Akide Sütunları

Tevhîd-i Ulûhiyye

İbadetin, duanın, korkunun ve teslimiyetin yalnız Allah'a has kılınması; ibadette hiçbir aracı veya ortak kabul edilmemesi.

← Akide Sütunları başlıklarına dön

Tevhîd-i Ulûhiyyeتوحيد الألوهية

Tevhîd-i ulûhiyye, Allah'ın yegâne yaratıcı olduğunu kabul etmekten (tevhîd-i rubûbiyyet) ibaret değildir; kalbin mutlak sevgi, boyun eğiş, korku, umut ve duayla yalnızca Allah'a yönelmesidir. Mekke müşrikleri dahi gökleri ve yeri yaratanın Allah olduğunu kabul ediyor, fakat ibadette putları ve salih kişileri O'na aracı kılarak şirke düşüyordu. Lâ ilâhe illallah sözü, kalpten sahte ilahları söküp yerine yalnız Allah'ı koymaktır.

Deliller

عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى حِمَارٍ، فَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، أَتَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى العِبَادِ...»

Muâz b. Cebel'den (r.a) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir gün binek üzerinde Nebi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasında idim. Bana şöyle buyurdu: Ey Muâz! Allah'ın kulları üzerindeki hakkının ve kulların Allah üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun? Ben: Allah ve Resûlü en iyisini bilir dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Allah'ın kulları üzerindeki hakkı; yalnızca O'na ibadet etmeleri ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise; kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseye azap etmemesidir.

Sahîhu'l-Buhârî, Libâs 101, Tevhîd 1sahih (İttifak (Buhârî ve Müslim'in müşterek rivayeti)) · Sahîhu Müslim, Îmân 48sahih (İttifak (Buhârî ve Müslim'in müşterek rivayeti))

İmam Buhârî · Sahîhu'l-Buhârî

İmam Müslim · Sahîhu Müslim

İbn TeymiyyeRisâletü'l-Ubûdiyye (Mecmûu'l-Fetâvâ, 1/21)
Tevhid, sadece Allah'ın yegâne yaratıcı ve rızık verici olduğunu bilmekten ibaret değildir. Eğer öyle olsaydı, Mekke müşriklerinin de mümin sayılması gerekirdi; zira onlara 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorulduğunda 'Allah' derlerdi. Lakin onlar, ibadette, duada, sığınmada ve sevgide putları veya salih kişileri Allah'a aracı kılarak şirke düştüler. Hakiki tevhid (tevhid-i uluhiyyet); kalbin mutlak sevgi, boyun eğiş, korku, umut ve dua ile yalnızca Allah'a yönelmesidir.

İbn Teymiyye · Risâletü'l-Ubûdiyye (Mecmûu'l-Fetâvâ, 1/21) · 1/21

İbnü'l-Kayyimİğâsetü'l-Lehfân / ed-Dâ' ve'd-Devâ
Şirkin en hafifi, insanın Allah'ın nazarını bırakıp mahlukatın rızasını gözetmesi (riya) iken, en büyüğü mahlukatı Allah'a denk tutmaktır. Kalpte Allah'tan başkasına duyulan ve itaati gerektiren mutlak bir korku veya mutlak bir umut varsa, o kalp tevhidini zedelemiştir.

İbnü'l-Kayyim · İğâsetü'l-Lehfân / ed-Dâ' ve'd-Devâ

Vehb b. MünebbihSahîhu'l-Buhârî, Kitâbü'l-Cenâiz (ta'lîk olarak)
Kendisine 'Lâ ilâhe illallah cennetin anahtarı değil midir?' diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: Evet, öyledir. Lakin hiçbir anahtar yoktur ki onun dişleri (şartları) olmasın. Eğer sen cennetin kapısına dişleri (ihlası, farzları, haramlardan kaçınması ve ameli) olan bir anahtar getirirsen kapı sana açılır; aksi takdirde açılmaz.

Vehb b. Münebbih · Sahîhu'l-Buhârî, Kitâbü'l-Cenâiz (ta'lîk olarak)