Fasıl I196 Hareket

Hadîs

Nebevî mirastan 196 hareket; her biri bir kaynağa bağlı, her biri bir eserle eşlenmiş — isnadın, hâfızanın ve elin sabrının çalışması.

Pyxis (Cylindrical Container) — 11th–early 12th century; figürsüz İslâm sanatı eseri (The Met, CC0).

Niyet ve İhsân

Amelin ölçüsü dışında değil, kalpte kurulur.

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Amellerancakniyetlere

إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى

Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyeti ne ise eline geçecek olan da odur.

Niyet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhBed'ü'l-Vahy 1SAHÎH

TİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Dikkatedin

أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ

Dikkat edin, bedende bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi olur, bozulursa bütün beden bozulur. Dikkat edin, o kalptir.

Kalp — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 39SAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Allahsizin

إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْظُرُ إِلَى أَجْسَامِكُمْ وَلَا إِلَى صُوَرِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ

Allah sizin bedenlerinize ve suretlerinize bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.

Kalp — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhKalpSAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Helâlaçıktır

إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا مُشَبَّهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ

Helâl açıktır, haram da açıktır. İkisi arasında birçok insanın bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüphelerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur.

Kalp — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 39SAHÎH

TİLE PANEL · LATE 13TH–14TH CENTURY · THE MET · CC0

Allahsizinsuretlerinize

إنَّ اللهَ لا يَنظُرُ إلى صُوَرِكُم وأموالِكُم، ولَكِن يَنظُرُ إلى قُلوبِكُم وأعمالِكُم

Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.

kalp · akide — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2564SAHÎH

PANEL · SECOND HALF 8TH CENTURY · THE MET · CC0

KimAllah'a

مَن أحَبَّ لقاءَ اللهِ أحَبَّ اللهُ لقاءَه

Kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever.

olum · kalp — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6508SAHÎH

PANEL · EARLY 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Benkulumun

قال اللهُ: أنا عِندَ ظَنِّ عَبدي بي

Ben kulumun bana olan zannı üzereyim.

akide · kalp — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 7505SAHÎH

PANEL · 8TH–9TH CENTURY · THE MET · CC0

Çokgülmeyin

لا تُكْثِروا الضَّحِكَ فإنَّ كَثرةَ الضَّحِكِ تُميتُ القَلبَ

Çok gülmeyin; çünkü çok gülmek kalbi öldürür.

kalp · ahlak — Elbânî hükmü

es-Silsiletü's-SahîhaElbânî tashîhiSAHÎH

DOOR · LATE 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Kalbindezerrekadar

لا يدخل الجنَّةَ من في قلبه مثقالُ ذَرَّةٍ من كِبرٍ

Kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez.

kibir · kalp · ahiret — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 91SAHÎH

PANEL · 11TH CENTURY · THE MET · CC0

Kişisevdiğiyle

قِيلَ للنبيِّ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ: الرَّجُلُ يُحِبُّ القَوْمَ ولَمَّا يَلْحَقْ بهِمْ؟ قالَ: المَرْءُ مع مَن أحَبَّ

Kişi sevdiğiyle beraberdir.

kalp · ahiret — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6168SAHÎH

PAİR OF DOORS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Niceoruç

رُبَّ صائمٍ ليس له من صيامِه إلا الجوعُ ، و رُبَّ قائمٍ ليس له من قيامِه إلا السَّهرُ

Nice oruç tutan vardır ki orucundan açlıktan başka nasibi yoktur.

oruc · ihlas — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

PANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Sizinhakkınızda

إنَّ أخوفَ ما أخافُ عليكمُ الشِّركُ الأصغرُ الرِّياءُ

Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir; o da riyâdır.

akide · riya · tevhid — Muhammed b. Muhammed el-Gazzî hükmü

İtkānü mâ YahsünMuhammed b. Muhammed el-Gazzî tashîhiSAHÎH

Îmân ve Tevhîd

Kalbin neye bağlandığı, her amelin rengini verir.

DOOR · DATED [8]70 AH/1466 CE · THE MET · CC0

İmanyetmiş

الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً، أَفْضَلُهَا قَوْلُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ، وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الْإِيمَانِ

İman yetmiş küsur şubedir; en üstünü Lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.

İman — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Müslümanelinden

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.

İman — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

İslambeş

بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالْحَجِّ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ

İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.

İman — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 2SAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

İslamgarip

بَدَأَ الإِسْلامُ غَرِيبًا، وَسَيَعُودُ كَمَا بَدَأَ غَرِيبًا، فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ

İslam garip başladı ve başladığı gibi tekrar garip haline dönecektir. Ne mutlu o gariplere!

İman — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 232SAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Sizdenbiriniz

لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olmaz.

İman — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎH

TİLE · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Dinsamimiyet

الدِّينُ النَّصِيحَةُ

Din, samimiyet ve nasihattir.

İman — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎH

CEİLİNG · 14TH–15TH CENTURY · THE MET · CC0

Kuvvetlimü'min

الْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ، وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ

Kuvvetli mü'min, Allah katında zayıf mü'minden daha hayırlı ve daha sevimlidir; ama her ikisinde de hayır vardır.

İman — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎH

PYXİS · LATE 11TH–EARLY 12TH CENTURY · THE MET · CC0

Allah'ındoksan

إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا، مِائَةً إِلَّا وَاحِدًا، مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ

Allah'ın doksan dokuz ismi vardır, yüzden bir eksik. Kim bunları sayıp gereğince inanırsa cennete girer.

Tevhid — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhTevhidSAHÎH

TİLE · DATED 824 AH/1421 CE · THE MET · CC0

Rabbimizhergece

يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الْآخِرُ، يَقُولُ: مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ

Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim buyurur.

Tevhid — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhTevhidSAHÎH

PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Kalbindezerre

مَنْ قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَكَانَ فِي قَلْبِهِ مِنَ الْخَيْرِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ خَرَجَ مِنَ النَّارِ

Kalbinde zerre kadar hayır olan kimse «Lâ ilâhe illallah» deyince ateşten çıkar.

Tevhid — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhBed'ü'l-Vahy 7SAHÎH

WALL PAİNTİNG · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

KimAllah'tan

من حلفَ بغيرِ اللهِ فقد أشركَ

Kim Allah'tan başkası adına yemin ederse şirk koşmuş olur.

akide · tevhid · yemin — İbn Teymiyye hükmü

el-Müstedrek alâ Mecmûi'l-Fetâvâİbn Teymiyye tashîhiSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Aşırıyakaçanlar

هلَكَ المُتنطِّعون، هلَكَ المُتنطِّعون، هلَكَ المُتنطِّعون

Aşırıya kaçanlar helâk oldu.

asirilik · din — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2670SAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimbeni

مَن رآني في المَنامِ فقد رآني

Kim beni rüyada görürse gerçekten beni görmüştür; çünkü şeytan benim suretime giremez.

ruya · peygamber — Heysemî hükmü

Mecmau'z-ZevâidHeysemî tashîhiSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Bizpeygamberler

نحْن مَعاشَرَ الأنبياءِ لا نُورَثُ

Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız; bıraktığımız sadakadır.

peygamber · fikih — İbnü’l-Mülakkın hükmü

el-Bedrü'l-Münîrİbnü’l-Mülakkın tashîhiSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Bulaşmayoktur

لا عدوَى ولا طِيَرةَ

(Kendiliğinden) bulaşma yoktur, uğursuzluk yoktur.

akide · tevhid · saglik — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2222SAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Cemaatesarılın

لن تجتمعَ أمتي على ضلالةٍ فعليكم بالجماعةِ فإن يد اللهِ على الجماعةِ

Cemaate sarılın; çünkü Allah'ın eli cemaatle beraberdir.

ummet · cemaat — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Şüphesizbudin

إنَّ الدِّينَ يُسرٌ، ولَن يُشادَّ الدِّينَ أحَدٌ إلَّا غَلَبَه، فسَدِّدوا وقارِبوا، وأبشِروا، واستَعينوا بالغَدوةِ والرَّوحةِ وشيءٍ مِنَ الدُّلجةِ

Şüphesiz bu din kolaylıktır.

din · fikih — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 39SAHÎH

EWER · 7TH CENTURY · THE MET · CC0

Dinnasihattir

إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ، إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ، إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ، الحديث

Din nasihattir.

ahlak · din — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

BOWL · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Dindeaşırılıktan

إياكم والغلوَّ في الدينِ فإنما أهلَك مَن كان قبلَكم الغلوُّ في الدينِ

Dinde aşırılıktan sakının; sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti.

akide · asirilik — İbn Bâz hükmü

Mecmûu Fetâvâ İbn Bâzİbn Bâz tashîhiSAHÎH

DOORS · CA. 1325–30 · THE MET · CC0

Kimbana

من صلَّى عليَّ في يومٍ مائةَ مرةٍ قضَى اللهُ له مائةَ حاجةٍ سبعون منها لآخرتِه وثلاثون منها لدنياه

