peygamberlerin en hayırlısına.TASLAK

وَذِي مِنْ أَقْسَامِ الْحَدِيثِ عِدَّهْ

وَكُلُّ وَاحِدٍ أَتَى وَحَدَّهْ

vezî min aksâmi el-hadîsi ıddeh · veküllü vâhıdin etâ vahaddeh

İşte sana hadis çeşitlerinden bir sayı; — her biri, tarifiyle birlikte geldi.TASLAK

II

Sahîh ve Hasen

Kesintisiz isnad, âdil ve zabt sahibi râvi; hasenin sahîhten ayrıldığı yer.

Beyit 35

أَوَّلُهَا الصَّحِيحُ وَهْوَ مَا اتَّصَلْ

إِسْنَادُهُ وَلَمْ يَشُذَّ أَوْ يُعَلّ

evvelühâ es-sahîhu vehve mâ ittasal · isnâdühü velem yeşüzze ev yu'all

İlki sahîhtir; o, isnâdı kesintisiz olandır — — ne şâz olur, ne de illetli bulunur.TASLAK

يَرْوِيهِ عَدْلٌ ضَابِطٌ عَنْ مِثْلِهِ

مُعْتَمَدٌ فِي ضَبْطِهِ وَنَقْلِهِ

yarvîhi adlün dâbıtun an mislihi · mu'temedün fî dabtıhi venaklihi

Onu, âdil ve zabt sahibi bir râvi kendi gibi birinden rivayet eder; — zabtında ve naklinde kendisine güvenilen biridir.TASLAK

وَالْحَسَنُ الْمَعْرُوفُ طُرْقاً وَغَدَتْ

رِجَالُهُ لَا كَالصَّحِيحِ اشْتَهَرَتْ

vâlhasenü el-ma'rûfü turken vağadet · ricâlühü lâ kâlssahîhı işteheret

Hasen ise yolları bilinen hadistir; ancak — râvileri sahîhin râvileri kadar meşhur değildir.TASLAK

III

Zayıf ve İsnadın Vasıfları

Hasene ulaşamayan zayıf; sonra merfû, müsned, muttasıl, müselsel, azîz ve âlî isnadın vasıfları.

Beyit 614

وَكُلُّ مَا عَنْ رُتْبَةِ الْحُسْنِ قَصُرْ

فَهْوَ الضَّعِيفُ وَهْوَ أَقْسَاماً كَثُرْ

veküllü mâ an rütbee el-husni kasur · fehve ed-da'îfü vehve aksâmen kesur

Hasen derecesine ulaşamayan her şey — zayıftır; onun da çeşitleri çoktur.TASLAK

وَمَا أُضِيفَ لِلنَّبِيِّ الْمَرْفُوعُ

وَمَا لِتَابِعٍ هُوَ الْمَقْطُوعُ

vemâ udîfe lilnnebiyyi el-marfû'u · vemâ litâbı'ın hüve el-maktû'u

Peygamber’e nispet edilen merfûdur; — tâbiîye nispet edilen ise maktûdur.TASLAK

وَالْمُسْنَدُ الْمُتَّصِلُ الْإِسْنَادِ مِنْ

رَاوِيهِ حَتَّى الْمُصْطَفَى وَلَمْ يَبِنْ

vâlmüsnedü el-müttasılü el-isnâdi min · râvîhi hattâ el-mustafâ velem yebin

Müsned, isnâdı râvisinden — Mustafâ’ya kadar bitişik olan ve arasında kopukluk görülmeyendir.TASLAK

وَمَا بِسَمْعِ كُلِّ رَاوٍ يَتَّصِلْ

إِسْنَادُهُ لِلْمُصْطَفَى فَالْمُتَّصِلْ

vemâ bisem'ı külli râvin yettasıl · isnâdühü lilmustafâ fâlmüttasıl

Her râvinin işitmesiyle isnâdı — Mustafâ’ya ulaşan hadis ise muttasıldır.TASLAK

مُسَلْسَلٌ قُلْ مَا عَلَى وَصْفٍ أَتَى

مِثْلُ أَمَا وَاللَّهِ أَنْبَأَنِي الْفَتَى

müselselün kul mâ alâ vasfin etâ · mislü emâ vâlllehi enbeenî el-fetâ

Müselsel de: bir vasıf üzere gelen hadise de; — meselâ “Dikkat et, vallahi bana şu genç haber verdi” demek gibi.TASLAK

