Fasıl I196 Hareket
Hadîs
Nebevî mirastan 196 hareket; her biri bir kaynağa bağlı, her biri bir eserle eşlenmiş — isnadın, hâfızanın ve elin sabrının çalışması.

Niyet ve İhsân
Amelin ölçüsü dışında değil, kalpte kurulur.
TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Amellerancakniyetlere
إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى
Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyeti ne ise eline geçecek olan da odur.
Niyet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhBed'ü'l-Vahy 1SAHÎHTİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Dikkatedin
أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ
Dikkat edin, bedende bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi olur, bozulursa bütün beden bozulur. Dikkat edin, o kalptir.
Kalp — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 39SAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Allahsizin
إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْظُرُ إِلَى أَجْسَامِكُمْ وَلَا إِلَى صُوَرِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ
Allah sizin bedenlerinize ve suretlerinize bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.
Kalp — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhKalpSAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Helâlaçıktır
إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا مُشَبَّهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ
Helâl açıktır, haram da açıktır. İkisi arasında birçok insanın bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüphelerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur.
Kalp — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 39SAHÎHTİLE PANEL · LATE 13TH–14TH CENTURY · THE MET · CC0
Allahsizinsuretlerinize
إنَّ اللهَ لا يَنظُرُ إلى صُوَرِكُم وأموالِكُم، ولَكِن يَنظُرُ إلى قُلوبِكُم وأعمالِكُم
Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.
kalp · akide — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2564SAHÎHPANEL · SECOND HALF 8TH CENTURY · THE MET · CC0
KimAllah'a
مَن أحَبَّ لقاءَ اللهِ أحَبَّ اللهُ لقاءَه
Kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever.
olum · kalp — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6508SAHÎHPANEL · EARLY 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Benkulumun
قال اللهُ: أنا عِندَ ظَنِّ عَبدي بي
Ben kulumun bana olan zannı üzereyim.
akide · kalp — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 7505SAHÎHPANEL · 8TH–9TH CENTURY · THE MET · CC0
Çokgülmeyin
لا تُكْثِروا الضَّحِكَ فإنَّ كَثرةَ الضَّحِكِ تُميتُ القَلبَ
Çok gülmeyin; çünkü çok gülmek kalbi öldürür.
kalp · ahlak — Elbânî hükmü
es-Silsiletü's-SahîhaElbânî tashîhiSAHÎHDOOR · LATE 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Kalbindezerrekadar
لا يدخل الجنَّةَ من في قلبه مثقالُ ذَرَّةٍ من كِبرٍ
Kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez.
kibir · kalp · ahiret — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 91SAHÎHPANEL · 11TH CENTURY · THE MET · CC0
Kişisevdiğiyle
قِيلَ للنبيِّ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ: الرَّجُلُ يُحِبُّ القَوْمَ ولَمَّا يَلْحَقْ بهِمْ؟ قالَ: المَرْءُ مع مَن أحَبَّ
PAİR OF DOORS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Niceoruç
رُبَّ صائمٍ ليس له من صيامِه إلا الجوعُ ، و رُبَّ قائمٍ ليس له من قيامِه إلا السَّهرُ
Nice oruç tutan vardır ki orucundan açlıktan başka nasibi yoktur.
oruc · ihlas — Elbânî hükmü
Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎHPANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Sizinhakkınızda
إنَّ أخوفَ ما أخافُ عليكمُ الشِّركُ الأصغرُ الرِّياءُ
Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir; o da riyâdır.
akide · riya · tevhid — Muhammed b. Muhammed el-Gazzî hükmü
İtkānü mâ YahsünMuhammed b. Muhammed el-Gazzî tashîhiSAHÎHÎmân ve Tevhîd
Kalbin neye bağlandığı, her amelin rengini verir.
DOOR · DATED [8]70 AH/1466 CE · THE MET · CC0
İmanyetmiş
الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً، أَفْضَلُهَا قَوْلُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ، وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الْإِيمَانِ
İman yetmiş küsur şubedir; en üstünü Lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.
İman — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Müslümanelinden
الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.
İman — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
İslambeş
بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالْحَجِّ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ
İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.
İman — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 2SAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
İslamgarip
بَدَأَ الإِسْلامُ غَرِيبًا، وَسَيَعُودُ كَمَا بَدَأَ غَرِيبًا، فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ
İslam garip başladı ve başladığı gibi tekrar garip haline dönecektir. Ne mutlu o gariplere!
İman — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 232SAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Sizdenbiriniz
لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olmaz.
İman — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎHTİLE · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Dinsamimiyet
الدِّينُ النَّصِيحَةُ
CEİLİNG · 14TH–15TH CENTURY · THE MET · CC0
Kuvvetlimü'min
الْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ، وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ
Kuvvetli mü'min, Allah katında zayıf mü'minden daha hayırlı ve daha sevimlidir; ama her ikisinde de hayır vardır.
İman — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİmanSAHÎHPYXİS · LATE 11TH–EARLY 12TH CENTURY · THE MET · CC0
Allah'ındoksan
إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا، مِائَةً إِلَّا وَاحِدًا، مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ
Allah'ın doksan dokuz ismi vardır, yüzden bir eksik. Kim bunları sayıp gereğince inanırsa cennete girer.
Tevhid — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhTevhidSAHÎHTİLE · DATED 824 AH/1421 CE · THE MET · CC0
Rabbimizhergece
يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الْآخِرُ، يَقُولُ: مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ
Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim buyurur.
Tevhid — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhTevhidSAHÎHPANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Kalbindezerre
مَنْ قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَكَانَ فِي قَلْبِهِ مِنَ الْخَيْرِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ خَرَجَ مِنَ النَّارِ
Kalbinde zerre kadar hayır olan kimse «Lâ ilâhe illallah» deyince ateşten çıkar.
Tevhid — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhBed'ü'l-Vahy 7SAHÎHWALL PAİNTİNG · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
KimAllah'tan
من حلفَ بغيرِ اللهِ فقد أشركَ
Kim Allah'tan başkası adına yemin ederse şirk koşmuş olur.
akide · tevhid · yemin — İbn Teymiyye hükmü
el-Müstedrek alâ Mecmûi'l-Fetâvâİbn Teymiyye tashîhiSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Aşırıyakaçanlar
هلَكَ المُتنطِّعون، هلَكَ المُتنطِّعون، هلَكَ المُتنطِّعون
DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimbeni
مَن رآني في المَنامِ فقد رآني
Kim beni rüyada görürse gerçekten beni görmüştür; çünkü şeytan benim suretime giremez.
ruya · peygamber — Heysemî hükmü
Mecmau'z-ZevâidHeysemî tashîhiSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Bizpeygamberler
نحْن مَعاشَرَ الأنبياءِ لا نُورَثُ
Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız; bıraktığımız sadakadır.
peygamber · fikih — İbnü’l-Mülakkın hükmü
el-Bedrü'l-Münîrİbnü’l-Mülakkın tashîhiSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Bulaşmayoktur
لا عدوَى ولا طِيَرةَ
(Kendiliğinden) bulaşma yoktur, uğursuzluk yoktur.
akide · tevhid · saglik — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2222SAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Cemaatesarılın
لن تجتمعَ أمتي على ضلالةٍ فعليكم بالجماعةِ فإن يد اللهِ على الجماعةِ
Cemaate sarılın; çünkü Allah'ın eli cemaatle beraberdir.
ummet · cemaat — Süyûtî hükmü
el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Şüphesizbudin
إنَّ الدِّينَ يُسرٌ، ولَن يُشادَّ الدِّينَ أحَدٌ إلَّا غَلَبَه، فسَدِّدوا وقارِبوا، وأبشِروا، واستَعينوا بالغَدوةِ والرَّوحةِ وشيءٍ مِنَ الدُّلجةِ
EWER · 7TH CENTURY · THE MET · CC0
Dinnasihattir
إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ، إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ، إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ، الحديث
BOWL · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Dindeaşırılıktan
إياكم والغلوَّ في الدينِ فإنما أهلَك مَن كان قبلَكم الغلوُّ في الدينِ
Dinde aşırılıktan sakının; sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti.