Kim bana günde yüz defa salât getirirse Allah onun yüz ihtiyacını karşılar.

salavat · peygamber — Şuayb el-Arnaût hükmü

Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎH

WATER PİPE BASE · LATE 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Hayâimandandır

الحياءُ من الإيمانِ

Hayâ imandandır.

ahlak · iman — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 36SAHÎH

LAMP STAND · DATED 986 AH/1578–79 CE · THE MET · CC0

Allahbuümmete

إنَّ اللهَ يبعثُ لهذه الأمةِ على رأسِ كلِّ مائةِ سنةٍ من يُجدِّدُ لها دينَها

Allah bu ümmete her yüzyılın başında dinini yenileyecek birini gönderir.

ummet · ilim — Zerkānî hükmü

Muhtasarü'l-MakāsıdZerkānî tashîhiSAHÎH

MOSQUE LAMP · SHORTLY AFTER 1285 · THE MET · CC0

Sözünenhayırlısı

خيرُ الهَدْي هَديُ محمَّدٍ صلَّى اللهُ عليهِ وآلهِ وسلَّم وشرُّ الأمورِ مُحدثاتُها ، وكلُّ بدعةٍ ضلالةٌ

Sözün en hayırlısı Allah'ın Kitabı, yolun en hayırlısı Muhammed'in yoludur.

sunnet · akide — İbn Useymîn hükmü

Mecmûu Fetâvâ İbn Useymînİbn Useymîn tashîhiSAHÎH

PERFUME SPRİNKLER · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimbirkâhine

مَنْ أَتَى كَاهِنًا فَصَدَّقَهُ بِما يقولُ فقد بَرِئَ

Kim bir kâhine gider de söylediklerini tasdik ederse, Muhammed'e indirileni inkâr etmiş olur.

akide · tevhid · fal — İbn Useymîn hükmü

Mecmûu Fetâvâ İbn Useymînİbn Useymîn tashîhiSAHÎH

MOSQUE LAMP · 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Kazâyıancakdua

لا يَرُدُّ القضاءَ إلَّا الدُّعاءُ

Kazâyı ancak dua geri çevirir, ömrü ancak iyilik uzatır.

dua · kader — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 2139HASEN

BOTTLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Kolaylaştırınzorlaştırmayın

يَسِّروا ولا تُعَسِّروا، وسَكِّنوا ولا تُنَفِّروا

Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.

din · davet — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6125SAHÎH

BOWL · CA. 1000 · THE MET · CC0

Komşusuaçken

ليس المؤمنُ الَّذي يشبَعُ وجارُه جائعٌ

Komşusu açken kendisi tok olan kimse mümin değildir.

komsuluk · infak · iman — Heysemî hükmü

Mecmau'z-ZevâidHeysemî tashîhiSAHÎH

BOWL · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0

KimAllah'tanbaşka

من ماتَ وَهوَ يعلمُ أن لا إلَهَ إلَّا اللَّهُ دخلَ الجنَّةَ

Kim Allah'tan başka ilâh olmadığını bilerek ölürse cennete girer.

akide · tevhid — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 26SAHÎH

BOWL · LATE 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Müminmümine

المُؤمِنُ للمُؤمِنِ كالبُنيانِ، يَشُدُّ بَعضُه بَعضًا

Mümin mümine karşı, parçaları birbirini pekiştiren bir bina gibidir.

kardeslik · ummet — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2585SAHÎH

BOWL · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Müminlerbirbirlerini

مَثَلُ المُؤمِنينَ في تَوادِّهم وتَراحُمِهم وتَعاطُفِهم مَثَلُ الجَسَدِ، إذا اشتَكى منه عُضوٌ تَداعى له سائِرُ الجَسَدِ بالسَّهَرِ والحُمَّى

Müminler birbirlerini sevmede ve merhamette bir beden gibidir; bir uzvu rahatsızlanınca bütün beden ateş ve uykusuzlukla ona ortak olur.

kardeslik · ummet — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2586SAHÎH

CARPET FRAGMENT · 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Muskalarrukyeler

إن الرقىَ والتَّمائِمَ والتِّوَلَةَ شركٌ

Muskalar, (şirk içeren) rukyeler ve tivele şirktir.

akide · tevhid · buyu — İbn Bâz hükmü

Mecmûu Fetâvâ İbn Bâzİbn Bâz tashîhiSAHÎH

CARPET FRAGMENT · 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimmuska

من تعلَّقَ تميمةً فلا أتمَّ اللهُ له ومن تعلقَ ودعةً فلا ودعَ اللهُ له وفي روايةٍ أخرى: من تعلَّقَ تميمةً فقد أشرك

Kim muska takarsa şirk koşmuş olur.

akide · tevhid · muska — Elbânî hükmü

es-Silsiletü's-SahîhaElbânî tashîhiSAHÎH

MİHRAB · DATED 755 AH/1354–55 CE · THE MET · CC0

Onubağla

قالَ رجلٌ : يا رَسولَ اللَّهِ أعقِلُها وأتوَكَّلُ، أو أطلِقُها وأتوَكَّلُ ؟ قالَ : اعقِلها وتوَكَّلْ

Onu bağla, sonra tevekkül et.

tevekkul · akide — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎH

TİLE · DATED 722 AH/1322–23 CE · THE MET · CC0

Rukyelermuskalar

كان ممَّا حفِظْنا عن رسولِ اللهِ : أنَّ الرُّقَى والتَّمائمَ والتِّوَلَةَ مِن الشِّرْكِ فقالت له امرأتُه وما التِّوَلَةُ قال التَّهييجُ

(Şirk içeren) rukyeler, muskalar ve tivele şirktendir.

akide · tevhid · muska — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

TİLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Sadakabirburhandır

عن عبدِ اللهِ بنِ مسعودٍ قال النَّاسُ غاديان فبائعٌ نفسَه فموبِقُها ومُعاديها فمعتِقُها الصَّدقةُ بُرهانٌ والصَّدقةٌ جُنَّةٌ والصِّيامُ جُنَّةٌ والصَّلاة نورٌ والسَّكينةُ نعيمٌ

Sadaka bir burhandır (imanın delilidir).

sadaka · iman — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

TİLE · DATED 712 AH/1312–13 CE · THE MET · CC0

Ümmetimyetmiş

حديث: ستَفتَرِقُ أُمَّتي على ثَلاثٍ وسَبعينَ فِرقةً

Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak; biri hariç hepsi ateştedir.

akide · ummet · firka — İbn Useymîn hükmü

Mecmûu Fetâvâ İbn Useymînİbn Useymîn tashîhiSAHÎH

TOMBSTONE · DATED 545 AH/1150 CE · THE MET · CC0

Yaratıcıyaisyan

لا طاعةَ لمَخلوقٍ في مَعصيةِ الخالِقِ

Yaratıcıya isyan konusunda yaratılana itaat yoktur.

akide · yonetim — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎH

TİLE · FİRST HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Zamanasövmeyin

لا تَسُبُّوا الدَّهرَ؛ فإنَّ اللهَ هو الدَّهرُ

Zamana sövmeyin; çünkü zaman Allah'tır (zamanı çeviren Allah'tır).

akide · zaman — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2246SAHÎH

QUR'AN CASE · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Zikrinenfaziletlisi

أفضلُ الذِّكرِ لا إلهَ إلَّا الله

Zikrin en faziletlisi 'lâ ilâhe illallah'tır.

zikir · tevhid — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎH

CARPET · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0

Ma'mer'iSüfyân

سمعت معمراً وسفيان الثوري ومالك بن أنس، وابن جريج، وسفيان بن عيينة يقولون: الإيمان قول وعمل، يزيد وينقص

Ma'mer'i, Süfyân es-Sevrî'yi, Mâlik b. Enes'i, İbn Cüreyc'i ve Süfyân b. Uyeyne'yi şöyle derken işittim: Îmân söz ve ameldir; artar ve eksilir.

akide — Abdurrezzâk es-San'ânî (v. 211)

Ziyâdetü'l-Îmân ve Nuksânuhû ve Hükmü'l-İstisnâ fîh26MEVKŪF

TİLE · CA. 1578 · THE MET · CC0

Îmânsöz

الإيمان قول وعمل يزيد وينقص، إذا عملت الخير زاد، وإذا ضيعت نقص

Îmân söz ve ameldir; artar ve eksilir. Hayır işlediğinde artar, (ameli) zayi ettiğinde eksilir.

akide — Ahmed b. Hanbel (v. 241)

Ziyâdetü'l-Îmân ve Nuksânuhû ve Hükmü'l-İstisnâ fîhdipnot 2MEVKŪF

TİLE PANEL · DATED 1000 AH/1591–92 CE · THE MET · CC0

Îmânsözveameldir

الإيمان قول وعمل، يزيد وينقص، فقال له أخوه إبراهيم ابن عيينة يا أبا محمد لا تقولن يزيد وينقص فغضب وقال: اسكت يا صبي بل ينقص حتى لا يبقى منه شيء

