AKÎDESEKİZ SÜTUNVIII
akide sütunları
İtikadın taşıyıcı kaideleri; her biri delil, tarihî muhalefet ve selefin reddiyesiyle.
BAŞLA
GEZMEK İÇİN KAYDIR

SÜTUN Iتوحيد الألوهية
Tevhîd-i Ulûhiyye
Tevhîd-i ulûhiyye, Allah'ın yegâne yaratıcı olduğunu kabul etmekten (tevhîd-i rubûbiyyet) ibaret değildir; kalbin mutlak sevgi, boyun eğiş, korku, umut ve duayla yalnızca Allah'a yönelmesidir. Mekke müşrikleri dahi gökleri ve yeri yaratanın Allah olduğunu kabul ediyor, fakat ibadette putları ve salih kişileri O'na aracı kılarak şirke düşüyordu. Lâ ilâhe illallah sözü, kalpten sahte ilahları söküp yerine yalnız Allah'ı koymaktır.
عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى حِمَارٍ، فَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، أَتَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى العِبَادِ...»
Muâz b. Cebel'den (r.a) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir gün binek üzerinde Nebi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasında idim. Bana şöyle buyurdu: Ey Muâz! Allah'ın kulları üzerindeki hakkının ve kulların Allah üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun? Ben: Allah ve Resûlü en iyisini bilir dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Allah'ın kulları üzerindeki hakkı; yalnızca O'na ibadet etmeleri ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise; kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseye azap etmemesidir.
SAHÎHU'L-BUHÂRÎ, LİBÂS 101, TEVHÎD 1SAHÎHU MÜSLİM, ÎMÂN 48SAHİHDELİL ×4
OKU
SÜTUN IIالأسماء والصفات
Esmâ ve Sıfât
Ehl-i Sünnet'in yolu, Allah Teâlâ'nın Kitabında ve Resûlü'nün Sünnetinde kendisini vasfettiği isim ve sıfatları, hiçbir tahrif (anlamını saptırma), ta'tîl (inkâr etme), tekyîf (nasıllığını sorgulama) ve temsîl (yaratılmışlara benzetme) yapmaksızın olduğu gibi kabul etmektir. Bu, hem sıfatları inkâr eden Mu'attıla'nın hem de onları yaratılmışlara benzeten Müşebbihe'nin arasında bir vasat çizgidir.
O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işiten ve görendir.
KUR'ÂN-I KERÎM — EŞ-ŞÛRÂ 42/11DELİL ×5 · REDDİYE ×2 · MUHALEFET: MU'ATTILA (CEHMİYYE VE MU'TEZİLE) · MÜŞEBBİHE
OKU
SÜTUN IIIالقرآن كلام الله
Kur'ân'ın Kelâmullah Oluşu
Ehl-i Sünnet'e göre Kur'ân, Allah'ın harf ve mana ile hakiki kelamıdır; mahluk (yaratılmış) değildir. Bu mesele, 3. asırda devlet eliyle dayatılan 'halku'l-Kur'ân' fitnesi (mihne) sırasında Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere Ehl-i Sünnet imamlarının işkence ve hapse rağmen sebat ettiği bir imtihan konusu olmuştur.
وَإِنْ أَحَدٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّى يَسْمَعَ كَلَامَ اللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ
Eğer müşriklerden biri senden (aman dileyip) sığınma isterse, ona sığınma hakkı ver; ta ki Allah'ın kelâmını işitsin. Sonra onu güvende olacağı yere ulaştır.
KUR'ÂN-I KERÎM — ET-TEVBE 9/6DELİL ×3 · REDDİYE ×1 · MUHALEFET: CEHMİYYE VE MU'TEZİLE
OKU
SÜTUN IVالقدر
Kader
Kaderin aslı, Allah Teâlâ'nın yarattıkları hakkındaki bir sırdır; derinlemesine dalıp vesveseye kapılmak hüsrana açılan bir kapıdır. Kaderi ihticac (delil gösterme) iki çeşittir: musibetler karşısında kadere sığınmak peygamberlerin ve salihlerin yoludur; günah ve isyanları savunmak için kaderi öne sürmek ise İblis'in ve müşriklerin yoludur.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى...»