akide · asirilik — İbn Bâz hükmü
Mecmûu Fetâvâ İbn Bâzİbn Bâz tashîhiSAHÎHDOORS · CA. 1325–30 · THE MET · CC0
Kimbana
من صلَّى عليَّ في يومٍ مائةَ مرةٍ قضَى اللهُ له مائةَ حاجةٍ سبعون منها لآخرتِه وثلاثون منها لدنياه
Kim bana günde yüz defa salât getirirse Allah onun yüz ihtiyacını karşılar.
salavat · peygamber — Şuayb el-Arnaût hükmü
Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎHWATER PİPE BASE · LATE 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Hayâimandandır
الحياءُ من الإيمانِ
LAMP STAND · DATED 986 AH/1578–79 CE · THE MET · CC0
Allahbuümmete
إنَّ اللهَ يبعثُ لهذه الأمةِ على رأسِ كلِّ مائةِ سنةٍ من يُجدِّدُ لها دينَها
Allah bu ümmete her yüzyılın başında dinini yenileyecek birini gönderir.
ummet · ilim — Zerkānî hükmü
Muhtasarü'l-MakāsıdZerkānî tashîhiSAHÎHMOSQUE LAMP · SHORTLY AFTER 1285 · THE MET · CC0
Sözünenhayırlısı
خيرُ الهَدْي هَديُ محمَّدٍ صلَّى اللهُ عليهِ وآلهِ وسلَّم وشرُّ الأمورِ مُحدثاتُها ، وكلُّ بدعةٍ ضلالةٌ
Sözün en hayırlısı Allah'ın Kitabı, yolun en hayırlısı Muhammed'in yoludur.
sunnet · akide — İbn Useymîn hükmü
Mecmûu Fetâvâ İbn Useymînİbn Useymîn tashîhiSAHÎHPERFUME SPRİNKLER · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimbirkâhine
مَنْ أَتَى كَاهِنًا فَصَدَّقَهُ بِما يقولُ فقد بَرِئَ
Kim bir kâhine gider de söylediklerini tasdik ederse, Muhammed'e indirileni inkâr etmiş olur.
akide · tevhid · fal — İbn Useymîn hükmü
Mecmûu Fetâvâ İbn Useymînİbn Useymîn tashîhiSAHÎHMOSQUE LAMP · 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Kazâyıancakdua
لا يَرُدُّ القضاءَ إلَّا الدُّعاءُ
Kazâyı ancak dua geri çevirir, ömrü ancak iyilik uzatır.
dua · kader — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 2139HASENBOTTLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Kolaylaştırınzorlaştırmayın
يَسِّروا ولا تُعَسِّروا، وسَكِّنوا ولا تُنَفِّروا
Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
din · davet — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6125SAHÎHBOWL · CA. 1000 · THE MET · CC0
Komşusuaçken
ليس المؤمنُ الَّذي يشبَعُ وجارُه جائعٌ
Komşusu açken kendisi tok olan kimse mümin değildir.
komsuluk · infak · iman — Heysemî hükmü
Mecmau'z-ZevâidHeysemî tashîhiSAHÎHBOWL · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0
KimAllah'tanbaşka
من ماتَ وَهوَ يعلمُ أن لا إلَهَ إلَّا اللَّهُ دخلَ الجنَّةَ
Kim Allah'tan başka ilâh olmadığını bilerek ölürse cennete girer.
akide · tevhid — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 26SAHÎHBOWL · LATE 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Müminmümine
المُؤمِنُ للمُؤمِنِ كالبُنيانِ، يَشُدُّ بَعضُه بَعضًا
Mümin mümine karşı, parçaları birbirini pekiştiren bir bina gibidir.
kardeslik · ummet — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2585SAHÎHBOWL · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Müminlerbirbirlerini
مَثَلُ المُؤمِنينَ في تَوادِّهم وتَراحُمِهم وتَعاطُفِهم مَثَلُ الجَسَدِ، إذا اشتَكى منه عُضوٌ تَداعى له سائِرُ الجَسَدِ بالسَّهَرِ والحُمَّى
Müminler birbirlerini sevmede ve merhamette bir beden gibidir; bir uzvu rahatsızlanınca bütün beden ateş ve uykusuzlukla ona ortak olur.
kardeslik · ummet — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2586SAHÎHCARPET FRAGMENT · 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Muskalarrukyeler
إن الرقىَ والتَّمائِمَ والتِّوَلَةَ شركٌ
Muskalar, (şirk içeren) rukyeler ve tivele şirktir.
akide · tevhid · buyu — İbn Bâz hükmü
Mecmûu Fetâvâ İbn Bâzİbn Bâz tashîhiSAHÎHCARPET FRAGMENT · 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimmuska
من تعلَّقَ تميمةً فلا أتمَّ اللهُ له ومن تعلقَ ودعةً فلا ودعَ اللهُ له وفي روايةٍ أخرى: من تعلَّقَ تميمةً فقد أشرك
Kim muska takarsa şirk koşmuş olur.
akide · tevhid · muska — Elbânî hükmü
es-Silsiletü's-SahîhaElbânî tashîhiSAHÎHMİHRAB · DATED 755 AH/1354–55 CE · THE MET · CC0
Onubağla
قالَ رجلٌ : يا رَسولَ اللَّهِ أعقِلُها وأتوَكَّلُ، أو أطلِقُها وأتوَكَّلُ ؟ قالَ : اعقِلها وتوَكَّلْ
TİLE · DATED 722 AH/1322–23 CE · THE MET · CC0
Rukyelermuskalar
كان ممَّا حفِظْنا عن رسولِ اللهِ : أنَّ الرُّقَى والتَّمائمَ والتِّوَلَةَ مِن الشِّرْكِ فقالت له امرأتُه وما التِّوَلَةُ قال التَّهييجُ
(Şirk içeren) rukyeler, muskalar ve tivele şirktendir.
akide · tevhid · muska — Elbânî hükmü
Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎHTİLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Sadakabirburhandır
عن عبدِ اللهِ بنِ مسعودٍ قال النَّاسُ غاديان فبائعٌ نفسَه فموبِقُها ومُعاديها فمعتِقُها الصَّدقةُ بُرهانٌ والصَّدقةٌ جُنَّةٌ والصِّيامُ جُنَّةٌ والصَّلاة نورٌ والسَّكينةُ نعيمٌ
Sadaka bir burhandır (imanın delilidir).
sadaka · iman — Elbânî hükmü
Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎHTİLE · DATED 712 AH/1312–13 CE · THE MET · CC0
Ümmetimyetmiş
حديث: ستَفتَرِقُ أُمَّتي على ثَلاثٍ وسَبعينَ فِرقةً
Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak; biri hariç hepsi ateştedir.
akide · ummet · firka — İbn Useymîn hükmü
Mecmûu Fetâvâ İbn Useymînİbn Useymîn tashîhiSAHÎHTOMBSTONE · DATED 545 AH/1150 CE · THE MET · CC0
Yaratıcıyaisyan
لا طاعةَ لمَخلوقٍ في مَعصيةِ الخالِقِ
Yaratıcıya isyan konusunda yaratılana itaat yoktur.
akide · yonetim — Süyûtî hükmü
el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎHTİLE · FİRST HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Zamanasövmeyin
لا تَسُبُّوا الدَّهرَ؛ فإنَّ اللهَ هو الدَّهرُ
Zamana sövmeyin; çünkü zaman Allah'tır (zamanı çeviren Allah'tır).
akide · zaman — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2246SAHÎHQUR'AN CASE · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Zikrinenfaziletlisi
أفضلُ الذِّكرِ لا إلهَ إلَّا الله
Zikrin en faziletlisi 'lâ ilâhe illallah'tır.