Îmân söz ve ameldir; artar ve eksilir. Kardeşi İbrâhîm b. Uyeyne ona "Ey Ebû Muhammed, artar-eksilir deme!" deyince, öfkelenip şöyle dedi: "Sus be çocuk! Bilakis eksilir, hatta ondan hiçbir şey kalmayana dek."

akide — Süfyân b. Uyeyne (v. 198)

Ziyâdetü'l-Îmân ve Nuksânuhû ve Hükmü'l-İstisnâ fîh23MEVKŪF

TİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0

İstivâmeçhul

الاستواء غير مجهول، والكيف غير معقول، والإيمان به واجب، والسؤال عنه بدعة، وما أراك إلاّ ضالاًّ

İstivâ meçhul değildir, keyfiyeti akılla kavranamaz; buna iman vaciptir, keyfiyetini sormak ise bid'attir. Seni sapık olmaktan başka bir şey sanmıyorum.

akide — Mâlik b. Enes (v. 179)

el-Eserü'l-Meşhûr an el-İmâm Mâlik fî Sıfati'l-İstivâ (Dirâse Tahlîliyye)NakilMEVKŪF

TİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Kadertevhîdin

الْقَدَرُ نِظَامُ التَّوْحِيدِ, فَمَنْ وَحَّدَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ, وَآمَنَ بِالْقَدَرِ, فَهِيَ الْعُرْوَةُ الْوُثْقَى الَّتِي لَا انْفِصَامَ لَهَا, وَمَنْ وَحَّدَ اللَّهَ تَعَالَى, وَكَذَّبَ بِالْقَدَرِ, نَقْضَ التَّوْحِيدَ

Kader, tevhîdin nizâmıdır. Kim Allah'ı tevhîd eder ve kadere iman ederse, işte bu, kopması olmayan sapasağlam kulptur. Kim Allah'ı tevhîd edip de kaderi yalanlarsa, tevhîdini bozmuş olur.

akide — İbn Abbâs (v. 68)

el-Kader205MEVKŪF

PANEL · 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Tâbiolun

اتَّبِعُوا وَلَا تبتدعوا، فَقَدْ كُفِيتُمْ، وُكلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ

Tâbi olun, bid'at uydurmayın; çünkü (Sünnet) size yeterli kılınmıştır. Her bid'at sapıklıktır.

akide — İbn Mes'ûd (v. 32)

el-İlm54MEVKŪF

İttibâ ve Bid’at

Din tamamlanmıştır; eklenen her şey eksiltir.

DOOR · LATE 8TH–FİRST HALF 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Güzelsözün

إنَّ من البيانِ لسحرًا

Güzel sözün bir kısmında büyü (etkileyicilik) vardır.

dil · hikmet — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 5146SAHÎH

PANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Helâlbellidir

الحلالُ بيِّنٌ والحرامُ بيِّنٌ

Helâl bellidir, haram bellidir; ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır.

fikih · takva — Heysemî hükmü

Mecmau'z-Zevâid 4-77Heysemî tashîhiHASEN

CEİLİNG · 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimİslâm'da

من سَنَّ في الإسلامِ سُنَّةً حسنةً فله أجرُها وأجرُ من عَمِل بها من بَعدِه من غيرِ أن ينقُصَ من أجورِهم شيءٌ، ومن سَنَّ في الإسلامِ سُنَّةً سَيِّئةً فعليه وِزرُها ووِزرُ من عَمِل بها من بَعدِه من غيرِ أن ينقُصَ من أوزارِهم شَيءٌ

Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa, onun sevabı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin sevabı ona verilir.

sunnet · bidat — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1017SAHÎH

PEN BOX · MADE İN EARLY–LATE 14TH CENTURY; ALTERED SHORTLY BEFORE MİD-15TH CENTURY · THE MET · CC0

Allahkadınlara

حَديثُ: لَعَن اللهُ المُتشَبِّهينَ مِنَ الرِّجالِ بالنِّساءِ... الحديث

Allah, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etsin.

ahlak · fikih — Şuayb el-Arnaût hükmü

Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎH

PERİOD ROOM · DATED 1119 AH/1707 CE · THE MET · CC0

Malıuğrunda

من قُتلَ دونَ مالهِ فهو شهيدٌ

Malı uğrunda öldürülen şehittir.

sehadet · fikih — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 1419HASEN

PANELS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Müminbirdelikten

لا يُلدَغُ المُؤمِنُ مِن جُحرٍ واحِدٍ مَرَّتَينِ

Mümin bir delikten iki defa sokulmaz.

ahlak · hikmet — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6133SAHÎH

PANEL FRAGMENT · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Sizdenbirinizin

إذا وقَعَ الذُّبابُ في شَرابِ أحَدِكُم فليَغمِسْه ثُمَّ ليَنزِعْه؛ فإنَّ في إحدى جَناحَيه داءً، والأُخرى شِفاءً

Sizden birinizin içeceğine sinek düşerse onu iyice batırsın, sonra çıkarıp atsın; çünkü kanatlarından birinde hastalık, diğerinde şifa vardır.

saglik · fikih — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 3320SAHÎH

FRAGMENT OF A CORNİCE · 11TH CENTURY · THE MET · CC0

Sonradançıkarılan

وإياكم ومحدثاتِ الأمورِ فإن كلَّ محدثةٍ بدعةٌ وكلَّ بدعةٍ ضلالةٌ

Sonradan çıkarılan her şey bid'attir, her bid'at dalâlettir, her dalâlet ateştedir.

bidat · sunnet — İbn Bâz hükmü

Mecmûu Fetâvâ İbn Bâzİbn Bâz tashîhiSAHÎH

TİLE · 13TH CENTURY · THE MET · CC0

İçindebüyüğün

كَيْفَ أَنْتُمْ إِذَا لَبِسَتْكُمْ فِتْنَةٌ يَهْرَمُ فِيهَا الْكَبِيرُ، وَيَرْبُو فِيهَا الصَّغِيرُ، وَيَتَّخِذُهَا النَّاسُ سُنَّةً، فَإِذَا غُيِّرَتْ قَالُوا: غُيِّرَتِ السُّنَّةُ

İçinde büyüğün ihtiyarladığı, küçüğün büyüdüğü, insanların onu sünnet edindiği ve değiştirildiğinde "sünnet değiştirildi" dedikleri bir fitne sizi kuşattığında hâliniz ne olur?

usul — İbn Mes'ûd (v. 32)

Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu tegayyüri'z-zamân'MEVKŪF

TİLE PANEL · 17TH CENTURY · THE MET · CC0

İbnÖmer'e

سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ، عَنْ فَرِيضَةٍ مِنَ الصُّلْبِ فَقَالَ: «لَا أَدْرِي» فَقِيلَ لَهُ: فَمَا مَنَعَكَ أَنْ تُجِيبَهُ؟ فَقَالَ: سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ عَمَّا لَا يَدْرِي فَقَالَ: لَا أَدْرِي

İbn Ömer'e sulbî bir miras farizası soruldu, "Bilmiyorum" dedi. Kendisine "Seni cevap vermekten alıkoyan neydi?" denildi. (Râvi Mücâhid) dedi ki: İbn Ömer'e bilmediği bir şey soruldu, o da "Bilmiyorum" dedi.

usul — İbn Ömer (v. 73)

Câmiu Beyâni'l-İlm ve Fadlih1566MEVKŪF

TİLE PANEL · LATE 13TH–FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Şayetbunlar

لَوْ أَنَّ هَؤُلَاءِ كَانُوا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَنَزَلَتْ عَامَّةُ الْقُرْآنِ يَسْأَلُونَكَ يَسْأَلُونَكَ

Şayet bunlar Peygamber'in (s.a.v.) devrinde bulunsalardı, Kur'an'ın çoğu "sana soruyorlar, sana soruyorlar" diye inerdi.

usul — Âmir eş-Şa'bî (v. 104)

Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu tegayyüri'z-zamân'MEVKŪF

TİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Cemaatesarılınçünkü

عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ فَإِنَّ اللَّهَ لا يَجْمَعُ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عليه وسلم على ضلالة

Cemaate sarılın; çünkü Allah, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetini sapıklık üzerinde bir araya getirmez.

usul — Ebû Mes'ûd el-Bedrî (v. 40)

Kitâbü's-Sünne (ve maahû Zilâlü'l-Cenne fî Tahrîci's-Sünne, thk. Elbânî)85MEVKŪF

TİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Onuâlimin

يَهْدِمُهُ زَلَّةُ الْعَالِمِ، وَجِدَالُ الْمُنَافِقِ بِالْكِتَابِ وَحُكْمُ الْأَئِمَّةِ الْمُضِلِّينَ

Onu (İslâm'ı) âlimin sürçmesi, münafığın Kitap'la mücadelesi ve saptırıcı önderlerin hükmü yıkar.

usul — Ömer b. el-Hattâb (v. 23)

Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y'MEVKŪF

TİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Nicehayır

وَكَمْ مِنْ مُرِيدٍ لِلْخَيْرِ لَنْ يُصِيبَهُ

Nice hayır isteyen vardır ki ona ulaşamaz.