Ebû Hureyre'den (r.a) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Âdem ile Mûsâ (aleyhimesselam) tartıştılar. Mûsâ, Âdem'e: 'Sen bizim babamızsın; bizi hüsrana uğrattın ve cennetten çıkardın' dedi. Âdem de ona: 'Beni, Allah'ın daha yaratılmamdan kırk sene önce hakkımda takdir ettiği bir iş için mi kınıyorsun?' dedi. Böylece Âdem, Mûsâ'yı delille susturdu.
SAHÎH-İ BUHÂRÎ, KADER 4, HADİS NO. 6614SAHÎH-İ MÜSLİM, KADER 39, HADİS NO. 2652SAHİHDELİL ×5 · REDDİYE ×1 · MUHALEFET: KADERİYYE
OKU
SÜTUN Vالإيمان
Îmân
Ehl-i Sünnet'e göre iman; kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve organların amelidir. Taatle artar, günahla eksilir. Büyük günah işleyen kişi imandan tamamen çıkmaz (Hâricîlerin iddiasının aksine), fakat günahı imana hiç zarar vermeyen tam bir mümin de sayılmaz (Mürcie'nin iddiasının aksine); imanının kemali eksilmiştir.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ...»
Ebû Hureyre'den (r.a) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: İman yetmiş küsur — veya altmış küsur — şubedir. En üstünü Lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.
SAHÎH-İ MÜSLİM, ÎMÂN 58SAHİHDELİL ×6 · REDDİYE ×3 · MUHALEFET: HAVÂRİC · MU'TEZİLE
OKU![Pair of Carved Doors, dated [8]70 AH/1466 CE — The Metropolitan Museum of Art (CC0)](/_next/image?url=%2Fgorsel%2Fkolaj%2F449029.webp&w=2048&q=75)
SÜTUN VIحجية السنة
Sünnetin Hücciyeti
Ehl-i Sünnet'e göre Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sözü, fiili ve takriri, kendi hevâsından değil vahiyden kaynaklanır ve Kur'ân'la birlikte bağlayıcı bir hüküm kaynağıdır. Sünneti, sırf Kur'ân'da doğrudan yazılı olmadığı için bağlayıcılığını reddetmek, bizzat Kur'ân'ın Peygamber'e itaati emreden ayetleriyle çelişir.
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا
Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan sakının.
KUR'ÂN-I KERÎM — EL-HAŞR 59/7DELİL ×3 · REDDİYE ×1 · MUHALEFET: KUR'ÂNİYYÛN (SÜNNET İNKÂRCILARI)
OKU
SÜTUN VIIالصحابة
Sahâbe
Ehl-i Sünnet, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün ashabının adalet vasfını taşıdığına icmâ etmiştir; aralarında çıkan ihtilaflarda içtihat hatası aranır, art niyet aranmaz. Nebî'nin ashabını sövmekten sakındıran rivayetler meşhurdur.
لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ
Andolsun, o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, üzerlerine güven ve huzur indirmiş, onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.
KUR'ÂN-I KERÎM — EL-FETH 48/18DELİL ×3 · REDDİYE ×1 · MUHALEFET: RÂFIZA
OKU
SÜTUN VIIIالآخرة ورؤية الله
Âhiret ve Rü'yetullah
Müminlerin cennette Allah Teâlâ'yı vasıtasız, hudutsuz ve keyfiyetini idrak edemeden gözleriyle görecekleri haktır. Dünya hayatında gözler O'nu idrak edemez, lakin O gözleri idrak eder. Bu, cennet ehlinin en büyük nimeti ve göz aydınlığıdır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ * إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
O gün birtakım yüzler taptaze ve parıl parıl parlar; Rablerine bakarlar (O'nu görürler).
KUR'ÂN-I KERÎM — EL-KIYÂME 75/22-23DELİL ×4 · MUHALEFET: MU'TEZİLE VE CEHMİYYE
OKUSekiz sütun, tek kubbe.
Her sütunun delili, tarihî muhalefeti ve selefin reddiyesi kendi sayfasında künyesiyle durur. Görseller The Metropolitan Museum of Art Açık Erişim koleksiyonundandır (CC0).
Bu sitede hiçbir söz kaynaksız değil.