zikir · tevhid — Süyûtî hükmü
el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎHCARPET · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0
Ma'mer'iSüfyân
سمعت معمراً وسفيان الثوري ومالك بن أنس، وابن جريج، وسفيان بن عيينة يقولون: الإيمان قول وعمل، يزيد وينقص
Ma'mer'i, Süfyân es-Sevrî'yi, Mâlik b. Enes'i, İbn Cüreyc'i ve Süfyân b. Uyeyne'yi şöyle derken işittim: Îmân söz ve ameldir; artar ve eksilir.
akide — Abdurrezzâk es-San'ânî (v. 211)
Ziyâdetü'l-Îmân ve Nuksânuhû ve Hükmü'l-İstisnâ fîh26MEVKŪFTİLE · CA. 1578 · THE MET · CC0
Îmânsöz
الإيمان قول وعمل يزيد وينقص، إذا عملت الخير زاد، وإذا ضيعت نقص
Îmân söz ve ameldir; artar ve eksilir. Hayır işlediğinde artar, (ameli) zayi ettiğinde eksilir.
akide — Ahmed b. Hanbel (v. 241)
Ziyâdetü'l-Îmân ve Nuksânuhû ve Hükmü'l-İstisnâ fîhdipnot 2MEVKŪFTİLE PANEL · DATED 1000 AH/1591–92 CE · THE MET · CC0
Îmânsözveameldir
الإيمان قول وعمل، يزيد وينقص، فقال له أخوه إبراهيم ابن عيينة يا أبا محمد لا تقولن يزيد وينقص فغضب وقال: اسكت يا صبي بل ينقص حتى لا يبقى منه شيء
Îmân söz ve ameldir; artar ve eksilir. Kardeşi İbrâhîm b. Uyeyne ona "Ey Ebû Muhammed, artar-eksilir deme!" deyince, öfkelenip şöyle dedi: "Sus be çocuk! Bilakis eksilir, hatta ondan hiçbir şey kalmayana dek."
akide — Süfyân b. Uyeyne (v. 198)
Ziyâdetü'l-Îmân ve Nuksânuhû ve Hükmü'l-İstisnâ fîh23MEVKŪFTİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0
İstivâmeçhul
الاستواء غير مجهول، والكيف غير معقول، والإيمان به واجب، والسؤال عنه بدعة، وما أراك إلاّ ضالاًّ
İstivâ meçhul değildir, keyfiyeti akılla kavranamaz; buna iman vaciptir, keyfiyetini sormak ise bid'attir. Seni sapık olmaktan başka bir şey sanmıyorum.
akide — Mâlik b. Enes (v. 179)
el-Eserü'l-Meşhûr an el-İmâm Mâlik fî Sıfati'l-İstivâ (Dirâse Tahlîliyye)NakilMEVKŪFTİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Kadertevhîdin
الْقَدَرُ نِظَامُ التَّوْحِيدِ, فَمَنْ وَحَّدَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ, وَآمَنَ بِالْقَدَرِ, فَهِيَ الْعُرْوَةُ الْوُثْقَى الَّتِي لَا انْفِصَامَ لَهَا, وَمَنْ وَحَّدَ اللَّهَ تَعَالَى, وَكَذَّبَ بِالْقَدَرِ, نَقْضَ التَّوْحِيدَ
Kader, tevhîdin nizâmıdır. Kim Allah'ı tevhîd eder ve kadere iman ederse, işte bu, kopması olmayan sapasağlam kulptur. Kim Allah'ı tevhîd edip de kaderi yalanlarsa, tevhîdini bozmuş olur.
akide — İbn Abbâs (v. 68)
el-Kader205MEVKŪFPANEL · 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Tâbiolun
اتَّبِعُوا وَلَا تبتدعوا، فَقَدْ كُفِيتُمْ، وُكلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ
Tâbi olun, bid'at uydurmayın; çünkü (Sünnet) size yeterli kılınmıştır. Her bid'at sapıklıktır.
akide — İbn Mes'ûd (v. 32)
el-İlm54MEVKŪFİttibâ ve Bid’at
Din tamamlanmıştır; eklenen her şey eksiltir.
DOOR · LATE 8TH–FİRST HALF 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Güzelsözün
إنَّ من البيانِ لسحرًا
Güzel sözün bir kısmında büyü (etkileyicilik) vardır.
dil · hikmet — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 5146SAHÎHPANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Helâlbellidir
الحلالُ بيِّنٌ والحرامُ بيِّنٌ
Helâl bellidir, haram bellidir; ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır.
fikih · takva — Heysemî hükmü
Mecmau'z-Zevâid 4-77Heysemî tashîhiHASENCEİLİNG · 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimİslâm'da
من سَنَّ في الإسلامِ سُنَّةً حسنةً فله أجرُها وأجرُ من عَمِل بها من بَعدِه من غيرِ أن ينقُصَ من أجورِهم شيءٌ، ومن سَنَّ في الإسلامِ سُنَّةً سَيِّئةً فعليه وِزرُها ووِزرُ من عَمِل بها من بَعدِه من غيرِ أن ينقُصَ من أوزارِهم شَيءٌ
Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa, onun sevabı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin sevabı ona verilir.
sunnet · bidat — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1017SAHÎHPEN BOX · MADE İN EARLY–LATE 14TH CENTURY; ALTERED SHORTLY BEFORE MİD-15TH CENTURY · THE MET · CC0
Allahkadınlara
حَديثُ: لَعَن اللهُ المُتشَبِّهينَ مِنَ الرِّجالِ بالنِّساءِ... الحديث
Allah, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etsin.
ahlak · fikih — Şuayb el-Arnaût hükmü
Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎHPERİOD ROOM · DATED 1119 AH/1707 CE · THE MET · CC0
Malıuğrunda
من قُتلَ دونَ مالهِ فهو شهيدٌ
Malı uğrunda öldürülen şehittir.
sehadet · fikih — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 1419HASENPANELS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Müminbirdelikten
لا يُلدَغُ المُؤمِنُ مِن جُحرٍ واحِدٍ مَرَّتَينِ
Mümin bir delikten iki defa sokulmaz.
ahlak · hikmet — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6133SAHÎHPANEL FRAGMENT · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Sizdenbirinizin
إذا وقَعَ الذُّبابُ في شَرابِ أحَدِكُم فليَغمِسْه ثُمَّ ليَنزِعْه؛ فإنَّ في إحدى جَناحَيه داءً، والأُخرى شِفاءً
Sizden birinizin içeceğine sinek düşerse onu iyice batırsın, sonra çıkarıp atsın; çünkü kanatlarından birinde hastalık, diğerinde şifa vardır.
saglik · fikih — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 3320SAHÎHFRAGMENT OF A CORNİCE · 11TH CENTURY · THE MET · CC0
Sonradançıkarılan
وإياكم ومحدثاتِ الأمورِ فإن كلَّ محدثةٍ بدعةٌ وكلَّ بدعةٍ ضلالةٌ
Sonradan çıkarılan her şey bid'attir, her bid'at dalâlettir, her dalâlet ateştedir.
bidat · sunnet — İbn Bâz hükmü
Mecmûu Fetâvâ İbn Bâzİbn Bâz tashîhiSAHÎHTİLE · 13TH CENTURY · THE MET · CC0
İçindebüyüğün
كَيْفَ أَنْتُمْ إِذَا لَبِسَتْكُمْ فِتْنَةٌ يَهْرَمُ فِيهَا الْكَبِيرُ، وَيَرْبُو فِيهَا الصَّغِيرُ، وَيَتَّخِذُهَا النَّاسُ سُنَّةً، فَإِذَا غُيِّرَتْ قَالُوا: غُيِّرَتِ السُّنَّةُ
İçinde büyüğün ihtiyarladığı, küçüğün büyüdüğü, insanların onu sünnet edindiği ve değiştirildiğinde "sünnet değiştirildi" dedikleri bir fitne sizi kuşattığında hâliniz ne olur?