usul — İbn Mes'ûd (v. 32)

Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y'MEVKŪF

TİLE PANEL · LATE 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Hiçkimse

لا يستغني أحد عن القياس، وعلى الإمام والحاكم يرد عليه الأمر أن يجمع له الناس ويقيس

Hiç kimse kıyastan müstağni kalamaz; imam ve hâkime bir mesele geldiğinde, onun için (ilgili) insanları/görüşleri bir araya toplayıp kıyas yapması gerekir.

usul — Ahmed b. Hanbel (v. 241)

el-Mesâilü'l-Usûliyye min Kitâbi'r-Rivâyeteyn ve'l-Vecheynmesele 15MEVKŪF

TİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0

Onlarakötülüklerini

أَفَلَا أَمَرْتَهُمْ أَنْ يَعُدُّوا سَيِّئَاتِهِمْ، وَضَمِنْتَ لَهُمْ أَنْ لَا يَضِيعَ مِنْ حَسَنَاتِهِمْ

Onlara kötülüklerini saymalarını emretseydin ya! İyiliklerinden hiçbirinin zayi olmayacağına da kefil olurdun.

usul — İbn Mes'ûd (v. 32)

Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y'MEVKŪF

İsnâd ve Rivayet

Söz, kimden geldiği bilinmeden söz sayılmaz.

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimbilerek

مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ

Kim bilerek benim adıma yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın.

Hadis Usulü — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhİlim 38SAHÎH

TİLE PANEL · 13TH CENTURY · THE MET · CC0

Nicefıkıh

رُبَّ حامِلِ فِقْهٍ ليس بفَقِيهٍ ، رُبَّ حامِلِ فِقْهٍ إلى مَن هو أَفْقَهُ منه

Nice fıkıh taşıyan vardır ki onu kendisinden daha fakih olana ulaştırır.

ilim · hadis — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

TİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Şüphesizbuilim

إنَّ هذا العِلمَ دِينٌ، فانظُروا عمَّن تأخُذون دينَكم

Şüphesiz bu ilim dindir; öyleyse dininizi kimden aldığınıza bakın.

hadis — Muhammed b. Sîrîn (v. 110)

el-Avâsım ve'l-Kavâsım fi'z-Zebbi an Sünneti Ebi'l-KāsımNakilMEVKŪF

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Medine'dehepsi

أَدْرَكْتُ بِالْمَدِينَةِ مِائَةً كُلُّهُمْ مَأْمُونٌ. مَا يُؤْخَذُ عَنْهُمُ الْحَدِيثُ. يُقَالُ: لَيْسَ مِنْ أهله

Medine'de hepsi güvenilir yüz kişiye yetiştim; buna rağmen onlardan hadis alınmazdı. "Bu işin ehli değildir" denirdi.

hadis — Ebû'z-Zinâd Abdullah b. Zekvân (v. 130)

Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪF

TİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Bizhadisi

إِنَّمَا كُنَّا نَحْفَظُ الْحَدِيثَ. وَالْحَدِيثُ يُحْفَظُ عَنِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. فَأَمَّا إِذْ رَكِبْتُمْ كُلَّ صعب وذلول، فهيهات

Biz hadisi ezberlerdik; hadis Rasûlullah'tan (s.a.v.) titizlikle ezberlenirdi. Ama siz her zoru ve kolayı (her yolu) mübah görünce, artık heyhât!

hadis — İbn Abbâs (v. 68)

Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 4MEVKŪF

TİLE PANEL · CA. 1430 · THE MET · CC0

Rasûlullah'ınhadisini

التَّكْذِيب بِحَدِيث رَسُول الله - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم َ - نفاق

Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hadisini yalanlamak nifaktır.

hadis — Muâz b. Cebel (v. 18)

el-Hüccetü fî Beyâni'l-Mahacce ve Şerhi Akîdeti Ehli's-Sünne519 civarıMEVKŪF

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

İbnü'l-Mübârek'inyalancı

مَا رَأَيْتُ ابْنَ الْمُبَارَكِ يُفْصِحُ بِقَوْلِهِ: كَذَّابٌ إِلَّا لِعَبْدِ الْقُدُّوسِ. فَإِنِّي سمعته يقول له: كذاب

İbnü'l-Mübârek'in "yalancı" sözünü açıkça söylediğini yalnız Abdulkuddûs hakkında gördüm; ona "yalancı" dediğini bizzat işittim.

hadis — Abdurrezzâk es-San'ânî (v. 211)

Sahîh-i MüslimNakilMEVKŪF

TİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Bizimleotopluluk

بَيْنَنَا وَبَيْنَ القوم القوائم يعني الإسناد

Bizimle o topluluk arasındaki direkler (vardır) — yani isnâd.

hadis — Abdullah b. el-Mübârek (v. 181)

Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪF

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

İsnâddindendir

الإِسْنَادُ مِنَ الدِّينِ. وَلَوْلَا الإِسْنَادُ لَقَالَ مَنْ شَاءَ مَا شَاءَ

İsnâd dindendir. İsnâd olmasaydı, dileyen dilediğini söylerdi.

hadis — Abdullah b. el-Mübârek (v. 181)

Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪF

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Eğerarkadaşın

إِنْ كَانَ صَاحِبُكَ مَلِيًّا فَخُذْ عَنْهُ

Eğer arkadaşın (bu işin ehli olacak kadar) sağlamsa, ondan al.

hadis — Tâvûs b. Keysân (v. 106)

Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪF

TİLE PANEL · LATE 13TH–14TH CENTURY · THE MET · CC0

Rasûlullah'tanancaksikalar

لَا يُحَدِّثُ عَنِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وسلم إلا الثقات

Rasûlullah'tan (s.a.v.) ancak sikalar (güvenilir râvîler) rivayet eder.

hadis — Sa'd b. İbrâhîm (v. 125)

Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪF

PANEL · SECOND HALF 8TH CENTURY · THE MET · CC0

Biradama

إِذا حدثت الرجل بِالسنةِ فَقَالَ: دَعْنَا من هَذَا وَحدثنَا الْقُرْآن فَأعْلم أَنه ضال

Bir adama sünnetten bahsettiğinde "Bunu bırak, bize Kur'ân'ı anlat" derse, bil ki o sapmıştır.

hadis — Eyyûb es-Sahtiyânî (v. 131)

el-Hüccetü fî Beyâni'l-Mahacce ve Şerhi Akîdeti Ehli's-SünneNakilMEVKŪF

İlim ve Âlim

Bilmek kadar, bilmediğini söylemek de ilimdendir.

PANEL · EARLY 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimilim

مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ بِهِ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ

Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah ona cennete giden bir yolu kolaylaştırır.

İlim — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİlimSAHÎH

PANEL · 8TH–9TH CENTURY · THE MET · CC0

İnsanöldüğünde

إِذَا مَاتَ ابْنُ آدَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثٍ: صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ

İnsan öldüğünde ameli kesilir; ancak üç şey müstesnadır: kesintisiz sadaka, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat.

İlim — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİlimSAHÎH

DOOR · LATE 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimcumagünü

«مَنْ قَرَأَ سورة الكهفِ يومَ الجمعةِ أَضاءَ له مِنَ النُّورِ ما بيْنَ الجُمعتينِ»

Kim cuma günü Kehf sûresini okursa, iki cuma arası kendisi için nurlanır.

kuran · cuma — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiHASEN

PANEL · 11TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimilimaramak

من سلك طريقًا يلتمسُ فيه علمًا ، سهَّل اللهُ له طريقًا إلى الجنَّةِ

Kim ilim aramak için bir yola girerse, Allah ona cennete giden bir yolu kolaylaştırır.

ilim — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiHASEN

PAİR OF DOORS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

İnsanölünce

إذا مات ابنُ آدمَ انقطع عملُه إلا من ثلاثٍ : صدقةٍ جاريةٍ ، وعلمٍ ينتفعُ به ، وولدٍ صالحٍ يدعو له

İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden sâlih evlât.

olum · ilim · infak — İbn Teymiyye hükmü

Mecmûu'l-Fetâvâİbn Teymiyye tashîhiSAHÎH

PANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Kur'anya

إسباغُ الوضوءِ شطرُ الإيمانِ و الحمدُ للهِ تملأ الميزانَ ، و سبحان اللهِ و الحمدُ للهِ تملآنِ أو تملأ ما بين السماءِ و الأرضِ ، و الصلاةُ نورٌ ، و الصدقةُ برهانٌ ، و الصبرُ ضياءٌ ، و القرآنُ حُجَّةٌ لك أو عليك ، كلُّ الناسِ يَغدو ، فبائعٌ نفسَه ، فمُعتِقُها أو موبِقُها

Kur'an ya senin lehine ya da aleyhine bir hüccettir.

kuran — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

Tahâret ve Namaz

Günün beş kez kesilip yeniden kurulması.

DOOR · DATED [8]70 AH/1466 CE · THE MET · CC0

Temizlikimanın

الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ

Temizlik, imanın yarısıdır.

