Hadis

HOROZUN GÖRDÜĞÜ, EŞEĞİN ÜRKTÜĞÜ: AZ BİLİNEN İKİ NEBEVÎ İNCELİK

Nebevî mirastan seçilmiş bir bölüm.

Hadis başlıklarına dön

HOROZUN GÖRDÜĞÜ, EŞEĞİN ÜRKTÜĞÜ: AZ BİLİNEN İKİ NEBEVÎ İNCELİK

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا سَمِعْتُمْ صِيَاحَ الدِّيَكَةِ فَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ، فَإِنَّهَا رَأَتْ مَلَكًا، وَإِذَا سَمِعْتُمْ نَهِيقَ الْحِمَارِ فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَإِنَّهُ رَأَى شَيْطَانًا»

Ebû Hureyre'den (r.a) rivayet edildiğine göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Horozların ötüşünü işittiğinizde Allah'tan lütfunu (fazlını) isteyin; çünkü o bir melek görmüştür. Eşeğin anırmasını işittiğinizde ise şeytandan Allah'a sığının; çünkü o bir şeytan görmüştür.

Sahîh-i Buhârî, Bed'ü'l-Halk 7 (Hadis no. 3303)

عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ دَخَلَ السُّوقَ فَقَالَ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، كَتَبَ اللَّهُ لَهُ أَلْفَ أَلْفِ حَسَنَةٍ، وَمَحَا عَنْهُ أَلْفَ أَلْفِ سَيِّئَةٍ»

Ömer b. el-Hattâb'dan (r.a) rivayet edildiğine göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Kim çarşıya girip 'Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur; mülk O'nundur, hamd O'nadır; diriltir ve öldürür; O, ölümsüz olarak diridir; hayır O'nun elindedir ve O her şeye kadirdir' derse, Allah ona bir milyon iyilik yazar, bir milyon günahını siler.

Sünen-i Tirmizî, Deavât 78 (Hadis no. 3428) — Tirmizî garîb demiş, çok sayıda destekleyici tarikiyle Elbânî tarafından hasen kabul edilmiştir

ÂLİMLERİN ŞERHİ VE NEBEVÎ İNCELİĞİN HİKMETİ

Hâfız İbn Hacer el-Askalânî (ö. 852/1449)Fethu'l-Bârî, Kitâbü Bed'i'l-Halk Şerhi
Bu hadis, hayvanların bir kısmının insanların göremediği bazı varlıkları (melek ve şeytan) idrak edebilme kabiliyetine sahip olduğuna dair sahih bir nasstır. Âlimler bunun, hayvanlara has bir duyu keskinliği veya Allah'ın onlara bahşettiği özel bir idrak olduğunu söylemiştir; bunun ötesine geçip nasıl görür, ne şekilde görür diye keyfiyetini araştırmak nassın sükût ettiği bir alandır. Hadisin fıkhı, kişiye horoz sesini işittiğinde gafletten uyanıp hayra yönelmesini, eşek anırmasını işittiğinde ise şerden Allah'a sığınmasını öğütlemesidir.
İmam el-Kâdî Ebû Bekir İbnü'l-Arabî (ö. 543/1148)Ârizatü'l-Ahvezî, Tirmizî Şerhi
Çarşı duası, günlük hayatın en dünyevi, en dikkati dağıtan ve en fazla yalanın, gafletin, hırsın yaşandığı yerinde bile Allah'ı zikretmenin mümkün ve gerekli olduğunu öğretir. Çarşı, insanların Rablerini en çok unuttuğu yerlerden biridir; Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) tam da bu unutkanlık mekânına bir tevhid cümlesini yerleştirerek, ticaretin ibadetten kopuk bir alan olmadığını, aksine tevhidle iç içe yaşanması gerektiğini göstermiştir.
Ebü'l-Alâ el-Mübârekfûrî (ö. 1353/1935)Tuhfetü'l-Ahvezî bi-Şerhi Câmii't-Tirmizî
Tirmizî bu hadisi rivayet ettikten sonra garîb ifadesini kullanmış, isnadındaki Ezher b. Sinân'ın hıfzı hakkında bazı münekkitler ihtilaf etmiştir. Fakat bu hadis, Ömer'den başka Ebû Hureyre ve İbn Ömer'den de farklı tariklerle rivayet edilmiş olup birbirini desteklemektedir; bu sebeple sonraki muhaddisler onu hasen li-gayrihî (destekleyici rivayetlerle hasen) derecesine yükseltmiştir. Bu, tek başına zayıf sayılabilecek bir rivayetin, başka tariklerle nasıl amel edilebilir hale geldiğinin güzel bir örneğidir.
İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350)el-Vâbilü's-Sayyib mine'l-Kelimi't-Tayyib
Nebi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetinde, insanın günün her anını -uykudan uyanışını, yemesini, çarşıya girişini, hatta bir hayvan sesi işitmesini bile- bir zikir ve marifet vesilesine çevirdiğini görürüz. Bu, dinin sadece mescide veya belli vakitlere hapsedilmiş bir ritüel olmadığını, aksine hayatın tamamını kuşatan bir bilinç hali olduğunu ispatlar. Az bilinen bu sünnetler, aslında dinin en büyük hikmetlerinden birini taşır: Gafleti, en gafil olunan anda dahi zikirle kesmek.