usul — İbn Mes'ûd (v. 32)
Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu tegayyüri'z-zamân'MEVKŪFTİLE PANEL · 17TH CENTURY · THE MET · CC0
İbnÖmer'e
سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ، عَنْ فَرِيضَةٍ مِنَ الصُّلْبِ فَقَالَ: «لَا أَدْرِي» فَقِيلَ لَهُ: فَمَا مَنَعَكَ أَنْ تُجِيبَهُ؟ فَقَالَ: سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ عَمَّا لَا يَدْرِي فَقَالَ: لَا أَدْرِي
İbn Ömer'e sulbî bir miras farizası soruldu, "Bilmiyorum" dedi. Kendisine "Seni cevap vermekten alıkoyan neydi?" denildi. (Râvi Mücâhid) dedi ki: İbn Ömer'e bilmediği bir şey soruldu, o da "Bilmiyorum" dedi.
usul — İbn Ömer (v. 73)
Câmiu Beyâni'l-İlm ve Fadlih1566MEVKŪFTİLE PANEL · LATE 13TH–FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Şayetbunlar
لَوْ أَنَّ هَؤُلَاءِ كَانُوا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَنَزَلَتْ عَامَّةُ الْقُرْآنِ يَسْأَلُونَكَ يَسْأَلُونَكَ
Şayet bunlar Peygamber'in (s.a.v.) devrinde bulunsalardı, Kur'an'ın çoğu "sana soruyorlar, sana soruyorlar" diye inerdi.
usul — Âmir eş-Şa'bî (v. 104)
Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu tegayyüri'z-zamân'MEVKŪFTİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Cemaatesarılınçünkü
عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ فَإِنَّ اللَّهَ لا يَجْمَعُ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عليه وسلم على ضلالة
Cemaate sarılın; çünkü Allah, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetini sapıklık üzerinde bir araya getirmez.
usul — Ebû Mes'ûd el-Bedrî (v. 40)
Kitâbü's-Sünne (ve maahû Zilâlü'l-Cenne fî Tahrîci's-Sünne, thk. Elbânî)85MEVKŪFTİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Onuâlimin
يَهْدِمُهُ زَلَّةُ الْعَالِمِ، وَجِدَالُ الْمُنَافِقِ بِالْكِتَابِ وَحُكْمُ الْأَئِمَّةِ الْمُضِلِّينَ
Onu (İslâm'ı) âlimin sürçmesi, münafığın Kitap'la mücadelesi ve saptırıcı önderlerin hükmü yıkar.
usul — Ömer b. el-Hattâb (v. 23)
Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y'MEVKŪFTİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Nicehayır
وَكَمْ مِنْ مُرِيدٍ لِلْخَيْرِ لَنْ يُصِيبَهُ
Nice hayır isteyen vardır ki ona ulaşamaz.
usul — İbn Mes'ûd (v. 32)
Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y'MEVKŪFTİLE PANEL · LATE 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Hiçkimse
لا يستغني أحد عن القياس، وعلى الإمام والحاكم يرد عليه الأمر أن يجمع له الناس ويقيس
Hiç kimse kıyastan müstağni kalamaz; imam ve hâkime bir mesele geldiğinde, onun için (ilgili) insanları/görüşleri bir araya toplayıp kıyas yapması gerekir.
usul — Ahmed b. Hanbel (v. 241)
el-Mesâilü'l-Usûliyye min Kitâbi'r-Rivâyeteyn ve'l-Vecheynmesele 15MEVKŪFTİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0
Onlarakötülüklerini
أَفَلَا أَمَرْتَهُمْ أَنْ يَعُدُّوا سَيِّئَاتِهِمْ، وَضَمِنْتَ لَهُمْ أَنْ لَا يَضِيعَ مِنْ حَسَنَاتِهِمْ
Onlara kötülüklerini saymalarını emretseydin ya! İyiliklerinden hiçbirinin zayi olmayacağına da kefil olurdun.
usul — İbn Mes'ûd (v. 32)
Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-DârimîMukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y'MEVKŪFİsnâd ve Rivayet
Söz, kimden geldiği bilinmeden söz sayılmaz.
TİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimbilerek
مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ
Kim bilerek benim adıma yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın.
Hadis Usulü — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhİlim 38SAHÎHTİLE PANEL · 13TH CENTURY · THE MET · CC0
Nicefıkıh
رُبَّ حامِلِ فِقْهٍ ليس بفَقِيهٍ ، رُبَّ حامِلِ فِقْهٍ إلى مَن هو أَفْقَهُ منه
Nice fıkıh taşıyan vardır ki onu kendisinden daha fakih olana ulaştırır.
ilim · hadis — Elbânî hükmü
Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎHTİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Şüphesizbuilim
إنَّ هذا العِلمَ دِينٌ، فانظُروا عمَّن تأخُذون دينَكم
Şüphesiz bu ilim dindir; öyleyse dininizi kimden aldığınıza bakın.
hadis — Muhammed b. Sîrîn (v. 110)
el-Avâsım ve'l-Kavâsım fi'z-Zebbi an Sünneti Ebi'l-KāsımNakilMEVKŪFTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Medine'dehepsi
أَدْرَكْتُ بِالْمَدِينَةِ مِائَةً كُلُّهُمْ مَأْمُونٌ. مَا يُؤْخَذُ عَنْهُمُ الْحَدِيثُ. يُقَالُ: لَيْسَ مِنْ أهله
Medine'de hepsi güvenilir yüz kişiye yetiştim; buna rağmen onlardan hadis alınmazdı. "Bu işin ehli değildir" denirdi.
hadis — Ebû'z-Zinâd Abdullah b. Zekvân (v. 130)
Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪFTİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Bizhadisi
إِنَّمَا كُنَّا نَحْفَظُ الْحَدِيثَ. وَالْحَدِيثُ يُحْفَظُ عَنِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. فَأَمَّا إِذْ رَكِبْتُمْ كُلَّ صعب وذلول، فهيهات
Biz hadisi ezberlerdik; hadis Rasûlullah'tan (s.a.v.) titizlikle ezberlenirdi. Ama siz her zoru ve kolayı (her yolu) mübah görünce, artık heyhât!
hadis — İbn Abbâs (v. 68)
Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 4MEVKŪFTİLE PANEL · CA. 1430 · THE MET · CC0
Rasûlullah'ınhadisini
التَّكْذِيب بِحَدِيث رَسُول الله - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم َ - نفاق
Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hadisini yalanlamak nifaktır.
hadis — Muâz b. Cebel (v. 18)
el-Hüccetü fî Beyâni'l-Mahacce ve Şerhi Akîdeti Ehli's-Sünne519 civarıMEVKŪFTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
İbnü'l-Mübârek'inyalancı
مَا رَأَيْتُ ابْنَ الْمُبَارَكِ يُفْصِحُ بِقَوْلِهِ: كَذَّابٌ إِلَّا لِعَبْدِ الْقُدُّوسِ. فَإِنِّي سمعته يقول له: كذاب
İbnü'l-Mübârek'in "yalancı" sözünü açıkça söylediğini yalnız Abdulkuddûs hakkında gördüm; ona "yalancı" dediğini bizzat işittim.
hadis — Abdurrezzâk es-San'ânî (v. 211)
Sahîh-i MüslimNakilMEVKŪFTİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Bizimleotopluluk
بَيْنَنَا وَبَيْنَ القوم القوائم يعني الإسناد
Bizimle o topluluk arasındaki direkler (vardır) — yani isnâd.
hadis — Abdullah b. el-Mübârek (v. 181)
Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪFTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
İsnâddindendir
الإِسْنَادُ مِنَ الدِّينِ. وَلَوْلَا الإِسْنَادُ لَقَالَ مَنْ شَاءَ مَا شَاءَ
İsnâd dindendir. İsnâd olmasaydı, dileyen dilediğini söylerdi.