İbadet — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Allahkatında

أَحَبُّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ أَدْوَمُهَا وَإِنْ قَلَّ

Allah katında en sevimli amel, az da olsa devamlı olanıdır.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

İhsanAllah'ı

أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ

İhsan; Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni mutlaka görmektedir.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Ümmetimkıyamet

إِنَّ أُمَّتِي يُدْعَوْنَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ

Ümmetim kıyamet günü, abdest izlerinden dolayı yüzleri ve el-ayakları nurlu olarak çağrılacaktır.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Birinizinkapısının

أَرَأَيْتُمْ لَوْ أَنَّ نَهَرًا بِبَابِ أَحَدِكُمْ يَغْتَسِلُ فِيهِ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّاتٍ هَلْ يَبْقَى مِنْ دَرَنِهِ شَيْءٌ؟ قَالُوا: لَا يَبْقَى مِنْ دَرَنِهِ شَيْءٌ. قَالَ: فَذَلِكَ مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ

Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa, her gün beş kez o nehirde yıkansa, kirinden bir şey kalır mı? Sahâbe Hiçbir şey kalmaz dedi. Peygamberimiz: İşte beş vakit namaz da böyledir buyurdu.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

TİLE · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Oruçbirkalkandır

الصِّيَامُ جُنَّةٌ، فَلَا يَرْفُثْ وَلَا يَجْهَلْ، وَإِنِ امْرُؤٌ قَاتَلَهُ أَوْ شَاتَمَهُ فَلْيَقُلْ: إِنِّي صَائِمٌ

Oruç bir kalkandır. Oruçlu kaba söz söylemesin, cahillik etmesin; biri kendisiyle kavga eder ya da sövmeye kalkarsa Ben oruçluyum desin.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

CEİLİNG · 14TH–15TH CENTURY · THE MET · CC0

Sabahnamazının

رَكْعَتَا الْفَجْرِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا

Sabah namazının iki rekati, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.

İbadet — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

PYXİS · LATE 11TH–EARLY 12TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimcuma

مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْأُولَى فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً... فَإِذَا خَرَجَ الْإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلَائِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ

Kim cuma günü boy abdesti gibi yıkanır ve ilk saatte camiye giderse bir deve kurban etmiş gibi olur; ikinci saatte giden bir sığır kurban etmiş gibi olur... İmam minbere çıkınca melekler de gelip hutbeyi dinlemeye başlar.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

TİLE · DATED 824 AH/1421 CE · THE MET · CC0

Farznamazdan

أَفْضَلُ الصَّلَاةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلَاةُ اللَّيْلِ

Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.

İbadet — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Ramazangirince

إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ، وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ

Ramazan girince cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da zincire vurulur.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

WALL PAİNTİNG · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

KimKadir

مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

Kim Kadir gecesini iman ederek ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Resûlullahfitre

فَرَضَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَكَاةَ الْفِطْرِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ

Resûlullah, fitre sadakasını bir sa' hurma veya bir sa' arpa olarak farz kıldı.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

KimAllah

مَنْ حَجَّ لِلَّهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ

Kim Allah için haccedip kötü söz söylemez ve günaha sapmazsa, annesinden doğduğu gün gibi günahsız döner.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Birumre

الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلَّا الْجَنَّةُ

Bir umre ile diğeri arasında işlenen günahlara umre kefarettir. Makbul haccın karşılığı ise ancak cennettir.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Dinkolaylıktır

إِنَّ الدِّينَ يُسْرٌ، وَلَنْ يُشَادَّ الدِّينَ أَحَدٌ إِلَّا غَلَبَهُ، فَسَدِّدُوا وَقَارِبُوا وَأَبْشِرُوا

Din kolaylıktır. Kim dinde aşırı giderse din ona galip gelir. O halde orta yolu tutun, yaklaşmaya çalışın ve müjdelenin.

İbadet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 29SAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Cemaatlekılınan

صَلاةُ الجَماعةِ تَفضُلُ صَلاةَ الفَذِّ بسَبعٍ وعِشرينَ دَرَجةً

Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınandan yirmi yedi derece üstündür.

namaz · cemaat — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 645SAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Cumagünündebirsaat

إنَّ في الجُمعةِ ساعةً لا يُوافِقُها عبدٌ مُسلِمٌ يدعو اللهَ إلَّا استجاب له

Cuma gününde bir saat vardır ki, müslüman bir kul o vakte rastlar da Allah'tan bir şey isterse Allah ona verir.

cuma · dua — Elbânî hükmü

Sahîhu'n-NesâîElbânî tashîhiSAHÎH

EWER · 7TH CENTURY · THE MET · CC0

Güneşinüzerine

خَيرُ يومٍ طَلعَت عليه الشَّمسُ يومُ الجُمعةِ؛ فيهِ خُلِقَ آدمُ، وفيهِ تَقومُ السَّاعةُ

Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür.

cuma — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 854SAHÎH

BOWL · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Benimşumescidimde

صلاةٌ في مسجدي هذا خيرٌ مِن ألفِ صلاةٍ في غيرِه إلَّا المسجِدَ الحرامَ

Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Harâm dışında başka yerlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır.

namaz · mescid — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1190SAHÎH

DOORS · CA. 1325–30 · THE MET · CC0

Müezzinlerkıyamet

يُحشَرُ المؤذِّنونَ أطوَلَ النَّاسِ أعناقًا

Müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boyunlu olanlarıdır.

ezan · ibadet — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 387SAHÎH

Oruç, Zekât ve Hac

Bedenin, malın ve yolun ibadeti.

WATER PİPE BASE · LATE 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Güzelsöz

الكلمةُ الطَّيِّبةُ صدَقةٌ

Güzel söz sadakadır.

ahlak · infak — Zerkānî hükmü

Muhtasarü'l-MakāsıdZerkānî tashîhiSAHÎH

LAMP STAND · DATED 986 AH/1578–79 CE · THE MET · CC0

İftardaacele

لا يزالُ النَّاسُ بخَيرٍ ما عجَّلوا الفِطرَ عجِّلوا الفطرَ فإنَّ اليَهودَ يؤخِّرونَ

İftarda acele ettikleri sürece insanlar hayır üzeredir.

oruc · ramazan — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1098SAHÎH

MOSQUE LAMP · SHORTLY AFTER 1285 · THE MET · CC0

İkinimet

نِعمَتانِ مَغبونٌ فيهما كَثيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَّةُ والفَراغُ

İki nimet vardır ki insanların çoğu onlarda aldanmıştır: sıhhat ve boş vakit.

saglik · zaman · sukur — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6412SAHÎH

PERFUME SPRİNKLER · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Kardeşininyüzüne

تبسُّمُكَ في وجهِ أخيكَ صدقةٌ

Kardeşinin yüzüne gülümsemen sadakadır.

ahlak · infak — Elbânî hükmü

Hidâyetü'r-RuvâtElbânî tashîhiHASEN

MOSQUE LAMP · 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Makbulhaccın

الحجُّ المبرورٌ ليس له جزاءٌ إلا الجنةَ

Makbul haccın karşılığı cennetten başka bir şey değildir.

hac — Elbânî hükmü

Sahîhu'l-Câmi'i's-SağîrElbânî tashîhiHASEN

BOTTLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Oruçbirkalkandır

الصَّومُ جُنَّةٌ

Oruç bir kalkandır.

oruc — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎH

BOWL · CA. 1000 · THE MET · CC0

Kimbiroruçluyu

من فَطَّر صائمًا فله مِثلُ أَجْرِه

Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun sevabı kadar sevap kazanır.

oruc · ramazan · infak — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎH

BOWL · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Sadakaömrü

صنائِعُ المعروفِ تَقِي مصارعَ السُّوءِ ، و الصدَقةُ خِفْيًا تُطفِيءُ غضبَ الرَّبِّ ، و صِلةُ الرَّحِمِ تَزيدُ في العُمرِ ، و كلُّ معروفٍ صدقةٌ ، و أهلُ المعروفِ في الدُّنيا هُم أهلُ المعروفِ في الآخِرةِ

Sadaka ömrü uzatır.

sadaka · omur — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiHASEN

BOWL · LATE 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Sahuryapın

تسحَّروا فإنَّ في السَّحورِ برَكَةً

Sahur yapın; çünkü sahurda bereket vardır.

oruc · ramazan — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1923SAHÎH

BOWL · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

KimRamazan

مَن صام رمضانَ وأتبَعه ستًّا من شوالٍ فكأنما صام الدهرَ

Kim Ramazan orucunu tutar, ardından Şevval'den altı gün daha tutarsa bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.

oruc — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1164SAHÎH

CARPET FRAGMENT · 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Şükrederekyiyen

الطَّاعِمُ الشَّاكِرُ كالصَّائِمِ الصَّابِرِ

Şükrederek yiyen, sabrederek oruç tutan gibidir.

sukur · oruc — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 2486HASEN

CARPET FRAGMENT · 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Verenelalan

اليَدُ العُليا خَيرٌ مِنَ اليَدِ السُّفلى؛ اليَدُ العُليا المُنفِقةُ، واليَدُ السُّفلى السَّائِلةُ

Veren el, alan elden hayırlıdır.

ahlak · infak — Şuayb el-Arnaût hükmü

Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎH

MİHRAB · DATED 755 AH/1354–55 CE · THE MET · CC0

Kimyalan

مَن لم يَدَعْ قولَ الزُّورِ والعمَلَ به فليس للهِ حاجةٌ أن يدَعَ طعامَهُ وشرابَهُ.