كَذَاكَ قَدْ حَدَّثَنِيهِ قَائِماً

أَوْ بَعْدَ أَنْ حَدَّثَنِي تَبَسَّمَا

kezâke kad haddesenîhi kâ'imen · ev ba'de en haddesenî tebessemâ

Yine “bunu bana ayakta iken rivayet etti” demek gibi, — yahut “bana rivayet ettikten sonra gülümsedi” demek gibi.TASLAK

عَزِيزٌ مَرْوِيُّ اثْنَيْنِ أَوْ ثَلَاثَهْ

مَشْهُورٌ مَرْوِيُّ فَوْقَ مَا ثَلَاثَهْ

azîzün marviyyü isneyni ev selâseh · meşhûrün marviyyü fevka mâ selâseh

Azîz, iki yahut üç kişinin rivayet ettiğidir; — meşhûr ise üçten fazlasının rivayet ettiğidir.TASLAK

مُعَنْعَنٌ كَعَنْ سَعِيدٍ عَنْ كَرَمْ

وَمُبْهَمٌ مَا فِيهِ رَاوٍ لَمْ يُسَمْ

mu'an'anün ka'an sa'îdin an kerem · vemübhemün mâ fîhi râvin lem yüsem

Mu‘an‘an, “Saîd’den, Kerem’den” demek gibidir; — mübhem ise içinde adı verilmemiş bir râvi bulunandır.TASLAK

وَكُلُّ مَا قَلَّتْ رِجَالُهُ عَلَا

وَضِدُّهُ ذَاكَ الَّذِي قَدْ نَزَلَا

veküllü mâ kallet ricâlühü alâ · vadıddühü zâke illezî kad nezelâ

Râvileri az olan her isnâd âlîdir; — zıddı ise nâzil olandır.TASLAK

IV

Mevkūf, Mürsel, Munkatı'

Sahâbede duran söz; düşen halkalar ve şeyhini gizleyen tedlîsin iki türü.

Beyit 1520

وَمَا أَضَفْتَهُ إِلَى الْأَصْحَابِ مِنْ

قَوْلٍ وَفِعْلٍ فَهْوَ مَوْقُوفٌ زُكِنْ

vemâ adaftehü ilâ el-ashâbi min · kavlin vefı'lin fehve mevkûfün zükin

Sahâbeye nispet ettiğin söz ve fiil ise — mevkūftur — böyle bilinmiştir.TASLAK

وَمُرْسَلٌ مِنْهُ الصَّحَابِيُّ سَقَطْ

وَقُلْ غَرِيبٌ مَا رَوَى رَاوٍ فَقَطْ

vemurselün minhü es-sahâbiyyü sakat · vakul ğarîbün mâ revâ râvin fakat

Mürsel, isnâdından sahâbî düşmüş olandır; — garîb de de: yalnız tek bir râvinin rivayet ettiğidir.TASLAK

وَكُلُّ مَا لَمْ يَتَّصِلْ بِحَالٍ

إِسْنَادُهُ مُنْقَطِعُ الْأَوْصَالِ

veküllü mâ lem yettasıl bıhâlin · isnâdühü münkatı'u el-evsâli

İsnâdı hiçbir şekilde bitişmeyen her hadis — halkaları kopuk olandır, yani munkatı‘dır.TASLAK

وَالْمُعْضَلُ السَّاقِطُ مِنْهُ اثْنَانِ

وَمَا أَتَى مُدَلَّساً نَوْعَانِ

vâlmu'dalü es-sâkıtu minhü isnâni · vemâ etâ müdellesen nev'âni

Mu‘dal, kendisinden iki râvi düşmüş olandır; — müdelles olarak gelen ise iki türlüdür.TASLAK

الْأَوَّلُ الْإِسْقَاطُ لِلشَّيْخِ وَأَنْ

يَنْقُلَ عَمَّنْ فَوْقَهُ بِعَنْ وَأَنْ

el-evvelü el-iskâtu lilşşeyhı veen · yenkule ammen fevkahü bı'an veen

Birincisi, şeyhini isnâddan düşürmesi ve — ondan yukarıdakinden “an” ve “enne” lafzıyla nakletmesidir.TASLAK