hadis — Abdullah b. el-Mübârek (v. 181)
Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪFTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Eğerarkadaşın
إِنْ كَانَ صَاحِبُكَ مَلِيًّا فَخُذْ عَنْهُ
Eğer arkadaşın (bu işin ehli olacak kadar) sağlamsa, ondan al.
hadis — Tâvûs b. Keysân (v. 106)
Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪFTİLE PANEL · LATE 13TH–14TH CENTURY · THE MET · CC0
Rasûlullah'tanancaksikalar
لَا يُحَدِّثُ عَنِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وسلم إلا الثقات
Rasûlullah'tan (s.a.v.) ancak sikalar (güvenilir râvîler) rivayet eder.
hadis — Sa'd b. İbrâhîm (v. 125)
Sahîh-i MüslimMukaddime, bâb 5MEVKŪFPANEL · SECOND HALF 8TH CENTURY · THE MET · CC0
Biradama
إِذا حدثت الرجل بِالسنةِ فَقَالَ: دَعْنَا من هَذَا وَحدثنَا الْقُرْآن فَأعْلم أَنه ضال
Bir adama sünnetten bahsettiğinde "Bunu bırak, bize Kur'ân'ı anlat" derse, bil ki o sapmıştır.
hadis — Eyyûb es-Sahtiyânî (v. 131)
el-Hüccetü fî Beyâni'l-Mahacce ve Şerhi Akîdeti Ehli's-SünneNakilMEVKŪFİlim ve Âlim
Bilmek kadar, bilmediğini söylemek de ilimdendir.
PANEL · EARLY 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimilim
مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ بِهِ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ
Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah ona cennete giden bir yolu kolaylaştırır.
İlim — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİlimSAHÎHPANEL · 8TH–9TH CENTURY · THE MET · CC0
İnsanöldüğünde
إِذَا مَاتَ ابْنُ آدَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثٍ: صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
İnsan öldüğünde ameli kesilir; ancak üç şey müstesnadır: kesintisiz sadaka, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat.
İlim — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİlimSAHÎHDOOR · LATE 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimcumagünü
«مَنْ قَرَأَ سورة الكهفِ يومَ الجمعةِ أَضاءَ له مِنَ النُّورِ ما بيْنَ الجُمعتينِ»
Kim cuma günü Kehf sûresini okursa, iki cuma arası kendisi için nurlanır.
kuran · cuma — Süyûtî hükmü
el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiHASENPANEL · 11TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimilimaramak
من سلك طريقًا يلتمسُ فيه علمًا ، سهَّل اللهُ له طريقًا إلى الجنَّةِ
Kim ilim aramak için bir yola girerse, Allah ona cennete giden bir yolu kolaylaştırır.
ilim — Süyûtî hükmü
el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiHASENPAİR OF DOORS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
İnsanölünce
إذا مات ابنُ آدمَ انقطع عملُه إلا من ثلاثٍ : صدقةٍ جاريةٍ ، وعلمٍ ينتفعُ به ، وولدٍ صالحٍ يدعو له
İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden sâlih evlât.
olum · ilim · infak — İbn Teymiyye hükmü
Mecmûu'l-Fetâvâİbn Teymiyye tashîhiSAHÎHPANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Kur'anya
إسباغُ الوضوءِ شطرُ الإيمانِ و الحمدُ للهِ تملأ الميزانَ ، و سبحان اللهِ و الحمدُ للهِ تملآنِ أو تملأ ما بين السماءِ و الأرضِ ، و الصلاةُ نورٌ ، و الصدقةُ برهانٌ ، و الصبرُ ضياءٌ ، و القرآنُ حُجَّةٌ لك أو عليك ، كلُّ الناسِ يَغدو ، فبائعٌ نفسَه ، فمُعتِقُها أو موبِقُها
Kur'an ya senin lehine ya da aleyhine bir hüccettir.
kuran — Elbânî hükmü
Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎHTahâret ve Namaz
Günün beş kez kesilip yeniden kurulması.
DOOR · DATED [8]70 AH/1466 CE · THE MET · CC0
Temizlikimanın
الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ
SQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Allahkatında
أَحَبُّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ أَدْوَمُهَا وَإِنْ قَلَّ
Allah katında en sevimli amel, az da olsa devamlı olanıdır.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
İhsanAllah'ı
أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ
İhsan; Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni mutlaka görmektedir.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Ümmetimkıyamet
إِنَّ أُمَّتِي يُدْعَوْنَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ
Ümmetim kıyamet günü, abdest izlerinden dolayı yüzleri ve el-ayakları nurlu olarak çağrılacaktır.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Birinizinkapısının
أَرَأَيْتُمْ لَوْ أَنَّ نَهَرًا بِبَابِ أَحَدِكُمْ يَغْتَسِلُ فِيهِ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّاتٍ هَلْ يَبْقَى مِنْ دَرَنِهِ شَيْءٌ؟ قَالُوا: لَا يَبْقَى مِنْ دَرَنِهِ شَيْءٌ. قَالَ: فَذَلِكَ مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ
Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa, her gün beş kez o nehirde yıkansa, kirinden bir şey kalır mı? Sahâbe Hiçbir şey kalmaz dedi. Peygamberimiz: İşte beş vakit namaz da böyledir buyurdu.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHTİLE · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Oruçbirkalkandır
الصِّيَامُ جُنَّةٌ، فَلَا يَرْفُثْ وَلَا يَجْهَلْ، وَإِنِ امْرُؤٌ قَاتَلَهُ أَوْ شَاتَمَهُ فَلْيَقُلْ: إِنِّي صَائِمٌ
Oruç bir kalkandır. Oruçlu kaba söz söylemesin, cahillik etmesin; biri kendisiyle kavga eder ya da sövmeye kalkarsa Ben oruçluyum desin.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHCEİLİNG · 14TH–15TH CENTURY · THE MET · CC0
Sabahnamazının
رَكْعَتَا الْفَجْرِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
Sabah namazının iki rekati, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.
İbadet — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHPYXİS · LATE 11TH–EARLY 12TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimcuma
مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْأُولَى فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً... فَإِذَا خَرَجَ الْإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلَائِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ
Kim cuma günü boy abdesti gibi yıkanır ve ilk saatte camiye giderse bir deve kurban etmiş gibi olur; ikinci saatte giden bir sığır kurban etmiş gibi olur... İmam minbere çıkınca melekler de gelip hutbeyi dinlemeye başlar.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHTİLE · DATED 824 AH/1421 CE · THE MET · CC0
Farznamazdan
أَفْضَلُ الصَّلَاةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلَاةُ اللَّيْلِ
Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.
İbadet — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHPANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Ramazangirince
إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ، وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ
Ramazan girince cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da zincire vurulur.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHWALL PAİNTİNG · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
KimKadir
مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
Kim Kadir gecesini iman ederek ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Resûlullahfitre
فَرَضَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَكَاةَ الْفِطْرِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ
Resûlullah, fitre sadakasını bir sa' hurma veya bir sa' arpa olarak farz kıldı.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
KimAllah
مَنْ حَجَّ لِلَّهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ
Kim Allah için haccedip kötü söz söylemez ve günaha sapmazsa, annesinden doğduğu gün gibi günahsız döner.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Birumre
الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلَّا الْجَنَّةُ
Bir umre ile diğeri arasında işlenen günahlara umre kefarettir. Makbul haccın karşılığı ise ancak cennettir.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhİbadetSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Dinkolaylıktır
إِنَّ الدِّينَ يُسْرٌ، وَلَنْ يُشَادَّ الدِّينَ أَحَدٌ إِلَّا غَلَبَهُ، فَسَدِّدُوا وَقَارِبُوا وَأَبْشِرُوا
Din kolaylıktır. Kim dinde aşırı giderse din ona galip gelir. O halde orta yolu tutun, yaklaşmaya çalışın ve müjdelenin.