Kim yalan sözü ve onunla ameli bırakmazsa, Allah'ın onun yemesini içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.

oruc · yalan · ahlak — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1903SAHÎH

Zikir ve Duâ

Dilin sürekliliği, kalbin sesi.

TİLE · DATED 722 AH/1322–23 CE · THE MET · CC0

Birtopluluk

لَا يَقْعُدُ قَوْمٌ يَذْكُرُونَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا حَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ، وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ، وَنَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ، وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ

Bir topluluk Allah'ı anmak için otururlarsa, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allah onları katındakiler arasında anar.

Zikir — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhZikirSAHÎH

TİLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Aceleetmediği

يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ، يَقُولُ: دَعَوْتُ فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي

Acele etmediği sürece her birinizin duası kabul olunur. Dua ettim de kabul olmadı diyerek acele etmesin.

Dua — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhDuaSAHÎH

TİLE · DATED 712 AH/1312–13 CE · THE MET · CC0

KulunRabbine

أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ، فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ

Kulun Rabbine en yakın olduğu an secdede olduğu andır; secdede duayı çoğaltın.

Dua — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhDuaSAHÎH

TOMBSTONE · DATED 545 AH/1150 CE · THE MET · CC0

Cumagününde

إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ لَسَاعَةً لَا يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ اللَّهَ تَعَالَى شَيْئًا إِلَّا أَعْطَاهُ إِيَّاهُ

Cuma gününde öyle bir an vardır ki, namaz kılmakta olan bir Müslüman o ana denk gelip Allah'tan bir şey isterse, Allah onu mutlaka verir.

Dua — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhDuaSAHÎH

TİLE · FİRST HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Sizeamellerinizin

ألَا أُنبِّئُكم بخيرِ أعمالِكم، فذَكَرَ الحديثَ، يَعني حديثَ يَحيى بنِ سَعيدٍ ومَكِّيٍّ، عن عبدِ اللهِ بن سَعيدٍ، عن زيادِ بنِ أبي زيادٍ

Size amellerinizin en hayırlısını, Rabbiniz katında en temiz olanını haber vereyim mi? Allah'ı zikretmek.

zikir · amel — Şuayb el-Arnaût hükmü

Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎH

QUR'AN CASE · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0

İkikelime

كلمتانِ خفيفتانِ على اللِّسانِ ثقيلتانِ في الميزانِ : سُبحانَ اللهِ وبحَمْدِه سُبحانَ اللهِ العظيمِ

İki kelime vardır ki dilde hafif, mizanda ağır, Rahmân'a sevimlidir: sübhânallâhi ve bihamdih, sübhânallâhi'l-azîm.

zikir — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6406SAHÎH

CARPET · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimgünde

من قال سبحانَ اللهِ وبحمدهِ مائةَ مرةٍ غُفِرَتْ له ذنوبهُ وإن كانت مثلَ زبدِ البحرِ

Kim günde yüz defa 'sübhânallâhi ve bihamdih' derse, denizin köpüğü kadar olsa dahi günahları bağışlanır.

zikir — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 3465SAHÎH

TİLE · CA. 1578 · THE MET · CC0

Koğuculukyapan

أنَّهُ بَلَغَهُ أنَّ رَجُلًا يَنِمُّ الحَدِيثَ فقالَ حُذَيْفَةُ: سَمِعْتُ رَسولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عليه وسلَّمَ يقولُ: لا يَدْخُلُ الجَنَّةَ نَمَّامٌ

Koğuculuk yapan cennete giremez.

dil · gunah — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 105SAHÎH

TİLE PANEL · DATED 1000 AH/1591–92 CE · THE MET · CC0

Kötülüğünardından

أنَّ رسولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ قال له: يا مُعاذُ، أَتبِعِ السَّيِّئةَ الحَسنةَ تَمحُها، وخالِقِ النَّاسَ بخُلُقٍ حَسنٍ

Kötülüğün ardından iyilik yap ki onu silsin.

tovbe · amel — Şuayb el-Arnaût hükmü

Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiHASEN

TİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0

Rabbinizikreden

مَثَلُ الذي يَذكُرُ رَبَّه والذي لا يَذكُرُ رَبَّه مَثَلُ الحَيِّ والمَيِّتِ

Rabbini zikreden ile zikretmeyenin misali diri ile ölünün misali gibidir.

zikir — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6407SAHÎH

TİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Rüşvetveren

الرَّاشي والمُرتَشي في النَّارِ

Rüşvet veren de alan da ateştedir.

gunah · ticaret — İbnü’l-Mülakkın hükmü

el-Bedrü'l-Münîrİbnü’l-Mülakkın tashîhiSAHÎH

PANEL · 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Üçdua

ثلاثُ دَعَواتٍ مُستجاباتٌ: دعوةُ الصَّائمِ، ودعوةُ المظلومِ، ودعوةُ المسافِرِ

Üç dua vardır ki kabul edilir: mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evlâdına duası.

dua · ana-baba — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 3448HASEN

Ahlâk

İmanın insanlar arasındaki görünen yüzü.

DOOR · LATE 8TH–FİRST HALF 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Birbirinizikıskanmayın

لَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَنَاجَشُوا وَلَا تَبَاغَضُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا

Birbirinizi kıskanmayın, aldatmayın, birbirinize buğzetmeyin; Allah'ın kulları olarak kardeş olun.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

PANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Bizialdatan

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

Bizi aldatan, bizden değildir.

Muâmelât — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎH

CEİLİNG · 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Verenel

الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى

Veren el, alan elden hayırlıdır.

Muâmelât — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎH

PEN BOX · MADE İN EARLY–LATE 14TH CENTURY; ALTERED SHORTLY BEFORE MİD-15TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimbizim

مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ

Kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şey ihdas ederse, o reddolunmuştur.

Sünnet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSünnetSAHÎH

PERİOD ROOM · DATED 1119 AH/1707 CE · THE MET · CC0

Merhametetmeyene

مَنْ لَا يَرْحَمْ لَا يُرْحَمْ

Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

PANELS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Kur'ân'ıakıcı

الْمَاهِرُ بِالْقُرْآنِ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ، وَالَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ لَهُ أَجْرَانِ

Kur'ân'ı akıcı okuyan, şerefli ve itaatkâr melek yazıcılarla beraberdir. Kur'ân'ı kekeleyerek, zorlanarak okuyana ise iki kat sevap vardır.

Kur'an — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhKur'anSAHÎH

PANEL FRAGMENT · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Dünyamü'minin

الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ

Dünya, mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir.

Zühd — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhZühdSAHÎH

FRAGMENT OF A CORNİCE · 11TH CENTURY · THE MET · CC0

Müslümanınbaşına

مَا مِنْ مُصِيبَةٍ تُصِيبُ الْمُسْلِمَ إِلَّا كَفَّرَ اللَّهُ بِهَا عَنْهُ، حَتَّى الشَّوْكَةِ يُشَاكُهَا

Müslümanın başına gelen hiçbir musibet yoktur ki, Allah onunla günahlarını örtmesin; ayağına batan bir diken bile bundan müstesna değildir.

Sabır — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSabırSAHÎH

TİLE · 13TH CENTURY · THE MET · CC0

Ancakşuiki

لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَسُلِّطَ عَلَى هَلَكَتِهِ فِي الْحَقِّ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْحِكْمَةَ فَهُوَ يَقْضِي بِهَا وَيُعَلِّمُهَا

Ancak şu iki kişiye gıpta edilir: Allah'ın kendisine mal verip onu hak yolunda tükettiği kimse, bir de Allah'ın kendisine hikmet verip onunla hükmeden ve onu öğreten kimse.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Alıcıvesatıcı

الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا، فَإِنْ صَدَقَا وَبَيَّنَا بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا، وَإِنْ كَذَبَا وَكَتَمَا مُحِقَتْ بَرَكَةُ بَيْعِهِمَا

Alıcı ve satıcı ayrılmadıkları sürece muhayyerdir. Doğru söyler ve kusuru açıklarlarsa alışverişleri bereketlenir; yalan söyler ve gizlerlerse alışverişlerinin bereketi gider.

Muâmelât — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎH

TİLE PANEL · LATE 13TH–FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Sadakamalı

مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ، وَمَا زَادَ اللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا، وَمَا تَوَاضَعَ أَحَدٌ لِلَّهِ إِلَّا رَفَعَهُ اللَّهُ

Sadaka malı asla eksiltmez. Allah, affeden kulunun izzetini artırır. Allah için tevazu gösteren kimseyi de Allah yükseltir.