وَالثَّانِي لَا يُسْقِطُهُ لَكِنْ يَصِفْ

أَوْصَافَهُ بِمَا بِهِ لَا يَنْعَرِفْ

vâlssânî lâ yüskıtuhü lekin yasıf · evsâfehü bimâ bihi lâ yen'arif

İkincisi, şeyhini düşürmez; fakat — onu tanınmayacağı vasıflarla anar.TASLAK

V

Şâz, Maklûb, Muallel

Cemaate muhalefet, yer değiştirme, gizli illet, ıztırâb ve metne karışan söz.

Beyit 2126

وَمَا يُخَالِفْ ثِقَةٌ فِيهِ الْمَلَا

فَالشَّاذُّ وَالْمَقْلُوبُ قِسْمَانِ تَلَا

vemâ yuhâlif sıkae fîhi el-melâ · fâlşşâzzü vâlmaklûbü kısmâni telâ

Bir sika râvinin, cemaate muhalefet ettiği rivayet — şâzdır. Maklûb ise iki kısımdır, şimdi geliyor:TASLAK

إِبْدَالُ رَاوٍ مَا بِرَاوٍ قِسْمُ

وَقَلْبُ إِسْنَادٍ لِمَتْنٍ قِسْمُ

ibdâlü râvin mâ birâvin kısmü · vakalbü isnâdin limetnin kısmü

Bir râvinin yerine başka bir râvi konması bir kısımdır; — bir metnin isnâdının değiştirilmesi de öbür kısımdır.TASLAK

وَالْفَرْدُ مَا قَيَّدْتَهُ بِثِقَةِ

أَوْ جَمْعٍ أَوْ قَصْرٍ عَلَى رِوَايَةِ

vâlfardü mâ kayyedtehü bisıkae · ev cem'ın ev kasrin alâ rivâyee

Ferd, bir sikaya kayıtladığın rivayettir; — yahut bir topluluğa ya da tek bir rivayete hasrettiğin.TASLAK

وَمَا بِعِلَّةٍ غُمُوضٍ أَوْ خَفَا

مُعَلَّلٌ عِنْدَهُمُ قَدْ عُرِفَا

vemâ bı'ıllee ğumûdın ev hafâ · mu'allelün ındehümü kad urifâ

Kapalı yahut gizli bir illet taşıyan rivayet — onların ıstılahında muallel diye bilinmiştir.TASLAK

وَذُو اخْتِلَافٍ سَنَدٍ أَوْ مَتْنٍ

مُضْطَرِبٌ عِنْدَ أُهَيْلِ الْفَنِّ

vezû ihtilâfin senedin ev metnin · mudtaribün ınde üheyli el-fenni

Senedinde yahut metninde ihtilâf bulunan rivayet — bu ilmin ehlince muzdaribdir.TASLAK

وَالْمُدْرَجَاتُ فِي الْحَدِيثِ مَا أَتَتْ

مِنْ بَعْضِ أَلْفَاظِ الرُّوَاةِ اتَّصَلَتْ

vâlmüdrecâtü fî el-hadîsi mâ etet · min ba'dı el-fâzı er-rüvâe ittasalet

Hadisteki müdrecler, râvilerin bazı sözlerinden — gelip metne bitişmiş olan kısımlardır.TASLAK

VI

Müdebbec ve Müştebih

Akranın akrandan rivayeti; lafzı ve yazılışı birbirine karışan isimler.

Beyit 2729

وَمَا رَوَى كُلُّ قَرِينٍ عَنْ أَخِهْ

مُدَبَّجٌ فَاعْرِفْهُ حَقًّا وَانْتَخِهْ

vemâ revâ küllü karînin an ahıh · müdebbecün fâ'rifhü hakkan vântahıh

İki akranın birbirinden rivayet ettiği hadis — müdebbecdir; bunu hakkıyla bil ve benimse.TASLAK

مُتَّفِقٌ لَفْظاً وَخَطًّا مُتَّفِقْ

وَضِدُّهُ فِيمَا ذَكَرْنَا الْمُفْتَرِقْ

müttefıkun lefzen vahattan müttefık · vadıddühü fîmâ zekarnâ el-müfterık

Lafzı ve yazılışı bir olan müttefiktir; — andığımız hususta zıddı ise müfteriktir.TASLAK