İbadet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 29SAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Cemaatlekılınan
صَلاةُ الجَماعةِ تَفضُلُ صَلاةَ الفَذِّ بسَبعٍ وعِشرينَ دَرَجةً
Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınandan yirmi yedi derece üstündür.
namaz · cemaat — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 645SAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Cumagünündebirsaat
إنَّ في الجُمعةِ ساعةً لا يُوافِقُها عبدٌ مُسلِمٌ يدعو اللهَ إلَّا استجاب له
Cuma gününde bir saat vardır ki, müslüman bir kul o vakte rastlar da Allah'tan bir şey isterse Allah ona verir.
cuma · dua — Elbânî hükmü
Sahîhu'n-NesâîElbânî tashîhiSAHÎHEWER · 7TH CENTURY · THE MET · CC0
Güneşinüzerine
خَيرُ يومٍ طَلعَت عليه الشَّمسُ يومُ الجُمعةِ؛ فيهِ خُلِقَ آدمُ، وفيهِ تَقومُ السَّاعةُ
Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür.
cuma — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 854SAHÎHBOWL · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Benimşumescidimde
صلاةٌ في مسجدي هذا خيرٌ مِن ألفِ صلاةٍ في غيرِه إلَّا المسجِدَ الحرامَ
Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Harâm dışında başka yerlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır.
namaz · mescid — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1190SAHÎHDOORS · CA. 1325–30 · THE MET · CC0
Müezzinlerkıyamet
يُحشَرُ المؤذِّنونَ أطوَلَ النَّاسِ أعناقًا
Müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boyunlu olanlarıdır.
ezan · ibadet — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 387SAHÎHOruç, Zekât ve Hac
Bedenin, malın ve yolun ibadeti.
WATER PİPE BASE · LATE 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Güzelsöz
الكلمةُ الطَّيِّبةُ صدَقةٌ
LAMP STAND · DATED 986 AH/1578–79 CE · THE MET · CC0
İftardaacele
لا يزالُ النَّاسُ بخَيرٍ ما عجَّلوا الفِطرَ عجِّلوا الفطرَ فإنَّ اليَهودَ يؤخِّرونَ
İftarda acele ettikleri sürece insanlar hayır üzeredir.
oruc · ramazan — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1098SAHÎHMOSQUE LAMP · SHORTLY AFTER 1285 · THE MET · CC0
İkinimet
نِعمَتانِ مَغبونٌ فيهما كَثيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَّةُ والفَراغُ
İki nimet vardır ki insanların çoğu onlarda aldanmıştır: sıhhat ve boş vakit.
saglik · zaman · sukur — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6412SAHÎHPERFUME SPRİNKLER · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Kardeşininyüzüne
تبسُّمُكَ في وجهِ أخيكَ صدقةٌ
Kardeşinin yüzüne gülümsemen sadakadır.
ahlak · infak — Elbânî hükmü
Hidâyetü'r-RuvâtElbânî tashîhiHASENMOSQUE LAMP · 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Makbulhaccın
الحجُّ المبرورٌ ليس له جزاءٌ إلا الجنةَ
Makbul haccın karşılığı cennetten başka bir şey değildir.
hac — Elbânî hükmü
Sahîhu'l-Câmi'i's-SağîrElbânî tashîhiHASENBOTTLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Oruçbirkalkandır
الصَّومُ جُنَّةٌ
BOWL · CA. 1000 · THE MET · CC0
Kimbiroruçluyu
من فَطَّر صائمًا فله مِثلُ أَجْرِه
Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun sevabı kadar sevap kazanır.
oruc · ramazan · infak — Süyûtî hükmü
el-Câmi'u's-SağîrSüyûtî tashîhiSAHÎHBOWL · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Sadakaömrü
صنائِعُ المعروفِ تَقِي مصارعَ السُّوءِ ، و الصدَقةُ خِفْيًا تُطفِيءُ غضبَ الرَّبِّ ، و صِلةُ الرَّحِمِ تَزيدُ في العُمرِ ، و كلُّ معروفٍ صدقةٌ ، و أهلُ المعروفِ في الدُّنيا هُم أهلُ المعروفِ في الآخِرةِ
BOWL · LATE 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Sahuryapın
تسحَّروا فإنَّ في السَّحورِ برَكَةً
Sahur yapın; çünkü sahurda bereket vardır.
oruc · ramazan — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1923SAHÎHBOWL · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
KimRamazan
مَن صام رمضانَ وأتبَعه ستًّا من شوالٍ فكأنما صام الدهرَ
Kim Ramazan orucunu tutar, ardından Şevval'den altı gün daha tutarsa bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.
oruc — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1164SAHÎHCARPET FRAGMENT · 13TH–EARLY 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Şükrederekyiyen
الطَّاعِمُ الشَّاكِرُ كالصَّائِمِ الصَّابِرِ
Şükrederek yiyen, sabrederek oruç tutan gibidir.
sukur · oruc — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 2486HASENCARPET FRAGMENT · 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Verenelalan
اليَدُ العُليا خَيرٌ مِنَ اليَدِ السُّفلى؛ اليَدُ العُليا المُنفِقةُ، واليَدُ السُّفلى السَّائِلةُ
Veren el, alan elden hayırlıdır.
ahlak · infak — Şuayb el-Arnaût hükmü
Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎHMİHRAB · DATED 755 AH/1354–55 CE · THE MET · CC0
Kimyalan
مَن لم يَدَعْ قولَ الزُّورِ والعمَلَ به فليس للهِ حاجةٌ أن يدَعَ طعامَهُ وشرابَهُ.
Kim yalan sözü ve onunla ameli bırakmazsa, Allah'ın onun yemesini içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.
oruc · yalan · ahlak — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1903SAHÎHZikir ve Duâ
Dilin sürekliliği, kalbin sesi.
TİLE · DATED 722 AH/1322–23 CE · THE MET · CC0
Birtopluluk
لَا يَقْعُدُ قَوْمٌ يَذْكُرُونَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ إِلَّا حَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ، وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ، وَنَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ، وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ
Bir topluluk Allah'ı anmak için otururlarsa, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allah onları katındakiler arasında anar.
Zikir — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhZikirSAHÎHTİLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Aceleetmediği
يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ، يَقُولُ: دَعَوْتُ فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي
Acele etmediği sürece her birinizin duası kabul olunur. Dua ettim de kabul olmadı diyerek acele etmesin.
Dua — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhDuaSAHÎHTİLE · DATED 712 AH/1312–13 CE · THE MET · CC0
KulunRabbine
أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ، فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ
Kulun Rabbine en yakın olduğu an secdede olduğu andır; secdede duayı çoğaltın.
Dua — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhDuaSAHÎHTOMBSTONE · DATED 545 AH/1150 CE · THE MET · CC0
Cumagününde
إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ لَسَاعَةً لَا يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ اللَّهَ تَعَالَى شَيْئًا إِلَّا أَعْطَاهُ إِيَّاهُ
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, namaz kılmakta olan bir Müslüman o ana denk gelip Allah'tan bir şey isterse, Allah onu mutlaka verir.