Muâmelât — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎH

TİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Allah'ayemin

وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ: الَّذِي لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ

Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz, Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz, Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz: komşusu, kötülüklerinden emin olmayan kimse.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Doğruluğasarılın

عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ، فَإِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ. وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ، فَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ

Doğruluğa sarılın; çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Yalandan sakının; çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Gıybetinneolduğunu

أَتَدْرُونَ مَا الْغِيبَةُ؟ ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ

Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz? Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şekilde anmandır.

Ahlâk — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · LATE 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Söztaşıyan

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyan (nemmam) cennete giremez.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0

Güçlükimse

لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ، إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ

Güçlü kimse, rakibini yenen değildir. Asıl güçlü, öfkelendiği anda kendine hâkim olabilendir.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Allah'ayeminederim

وَاللَّهِ إِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً

Allah'a yemin ederim ki ben günde yetmiş defadan fazla Allah'tan bağışlanma diler, O'na tevbe ederim.

Tevbe — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhTevbeSAHÎH

TİLE PANEL · 13TH CENTURY · THE MET · CC0

Nefsimelinde

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ لَمْ تُذْنِبُوا لَذَهَبَ اللَّهُ بِكُمْ، وَلَجَاءَ بِقَوْمٍ يُذْنِبُونَ فَيَسْتَغْفِرُونَ اللَّهَ فَيَغْفِرُ لَهُمْ

Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi giderir; günah işleyip ardından bağışlanma dileyen, kendilerini bağışlayacağı bir topluluk getirirdi.

Tevbe — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhTevbeSAHÎH

TİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Ashabımasövmeyin

لَا تَسُبُّوا أَصْحَابِي، فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ أَنْفَقَ مِثْلَ أُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ مُدَّ أَحَدِهِمْ وَلَا نَصِيفَهُ

Ashabıma sövmeyin! Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin bir avuç -hatta yarım avuç- sadakasının sevabına erişemez.

Sahabe — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSahabeSAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

İnsanlarınenhayırlısı

خَيْرُ النَّاسِ قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ

İnsanların en hayırlısı benim asrımdakilerdir; sonra onları takip edenler, sonra da onları takip edenlerdir.

Selef — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSelefSAHÎH

TİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Helâkedici

اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ: الشِّرْكُ بِاللَّهِ، وَالسِّحْرُ، وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ، وَأَكْلُ الرِّبَا، وَأَكْلُ مَالِ الْيَتِيمِ، وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ، وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ الْغَافِلَاتِ

Helâk edici yedi büyük günahtan sakının: Allah'a şirk koşmak, sihir yapmak, haksız yere cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli ve gafil mü'min kadınlara zina iftirası atmak.

Büyük Günahlar — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhBüyük GünahlarSAHÎH

TİLE PANEL · CA. 1430 · THE MET · CC0

Zenginolankişinin

مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ

Zengin olan kişinin borcunu geciktirmesi zulümdür.

Muâmelât — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Münafığınalameti

آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثٌ: إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ، وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ، وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ

Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Cibrilbana

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cibril bana komşuya iyilik etmeyi durmadan tavsiye etti; öyle ki onu mirasçı kılacağını sandım.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

Allah'aveahiret

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ

Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin; Allah'a ve ahiret gününe iman eden akrabalık bağını gözetsin; Allah'a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0

İnsanınhereklemi

كُلُّ سُلَامَى مِنَ النَّاسِ عَلَيْهِ صَدَقَةٌ، كُلَّ يَوْمٍ تَطْلُعُ فِيهِ الشَّمْسُ: تَعْدِلُ بَيْنَ الِاثْنَيْنِ صَدَقَةٌ، وَتُعِينُ الرَّجُلَ عَلَى دَابَّتِهِ صَدَقَةٌ، وَالْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ

İnsanın her eklemi için güneşin doğduğu her günde bir sadaka gerekir: İki kişi arasında adaletle hükmetmek sadakadır, bir kimseye bineğine binerken yardım etmek sadakadır, güzel söz sadakadır.

Adab — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAdabSAHÎH

TİLE PANEL · LATE 13TH–14TH CENTURY · THE MET · CC0

Adamınbiri

بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ وَجَدَ غُصْنَ شَوْكٍ عَلَى الطَّرِيقِ فَأَخَّرَهُ، فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ

Adamın biri yolda yürürken yol üzerinde bir dikenli dal buldu ve onu kenara çekti. Allah bu davranışından memnun kalarak onu bağışladı.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

PANEL · SECOND HALF 8TH CENTURY · THE MET · CC0

Resûlullahevinde

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَشَدَّ حَيَاءً مِنَ الْعَذْرَاءِ فِي خِدْرِهَا

Resûlullah, evinde oturan bir bakire kızdan daha utangaçtı.

Ahlâk — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

PANEL · EARLY 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Üçkişiyle

ثَلَاثَةٌ لَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَلَا يُزَكِّيهِمْ، وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ: شَيْخٌ زَانٍ، وَمَلِكٌ كَذَّابٌ، وَعَائِلٌ مُسْتَكْبِرٌ

Üç kişiyle Allah kıyamet günü konuşmaz, onları temize çıkarmaz; onlar için can yakıcı bir azap vardır: zina eden yaşlı, yalancı hükümdar, kibirlenen fakir.

Ahlâk — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎH

PANEL · 8TH–9TH CENTURY · THE MET · CC0

Vehayrıyla

وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ

...ve hayrıyla şerriyle kadere inanmandır.

Akîde — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 1 (Cibrîl hadisi)SAHÎH

DOOR · LATE 15TH CENTURY · THE MET · CC0

Sizdenkimbirmünker

مَن رأى منكم منكرًا فلْيُغَيِّرْه بيدِه إنِ استطاع

Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin; gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle — bu imanın en zayıfıdır.

ahlak · emri-bil-maruf — İbn Teymiyye hükmü

Mecmûu'l-Fetâvâİbn Teymiyye tashîhiSAHÎH

PANEL · 11TH CENTURY · THE MET · CC0

Bizialdatanbizden

مَن حَمَلَ عليْنا السِّلاحَ فليسَ مِنَّا، ومَن غَشَّنا فليسَ مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.

ahlak · ticaret — Zerkānî hükmü

Muhtasarü'l-MakāsıdZerkānî tashîhiSAHÎH

PAİR OF DOORS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Gıybetkardeşini

الغِيبةُ ذِكرُك أخاك بما يَكره

Gıybet, kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.

gibet · dil — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2589SAHÎH

PANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0

İnsanlarateşekkür

مَن لا يشكرُ النَّاسَ لا يشكرُ اللهَ

İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a şükretmiş olmaz.

sukur · ahlak — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 1954SAHÎH

DOOR · DATED [8]70 AH/1466 CE · THE MET · CC0

İnsanlarınenhayırlısıömrü

خيرُ الناسِ من طال عمرُه وحسُن عملُه وشرُّ الناسِ من طال عمرُه وساء عملُه

İnsanların en hayırlısı ömrü uzun, ameli güzel olandır.

ahlak · omur — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 2330SAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Biriyilik

الحسنةُ بعشرِ أمثالِها

Bir iyilik on katıyla yazılır.

amel · sevap — Elbânî hükmü

Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Kimkardeşinin

المُسلِمُ أخو المُسلِمِ، لا يَظلِمُه ولا يُسلِمُه، مَن كانَ في حاجةِ أخيه كانَ اللهُ في حاجَتِه، ومَن فرَّجَ عن مُسلِمٍ كُربةً فرَّجَ اللهُ عنه بها كُربةً مِن كُرَبِ يَومِ القيامةِ، ومَن سَتَرَ مُسلِمًا سَتَرَه اللهُ يَومَ القيامةِ

Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür.

kardeslik · yardim — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2580SAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Kibirhakkı

الكِبرُ بَطَرُ الحَقِّ، وغَمطُ النَّاسِ

Kibir, hakkı reddetmek ve insanları küçümsemektir.

kibir · ahlak — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 91SAHÎH

SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Kıyametkopar

إن قامتِ السَّاعةُ وفي يدِ أحدِكم فسيلةٌ فليغرِسْها

Kıyamet kopar ve birinizin elinde bir fidan bulunursa, kalkmaya gücü yeterse onu diksin.

cevre · amel — Elbânî hükmü

Sahîhu'l-Câmi'i's-SağîrElbânî tashîhiSAHÎH

TİLE · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Ümmetiminmüflisi

أتدرون من المفلسُ ؟ قالوا : يا رسولَ اللهِ المفلسُ فينا من لا درهمَ له ولا متاعَ ، قال : إنَّ المفلسَ من أمتي من يأتي يومَ القيامةِ بصلاةٍ وزكاةٍ وصيامٍ وقد شتم هذا وضرب هذا وأخذ مالَ هذا فيأخذُ هذا من حسناتِه وهذا من حسناتِه فإن فَنِيَتْ حسناتُه قبل أن يقضيَ ما عليه أخذ من سيئاتهم فطُرِحَ عليهِ ثم طُرِحَ في النارِ

Ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelen, ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş olduğu için sevapları alınıp giden kimsedir.

ahiret · ahlak · kul-hakki — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2581SAHÎH

CEİLİNG · 14TH–15TH CENTURY · THE MET · CC0

TeennîRahmân'dan

التَّأَنِّي من اللهِ والعجلَةُ من الشيطانِ

Teennî Rahmân'dan, acele şeytandandır.

ahlak · sabir — Zerkānî hükmü

Muhtasarü'l-MakāsıdZerkānî tashîhiHASEN

PYXİS · LATE 11TH–EARLY 12TH CENTURY · THE MET · CC0

Yolculukazaptan

السَّفرُ قِطعةٌ مِن العذابِ، يمنَعُ أحدَكم نومَه...، الحديث

Yolculuk azaptan bir parçadır.

sefer — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1804SAHÎH

Muâmelât

Alışverişin, sözün ve emanetin ölçüsü.

