IVSelef-i Salihîn Hayatları: İmam Muhammed b. İsmâil el-Buhârî (ö. 256/870)
13 Şevval 194’te (20 Temmuz 810) Buhara’da doğan Muhammed b. İsmâil el-Buhârî, güçlü hâfızası, râvi bilgisi ve rivayetlerdeki gizli kusurları fark etmedeki yetkinliğiyle tanındı.
I.Hadis Yolculukları ve Hocaları
On altı yaşında annesi ve kardeşiyle hacca gitti; ailesi döndüğünde Mekke’de kalarak tahsilini sürdürdü. Hicaz’da altı yıl geçirdi. Bağdat, Basra, Kûfe, Belh, Dımaşk, Mısır, Merv ve Nîşâbur gibi merkezlere defalarca seyahat ederek geniş bir rivayet ağı kurdu.
İshak b. Râhûye onun hocaları; Müslim ve Tirmizî talebeleri arasındaydı. Kendisinden hadis yazdığı hocaların sayısını 1080 olarak verir. Bu geniş çevre, farklı rivayet yollarını karşılaştırmasına imkân verdi.
Erken yaşta tenkit
Henüz on bir yaşlarındayken bir hocasının senedde yaptığı hatayı düzeltmesiyle tanındı. Onun hâfızası yalnız metin biriktirmeye değil, râvileri ve rivayet yollarını birbirinden ayırmaya dayanıyordu.
Bağdat imtihanı
Bağdatlı muhaddislerin sened ve metinlerini karıştırarak sunduğu rivayetleri önce hatalı halleriyle reddetti, ardından her birini doğru isnadıyla sıraladı. Bu olay, hafıza gücü kadar düzenli mukayese yeteneğini de gösterir.
Buhârî’nin seyahatleri, çok sayıda hadis toplama yarışından ibaret değildi. Aynı rivayetin farklı şehirlerdeki yollarını görerek râvilerin görüşme ihtimalini, metindeki ayrılıkları ve senedin sürekliliğini birlikte değerlendirdi.
II.el-Câmiu’s-Sahîh ve Hadis Tenkidi
el-Câmiu’s-sahîh’te yalnız güvenilir kabul ettiği rivayetlere yer verdi. Râvilerin aynı dönemde yaşamalarını yeterli görmeyip birbirleriyle görüşmüş olmalarına dair güçlü işaretler aradı. Hadislerdeki görünmeyen kusurları tespit eden illet bilgisi, seçiminin temel dayanaklarından biriydi.
Eserin bab başlıkları onun fıkhî tercihlerini yansıtır. Aynı hadisi farklı bölümlerde, ilgili hükmü gösterecek kısmıyla yeniden kullanması bu yüzden bilinçli bir yöntemdir. et-Târîhu’l-kebîr’de ise binlerce râvinin kimliğini ve rivayet ilişkilerini bir araya getirerek Sahîh’inin arkasındaki tenkit birikimini görünür kıldı.
el-Câmiu’s-sahîh
İman, ibadet, hukuk, ahlâk, tefsir ve siyer gibi geniş bir konu alanını kapsar. Seçilen rivayetlerin sıhhati kadar kitabın düzeni ve başlıklarla kurulan fıkhî bağ da eserin ilmî kimliğinin parçasıdır.
et-Târîhu’l-kebîr
Râvi biyografilerini toplayan eser, isim benzerliklerini ayırma ve rivayet ağlarını izleme bakımından hadis tenkidinin temel kaynaklarındandır. Buhârî bu çalışmaya genç yaşta Medine’de başladı.
Buhârî’nin başarısı yalnız en sahih hadisleri toplamak cümlesiyle açıklanamaz. Râvi tarihini, sened karşılaştırmasını, metin bilgisini ve fıkhî kavrayışı aynı kitapta bir araya getirmesi onu hadis tarihinin merkezî isimlerinden biri yaptı.
III.Nîşâbur İmtihanı, Bağımsızlığı ve Vefatı
Nîşâbur’da Kur’an lafzı etrafındaki tartışma, sözlerinin farklı yorumlanmasıyla büyüdü. Kur’an’ın Allah kelâmı ve mahlûk olmadığını, kulların okuyuş fiillerinin ise yaratılmış olduğunu belirtti. Tartışmanın ilmî zeminden çıkması üzerine şehri terk etti.
Buhara valisinin kendisine ve çocuklarına özel ders verme isteğini, ilmi belli kişilere ayıramayacağı gerekçesiyle reddetti. Ardından memleketinden çıkarıldı ve Semerkant yakınındaki Hartenk’te hastalandı. 256 yılının Ramazan Bayramı gecesi vefat etti; ertesi gün orada defnedildi.
İlim herkese açık
Yönetici çocuklarına ayrı ders vermeyi kabul etmedi. Onun için ilim, makam sahibinin ayağına götürülen bir ayrıcalık değil, aynı mecliste talep eden herkese açık tutulması gereken bir emanetti.
Tenkitte ölçü
Râvileri değerlendirirken ağır ve küçük düşürücü ifadelerden kaçınırdı. Hadis uydurmakla itham edilenler hakkında bile dili dikkatli kullanması, tenkidi şahsî saldırıdan ayırma gayretini gösterir.
Hayatının sonundaki iki ayrılık aynı tavrın sonucuydu: Tartışmada bilmediğini söylemekten, bildiğini de gizlemekten kaçındı; ilmi siyasî veya sosyal baskıya göre dağıtmayı kabul etmedi.