Dua — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhDuaSAHÎHTİLE · FİRST HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Sizeamellerinizin
ألَا أُنبِّئُكم بخيرِ أعمالِكم، فذَكَرَ الحديثَ، يَعني حديثَ يَحيى بنِ سَعيدٍ ومَكِّيٍّ، عن عبدِ اللهِ بن سَعيدٍ، عن زيادِ بنِ أبي زيادٍ
Size amellerinizin en hayırlısını, Rabbiniz katında en temiz olanını haber vereyim mi? Allah'ı zikretmek.
zikir · amel — Şuayb el-Arnaût hükmü
Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiSAHÎHQUR'AN CASE · SECOND HALF 15TH CENTURY · THE MET · CC0
İkikelime
كلمتانِ خفيفتانِ على اللِّسانِ ثقيلتانِ في الميزانِ : سُبحانَ اللهِ وبحَمْدِه سُبحانَ اللهِ العظيمِ
İki kelime vardır ki dilde hafif, mizanda ağır, Rahmân'a sevimlidir: sübhânallâhi ve bihamdih, sübhânallâhi'l-azîm.
zikir — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6406SAHÎHCARPET · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimgünde
من قال سبحانَ اللهِ وبحمدهِ مائةَ مرةٍ غُفِرَتْ له ذنوبهُ وإن كانت مثلَ زبدِ البحرِ
Kim günde yüz defa 'sübhânallâhi ve bihamdih' derse, denizin köpüğü kadar olsa dahi günahları bağışlanır.
zikir — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 3465SAHÎHTİLE · CA. 1578 · THE MET · CC0
Koğuculukyapan
أنَّهُ بَلَغَهُ أنَّ رَجُلًا يَنِمُّ الحَدِيثَ فقالَ حُذَيْفَةُ: سَمِعْتُ رَسولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عليه وسلَّمَ يقولُ: لا يَدْخُلُ الجَنَّةَ نَمَّامٌ
TİLE PANEL · DATED 1000 AH/1591–92 CE · THE MET · CC0
Kötülüğünardından
أنَّ رسولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ قال له: يا مُعاذُ، أَتبِعِ السَّيِّئةَ الحَسنةَ تَمحُها، وخالِقِ النَّاسَ بخُلُقٍ حَسنٍ
Kötülüğün ardından iyilik yap ki onu silsin.
tovbe · amel — Şuayb el-Arnaût hükmü
Tahrîcü'l-MüsnedŞuayb el-Arnaût tashîhiHASENTİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0
Rabbinizikreden
مَثَلُ الذي يَذكُرُ رَبَّه والذي لا يَذكُرُ رَبَّه مَثَلُ الحَيِّ والمَيِّتِ
Rabbini zikreden ile zikretmeyenin misali diri ile ölünün misali gibidir.
zikir — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6407SAHÎHTİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Rüşvetveren
الرَّاشي والمُرتَشي في النَّارِ
Rüşvet veren de alan da ateştedir.
gunah · ticaret — İbnü’l-Mülakkın hükmü
el-Bedrü'l-Münîrİbnü’l-Mülakkın tashîhiSAHÎHPANEL · 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Üçdua
ثلاثُ دَعَواتٍ مُستجاباتٌ: دعوةُ الصَّائمِ، ودعوةُ المظلومِ، ودعوةُ المسافِرِ
Üç dua vardır ki kabul edilir: mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evlâdına duası.
dua · ana-baba — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 3448HASENAhlâk
İmanın insanlar arasındaki görünen yüzü.
DOOR · LATE 8TH–FİRST HALF 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Birbirinizikıskanmayın
لَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَنَاجَشُوا وَلَا تَبَاغَضُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا
Birbirinizi kıskanmayın, aldatmayın, birbirinize buğzetmeyin; Allah'ın kulları olarak kardeş olun.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHPANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Bizialdatan
مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا
CEİLİNG · 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Verenel
الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
PEN BOX · MADE İN EARLY–LATE 14TH CENTURY; ALTERED SHORTLY BEFORE MİD-15TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimbizim
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ
Kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şey ihdas ederse, o reddolunmuştur.
Sünnet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSünnetSAHÎHPERİOD ROOM · DATED 1119 AH/1707 CE · THE MET · CC0
Merhametetmeyene
مَنْ لَا يَرْحَمْ لَا يُرْحَمْ
PANELS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Kur'ân'ıakıcı
الْمَاهِرُ بِالْقُرْآنِ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ، وَالَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ لَهُ أَجْرَانِ
Kur'ân'ı akıcı okuyan, şerefli ve itaatkâr melek yazıcılarla beraberdir. Kur'ân'ı kekeleyerek, zorlanarak okuyana ise iki kat sevap vardır.
Kur'an — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhKur'anSAHÎHPANEL FRAGMENT · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Dünyamü'minin
الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ
Dünya, mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir.
Zühd — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhZühdSAHÎHFRAGMENT OF A CORNİCE · 11TH CENTURY · THE MET · CC0
Müslümanınbaşına
مَا مِنْ مُصِيبَةٍ تُصِيبُ الْمُسْلِمَ إِلَّا كَفَّرَ اللَّهُ بِهَا عَنْهُ، حَتَّى الشَّوْكَةِ يُشَاكُهَا
Müslümanın başına gelen hiçbir musibet yoktur ki, Allah onunla günahlarını örtmesin; ayağına batan bir diken bile bundan müstesna değildir.
Sabır — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSabırSAHÎHTİLE · 13TH CENTURY · THE MET · CC0
Ancakşuiki
لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَسُلِّطَ عَلَى هَلَكَتِهِ فِي الْحَقِّ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْحِكْمَةَ فَهُوَ يَقْضِي بِهَا وَيُعَلِّمُهَا
Ancak şu iki kişiye gıpta edilir: Allah'ın kendisine mal verip onu hak yolunda tükettiği kimse, bir de Allah'ın kendisine hikmet verip onunla hükmeden ve onu öğreten kimse.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Alıcıvesatıcı
الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا، فَإِنْ صَدَقَا وَبَيَّنَا بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا، وَإِنْ كَذَبَا وَكَتَمَا مُحِقَتْ بَرَكَةُ بَيْعِهِمَا
Alıcı ve satıcı ayrılmadıkları sürece muhayyerdir. Doğru söyler ve kusuru açıklarlarsa alışverişleri bereketlenir; yalan söyler ve gizlerlerse alışverişlerinin bereketi gider.
Muâmelât — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎHTİLE PANEL · LATE 13TH–FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Sadakamalı
مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ، وَمَا زَادَ اللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا، وَمَا تَوَاضَعَ أَحَدٌ لِلَّهِ إِلَّا رَفَعَهُ اللَّهُ
Sadaka malı asla eksiltmez. Allah, affeden kulunun izzetini artırır. Allah için tevazu gösteren kimseyi de Allah yükseltir.
Muâmelât — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎHTİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Allah'ayemin
وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لَا يُؤْمِنُ: الَّذِي لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ
Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz, Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz, Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz: komşusu, kötülüklerinden emin olmayan kimse.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Doğruluğasarılın
عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ، فَإِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ. وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ، فَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ
Doğruluğa sarılın; çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Yalandan sakının; çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Gıybetinneolduğunu
أَتَدْرُونَ مَا الْغِيبَةُ؟ ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ
Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz? Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şekilde anmandır.
Ahlâk — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · LATE 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Söztaşıyan
لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ
TİLE PANEL · 16TH–17TH CENTURY · THE MET · CC0
Güçlükimse
لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ، إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ
Güçlü kimse, rakibini yenen değildir. Asıl güçlü, öfkelendiği anda kendine hâkim olabilendir.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Allah'ayeminederim
وَاللَّهِ إِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً
Allah'a yemin ederim ki ben günde yetmiş defadan fazla Allah'tan bağışlanma diler, O'na tevbe ederim.
Tevbe — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhTevbeSAHÎHTİLE PANEL · 13TH CENTURY · THE MET · CC0
Nefsimelinde
وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ لَمْ تُذْنِبُوا لَذَهَبَ اللَّهُ بِكُمْ، وَلَجَاءَ بِقَوْمٍ يُذْنِبُونَ فَيَسْتَغْفِرُونَ اللَّهَ فَيَغْفِرُ لَهُمْ
Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi giderir; günah işleyip ardından bağışlanma dileyen, kendilerini bağışlayacağı bir topluluk getirirdi.