TİLE · DATED 824 AH/1421 CE · THE MET · CC0

Allahtemizdir

إنَّ اللهَ طيِّبٌ لا يقبلُ إلِّا طيِّبًا

Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul eder.

rizik · helal — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1015SAHÎH

PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Cennetkılıçların

الجنَّةُ تحتَ ظلالِ السُّيوفِ

Cennet kılıçların gölgesi altındadır.

cihad — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2818SAHÎH

WALL PAİNTİNG · 9TH CENTURY · THE MET · CC0

Cihadınenfaziletlisi

أفضلَ الجِهادِ كلمةُ حقٍّ عندَ سلطانٍ جائرٍ

Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında hak sözü söylemektir.

cihad · hak · yonetim — Elbânî hükmü

Sahîhu'l-Câmi'i's-SağîrElbânî tashîhiSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Allah'ahakkıyla

لو أنكم تَوَكَّلونَ على اللهِ حقَّ تَوَكُّلِهِ ، لرزقكم كما يَرزقُ الطيرَ ، تغدو خِماصًا وتروحُ بِطانًا

Allah'a hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı; sabah aç çıkar, akşam tok dönerler.

tevekkul · rizik — Muhammed Cârullah es-Sa‘dî hükmü

en-Nevâfihu'l-AtıraMuhammed Cârullah es-Sa‘dî tashîhiSAHÎH

Aile ve Komşu

En yakındakine gösterilen edep.

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Biradam

مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بِحُسْنِ صَحَابَتِي؟ قَالَ: أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أَبُوكَ

Bir adam Kime iyi davranmam en gerekli? diye sordu. Peygamberimiz üç kez Annene buyurdu, dördüncüde Sonra babana dedi.

Aile — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAileSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Hiçbirevlat

لَا يَجْزِي وَلَدٌ وَالِدَهُ إِلَّا أَنْ يَجِدَهُ مَمْلُوكًا فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ

Hiçbir evlat, babasının hakkını ödeyemez; ancak onu köle olarak bulur, satın alır ve azat ederse o başka.

Aile — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAileSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Burnusürtülsün

رَغِمَ أَنْفُهُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ: مَنْ أَدْرَكَ أَبَوَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ، أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا، فَلَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ

Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün: yaşlılık çağında anne babasına -ikisine veya birine- yetişip de bu sayede cennete giremeyen kimsenin.

Aile — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAileSAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Annebabasının

رَغِمَ أنفُ، ثُمَّ رَغِمَ أنفُ، ثُمَّ رَغِمَ أنفُ، قيلَ: مَن يا رَسولَ اللهِ؟ قال: مَن أدرَك أبَويه عِندَ الكِبَرِ -أحَدَهما أو كِلَيهما- فلَم يَدخُلِ الجَنَّةَ

Anne babasının yahut birinin ihtiyarlığına yetişip de cennete giremeyenin burnu yerde sürtsün.

ana-baba · aile — Müslim hükmü

Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2551SAHÎH

DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0

Babacennet

الوالدُ أَوْسَطُ أبوابِ الجنةِ

Baba cennet kapılarının ortasıdır.

ana-baba · aile — Tirmizî hükmü

Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 1900SAHÎH

EWER · 7TH CENTURY · THE MET · CC0

Çokseven

تَزوَّجوا الوَدودَ الوَلودَ

Çok seven ve çok doğuran kadınlarla evlenin; çünkü ben sizin çokluğunuzla övüneceğim.

aile · nikah — İbn Useymîn hükmü

Fetâvâ Nûrun ale'd-Derbİbn Useymîn tashîhiSAHÎH

BOWL · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Sıla-irahim

صِلةُ الرَّحِمِ تَزيدُ في العُمُرِ

Sıla-i rahim ömrü uzatır.

aile · sila-i-rahim — Süyûtî hükmü

el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiHASEN

Zühd, Sabır ve Âhiret

Dünyanın gerçek boyu ve dönülecek yer.

DOORS · CA. 1325–30 · THE MET · CC0

Cennetherbirinize

الْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ، وَالنَّارُ مِثْلُ ذَلِكَ

Cennet her birinize ayakkabınızın bağından daha yakındır; cehennem de öyle.

Cennet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhCennetSAHÎH

WATER PİPE BASE · LATE 17TH CENTURY · THE MET · CC0

Gerçekmüflisin

أَتَدْرُونَ مَنِ الْمُفْلِسُ؟ ... يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلَاةٍ وَصِيَامٍ وَزَكَاةٍ، وَيَأْتِي قَدْ شَتَمَ هَذَا وَقَذَفَ هَذَا... فَيُؤْخَذُ مِنْ حَسَنَاتِهِ فَإِنْ فَنِيَتْ حَسَنَاتُهُ قَبْلَ أَنْ يُقْضَى مَا عَلَيْهِ أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرِحَتْ عَلَيْهِ

Gerçek müflisin kim olduğunu biliyor musunuz? ... Kıyamet günü namazı, orucu, zekâtıyla gelir; fakat şuna sövmüş, buna iftira atmıştır... Hasenatından alınır, hasenatı biterse hak sahiplerinin günahları ona yüklenir.

Ahiret — Müslim rivayeti

Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAhiretSAHÎH

LAMP STAND · DATED 986 AH/1578–79 CE · THE MET · CC0

Allah'ıngölgesinden

سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ: الْإِمَامُ الْعَادِلُ، وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ بِالْمَسَاجِدِ، وَرَجُلَانِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ

Allah'ın gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde, Allah yedi kişiyi kendi gölgesinde gölgelendirir: adil yönetici, Allah'a ibadet içinde büyüyen genç, kalbi mescitlere bağlı adam, Allah için birbirini sevip yine Allah için bir araya gelip Allah için ayrılan iki kişi, tenhada Allah'ı anıp da gözyaşı dökeni.

Ahiret — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhiretSAHÎH

MOSQUE LAMP · SHORTLY AFTER 1285 · THE MET · CC0

KimAllahyolunda

مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ نُودِيَ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ: يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا خَيْرٌ، فَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّلَاةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّلَاةِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجِهَادِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الْجِهَادِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الرَّيَّانِ

Kim Allah yolunda bir şeyden çift infak ederse, cennetin kapılarından Ey Allah'ın kulu, bu hayırlıdır diye çağrılır. Namaz ehlinden olan namaz kapısından, cihad ehlinden olan cihad kapısından, oruç ehlinden olan ise Reyyân kapısından çağrılır.

Cennet — Buhârî rivayeti

Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhCennetSAHÎH

PERFUME SPRİNKLER · 18TH CENTURY · THE MET · CC0

Çörekotunda

في الحبَّةِ السَّوداءِ شفاءً مِن كلِّ داءٍ

Çörek otunda ölüm dışında her derde şifa vardır.

saglik · sifa — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 5688SAHÎH

MOSQUE LAMP · 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Dünyadabirgarip

كن في الدنيا كأنك غريبٌ أو عابرُ سبيلٍ

Dünyada bir garip yahut bir yolcu gibi ol.

dunya · zuhd — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6416SAHÎH

BOTTLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0

Zulümkıyamet

الظُّلمُ ظُلُماتٌ يَومَ القيامةِ

Zulüm kıyamet gününde karanlıklardır.

zulum · ahiret — Buhârî hükmü

Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2447SAHÎH

Tamam.

196 hareketin her biri bu depodaki bir kayda bağlıdır; künyeler yayın öncesi makineyle denetlenir. Görseller The Metropolitan Museum of Art Açık Erişim koleksiyonundandır (CC0).

Bu sitede hiçbir söz kaynaksız değil.

Gezmek için kaydır← →Nebevî miras ve şerhler
Görünüş

Atmosfer

Metinler değişmez. Işık değişir.

Seçili atmosferKâğıt & MürekkepMineral kâğıt, ceviz mürekkebi ve ölçülü yazma kırmızısı.

Nakil

Avlu

Bu avludaki diğer odalar