VISelef-i Salihîn Hayatları: İmam Ebû Dâvûd es-Sicistânî (ö. 275/889)
202 (817-18) yılında Sicistan’da doğan Süleyman b. Eş‘as Ebû Dâvûd, hadis tenkidindeki dikkatiyle fıkıh bilgisini birleştirdi; es-Sünen’i ahkâm hadislerinin başlıca kaynaklarından biri oldu.
I.Uzun Rihle, Hocaları ve Basra Yılları
Bağdat ve Basra’dan başlayarak Mekke, Kûfe, Halep, Harran, Humus, Dımaşk, Horasan, Belh ve Mısır’a uzanan bir tahsil yolu izledi. Yaklaşık üç yüz hocadan hadis aldı. Ahmed b. Hanbel’in meclisine uzun süre devam ederek hadis yanında fıkıh ve usul meselelerini de öğrendi.
Tarsus’ta yirmi yıl kaldı. Hayatının sonlarına doğru, Zenc isyanıyla yıpranan Basra’nın yeniden bir ilim merkezi olması için yapılan daveti kabul ederek şehre yerleşti. Oğlu Abdullah, Tirmizî, Ebû Bekir el-Hallâl ve Ebû Avâne el-İsferâyînî gibi isimler ondan faydalandı.
Üç yüz hoca
Hocaları arasında Ali b. Medînî, Yahyâ b. Maîn, İshak b. Râhûye ve Kuteybe b. Saîd gibi hadis tenkidinin önde gelen isimleri vardı. Bu geniş çevre, rivayetleri farklı ölçülerle sınamasına yardımcı oldu.
Basra’ya dönüş
Basra’ya yerleşmesi yalnız kişisel bir tercih değildi. Talebelerin yeniden şehre gelmesi ve ilmî hayatın canlanması umuluyordu; Ebû Dâvûd’un ders halkası bu yeniden kuruluşun merkezlerinden biri oldu.
Ahmed b. Hanbel’in derslerine uzun süre devam eden Ebû Dâvûd, daha sonra Tirmizî ve Nesâî gibi muhaddislere hocalık etti. Bu silsile, onun hadis ile fıkhı ayrı iki saha gibi görmeyen birikimini sonraki nesle taşıdı.
II.es-Sünen ve Ahkâm Hadislerini Seçme Usulü
Hayatı boyunca yazdığı yaklaşık 500.000 rivayet arasından 4800 hadisi seçerek es-Sünen’i meydana getirdi. Kitabını fıkıh bablarına göre düzenledi. İleri derecede zayıf gördüğü rivayetleri belirtmeye çalıştı; hakkında açıklama yapmadığı hadisleri ise kullanılabilir bulduğunu ifade etti.
Seçimde yalnız sahih hadisleri toplama amacı yoktu. Fakihlerin delil olarak kullandığı rivayetleri, farklı dereceleri görünür olacak biçimde bir araya getirdi. Mekkeliler’e yazdığı risalede kitabının kapsamını ve yöntemini bizzat açıklaması, erken dönem müelliflerinin eser tanıtımına dair dikkat çekici örneklerinden biridir.
es-Sünen
İbadet, aile, alışveriş, yargı ve cezalar gibi amelî konuların hadislerini toplar. Rivayetlerin derecesine ilişkin kısa notları, eseri yalnız bir derleme değil aynı zamanda tenkitli bir çalışma haline getirir.
Mekkeliler’e risale
Risâletü Ebî Dâvûd ilâ ehli Mekke, es-Sünen’de hangi tür rivayetlere yer verdiğini ve sustuğu hadislerle neyi kastettiğini açıklar. Eserin kendi yazarı tarafından yapılmış yöntem rehberidir.
Ebû Dâvûd’un kitabı, hadislerin dereceleri arasındaki farkı silmez. Okuyucuya hem kullanılan delili hem de o delilin tenkit bakımından taşıdığı durumu göstermeye çalışır.
III.İlimde Eşitlik, Zühdü ve Vefatı
Emîr Muvaffak’ın çocuklarına özel ders verme isteğini kabul etmedi; onların da diğer talebelerle aynı mecliste bulunmasını istedi. Bu tavır, ilmin makam sebebiyle ayrıcalığa dönüşmemesi gerektiği düşüncesinin açık bir örneğidir.
Sade ve zâhidâne bir hayat sürdüğü, râvileri değerlendirirken kesin bilgiye dayanmayan ithamlardan kaçındığı aktarılır. 16 Şevval 275’te (21 Şubat 889) Basra’da vefat etti ve Süfyân es-Sevrî’nin kabrinin yanına defnedildi.
Râvi tenkidinde açıklık
Bir râvi hakkında genel suçlamayı yeterli görmez, tenkit sebebinin açıkça belirtilmesini isterdi. Böylece cerh ve ta‘dîlin söylentiyle değil, izah edilebilir delille yürütülmesini savundu.
Fıkıh ve hadis
Farklı mezhep tabakatlarında anılmasına rağmen tek bir mezhebi taklit eden isim olarak görülmez. Ahmed b. Hanbel’den güçlü biçimde etkilenmiş, fakat eserinde kendi hadis ve fıkıh değerlendirmesini sürdürmüştür.
Ebû Dâvûd’un ilmî şahsiyetinde üç çizgi birleşir: uzun seyahatlerle kurulan geniş isnad ağı, râvi tenkidindeki ihtiyat ve hadisleri günlük hukuk meseleleriyle buluşturan fıkıh dikkati.