مُؤْتَلِفٌ مُتَّفِقُ الْخَطِّ فَقَطْ

وَضِدُّهُ مُخْتَلِفٌ فَاخْشَ الْغَلَطْ

mü'telifün müttefıku el-hattı fakat · vadıddühü muhtelifün fâhşe el-ğalat

Mü’telif, yalnız yazılışı bir olandır; — zıddı muhteliftir — yanılmaktan sakın.TASLAK

VII

Münker, Metrûk, Mevzû

Tek kalmış rivayetten reddedilmişe, oradan uydurmaya inen üç basamak.

Beyit 3032

وَالْمُنْكَرُ الْفَرْدُ بِهِ رَاوٍ غَدَا

تَعْدِيلُهُ لَا يَحْمِلُ التَّفَرُّدَا

vâlmünkerü el-fardü bihi râvin ğadâ · ta'dîlühü lâ yahmilü et-teferrüdâ

Münker, bir râvinin tek başına rivayet ettiğidir; — öyle ki ta‘dîli, bu tek kalmayı kaldıracak güçte değildir.TASLAK

مَتْرُوكُهُ مَا وَاحِدٌ بِهِ انْفَرَدْ

وَأَجْمَعُوا لِضَعْفِهِ فَهُوَ كَرَدّ

metrûkühü mâ vâhıdün bihi infered · veecma'û lıda'fihi fehüve keredd

Metrûk, tek bir kişinin rivayetinde kaldığı — ve zayıflığında ittifak ettikleri rivayettir; reddedilmiş gibidir.TASLAK

وَالْكَذِبُ الْمُخْتَلَقُ الْمَصْنُوعُ

عَلَى النَّبِيِّ فَذَلِكَ الْمَوْضُوعُ

vâlkezibü el-muhtelaku el-masnû'u · alâ en-nebiyyi fezelike el-mevdû'u

Peygamber’e karşı uydurulup düzülen yalana gelince, — işte mevzû odur.TASLAK

VIII

Hâtime

Manzume kendi adını koyar ve beyit sayısını verir: otuzun üstüne dört.

Beyit 3334

وَقَدْ أَتَتْ كَالْجَوْهَرِ الْمَكْنُونِ

سَمَّيْتُهَا مَنْظُومَةَ الْبَيْقُونِي

vakad etet kâlcevheri el-meknûni · semmeytühâ menzûmee el-beykûnî

Bu manzume saklı bir cevher gibi geldi; — adını “Beykûniyye Manzumesi” koydum.TASLAK

فَوْقَ الثَّلَاثِينَ بِأَرْبَعٍ أَتَتْ

أَبْيَاتُهَا تَمَّتْ بِخَيْرٍ خُتِمَتْ

fevka es-selâsîne biarba'ın etet · ebyâtühâ temmet bıhayrin hutimet

Otuzun üstüne dört ekleyerek geldi — beyitleri; hayırla tamam oldu, hayırla bitti.TASLAK

Meşk Defteri

Bu cihazda kalan çalışman. Hiçbir yere gönderilmiyor; «Kayıtlarımı sil» ile tamamen silinir.

0 / 68denenen mısra0iyi hizalanan

Temmet.

فَوْقَ الثَّلَاثِينَ بِأَرْبَعٍ أَتَتْ

أَبْيَاتُهَا تَمَّتْ بِخَيْرٍ خُتِمَتْ

el-Menzûmetü'l-Beykûniyye34 beyit, 68 mısra. Her mısranın Arapça metni en az iki neşirle karşılaştırıldı; referans okuyuşun künyesi mısra sayfasında.

Telaffuz nihaî olarak hocadan talakkî ile öğrenilir; bu ayna yalnız bir mîzandır.

Gezmek için kaydırel-Menzûmetü'l-Beykûniyye

Sesin cihazından çıkmıyor. Karşılaştırma tarayıcında yapılıyor.

Görünüş

Atmosfer

Metinler değişmez. Işık değişir.

Seçili atmosferKâğıt & MürekkepMineral kâğıt, ceviz mürekkebi ve ölçülü yazma kırmızısı.

Lafız

Avlu

Bu avludaki diğer odalar