Tevbe — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhTevbeSAHÎHTİLE PANEL · FİRST HALF 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Ashabımasövmeyin
لَا تَسُبُّوا أَصْحَابِي، فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ أَنْفَقَ مِثْلَ أُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ مُدَّ أَحَدِهِمْ وَلَا نَصِيفَهُ
Ashabıma sövmeyin! Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin bir avuç -hatta yarım avuç- sadakasının sevabına erişemez.
Sahabe — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSahabeSAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
İnsanlarınenhayırlısı
خَيْرُ النَّاسِ قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ
İnsanların en hayırlısı benim asrımdakilerdir; sonra onları takip edenler, sonra da onları takip edenlerdir.
Selef — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhSelefSAHÎHTİLE PANEL · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Helâkedici
اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ: الشِّرْكُ بِاللَّهِ، وَالسِّحْرُ، وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ، وَأَكْلُ الرِّبَا، وَأَكْلُ مَالِ الْيَتِيمِ، وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ، وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ الْغَافِلَاتِ
Helâk edici yedi büyük günahtan sakının: Allah'a şirk koşmak, sihir yapmak, haksız yere cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli ve gafil mü'min kadınlara zina iftirası atmak.
Büyük Günahlar — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhBüyük GünahlarSAHÎHTİLE PANEL · CA. 1430 · THE MET · CC0
Zenginolankişinin
مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ
Zengin olan kişinin borcunu geciktirmesi zulümdür.
Muâmelât — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhMuâmelâtSAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Münafığınalameti
آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثٌ: إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ، وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ، وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ
Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · EARLY 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Cibrilbana
مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ
Cibril bana komşuya iyilik etmeyi durmadan tavsiye etti; öyle ki onu mirasçı kılacağını sandım.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
Allah'aveahiret
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ
Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin; Allah'a ve ahiret gününe iman eden akrabalık bağını gözetsin; Allah'a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHTİLE PANEL · SECOND HALF 16TH CENTURY · THE MET · CC0
İnsanınhereklemi
كُلُّ سُلَامَى مِنَ النَّاسِ عَلَيْهِ صَدَقَةٌ، كُلَّ يَوْمٍ تَطْلُعُ فِيهِ الشَّمْسُ: تَعْدِلُ بَيْنَ الِاثْنَيْنِ صَدَقَةٌ، وَتُعِينُ الرَّجُلَ عَلَى دَابَّتِهِ صَدَقَةٌ، وَالْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ
İnsanın her eklemi için güneşin doğduğu her günde bir sadaka gerekir: İki kişi arasında adaletle hükmetmek sadakadır, bir kimseye bineğine binerken yardım etmek sadakadır, güzel söz sadakadır.
Adab — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAdabSAHÎHTİLE PANEL · LATE 13TH–14TH CENTURY · THE MET · CC0
Adamınbiri
بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ وَجَدَ غُصْنَ شَوْكٍ عَلَى الطَّرِيقِ فَأَخَّرَهُ، فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ
Adamın biri yolda yürürken yol üzerinde bir dikenli dal buldu ve onu kenara çekti. Allah bu davranışından memnun kalarak onu bağışladı.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHPANEL · SECOND HALF 8TH CENTURY · THE MET · CC0
Resûlullahevinde
كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَشَدَّ حَيَاءً مِنَ الْعَذْرَاءِ فِي خِدْرِهَا
Resûlullah, evinde oturan bir bakire kızdan daha utangaçtı.
Ahlâk — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHPANEL · EARLY 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Üçkişiyle
ثَلَاثَةٌ لَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَلَا يُزَكِّيهِمْ، وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ: شَيْخٌ زَانٍ، وَمَلِكٌ كَذَّابٌ، وَعَائِلٌ مُسْتَكْبِرٌ
Üç kişiyle Allah kıyamet günü konuşmaz, onları temize çıkarmaz; onlar için can yakıcı bir azap vardır: zina eden yaşlı, yalancı hükümdar, kibirlenen fakir.
Ahlâk — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAhlâkSAHÎHPANEL · 8TH–9TH CENTURY · THE MET · CC0
Vehayrıyla
وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ
...ve hayrıyla şerriyle kadere inanmandır.
Akîde — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhÎmân 1 (Cibrîl hadisi)SAHÎHDOOR · LATE 15TH CENTURY · THE MET · CC0
Sizdenkimbirmünker
مَن رأى منكم منكرًا فلْيُغَيِّرْه بيدِه إنِ استطاع
Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin; gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle — bu imanın en zayıfıdır.
ahlak · emri-bil-maruf — İbn Teymiyye hükmü
Mecmûu'l-Fetâvâİbn Teymiyye tashîhiSAHÎHPANEL · 11TH CENTURY · THE MET · CC0
Bizialdatanbizden
مَن حَمَلَ عليْنا السِّلاحَ فليسَ مِنَّا، ومَن غَشَّنا فليسَ مِنَّا
PAİR OF DOORS · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Gıybetkardeşini
الغِيبةُ ذِكرُك أخاك بما يَكره
Gıybet, kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.
gibet · dil — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2589SAHÎHPANEL FRAGMENT · LAST QUARTER 10TH CENTURY · THE MET · CC0
İnsanlarateşekkür
مَن لا يشكرُ النَّاسَ لا يشكرُ اللهَ
İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a şükretmiş olmaz.
sukur · ahlak — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 1954SAHÎHDOOR · DATED [8]70 AH/1466 CE · THE MET · CC0
İnsanlarınenhayırlısıömrü
خيرُ الناسِ من طال عمرُه وحسُن عملُه وشرُّ الناسِ من طال عمرُه وساء عملُه
İnsanların en hayırlısı ömrü uzun, ameli güzel olandır.
ahlak · omur — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 2330SAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Biriyilik
الحسنةُ بعشرِ أمثالِها
Bir iyilik on katıyla yazılır.
amel · sevap — Elbânî hükmü
Sahîhu't-Terğīb ve't-TerhîbElbânî tashîhiSAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Kimkardeşinin
المُسلِمُ أخو المُسلِمِ، لا يَظلِمُه ولا يُسلِمُه، مَن كانَ في حاجةِ أخيه كانَ اللهُ في حاجَتِه، ومَن فرَّجَ عن مُسلِمٍ كُربةً فرَّجَ اللهُ عنه بها كُربةً مِن كُرَبِ يَومِ القيامةِ، ومَن سَتَرَ مُسلِمًا سَتَرَه اللهُ يَومَ القيامةِ
Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür.
kardeslik · yardim — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2580SAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Kibirhakkı
الكِبرُ بَطَرُ الحَقِّ، وغَمطُ النَّاسِ
Kibir, hakkı reddetmek ve insanları küçümsemektir.
kibir · ahlak — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 91SAHÎHSQUİNCH · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Kıyametkopar
إن قامتِ السَّاعةُ وفي يدِ أحدِكم فسيلةٌ فليغرِسْها
Kıyamet kopar ve birinizin elinde bir fidan bulunursa, kalkmaya gücü yeterse onu diksin.
cevre · amel — Elbânî hükmü
Sahîhu'l-Câmi'i's-SağîrElbânî tashîhiSAHÎHTİLE · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Ümmetiminmüflisi
أتدرون من المفلسُ ؟ قالوا : يا رسولَ اللهِ المفلسُ فينا من لا درهمَ له ولا متاعَ ، قال : إنَّ المفلسَ من أمتي من يأتي يومَ القيامةِ بصلاةٍ وزكاةٍ وصيامٍ وقد شتم هذا وضرب هذا وأخذ مالَ هذا فيأخذُ هذا من حسناتِه وهذا من حسناتِه فإن فَنِيَتْ حسناتُه قبل أن يقضيَ ما عليه أخذ من سيئاتهم فطُرِحَ عليهِ ثم طُرِحَ في النارِ
Ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelen, ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş olduğu için sevapları alınıp giden kimsedir.
ahiret · ahlak · kul-hakki — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2581SAHÎHCEİLİNG · 14TH–15TH CENTURY · THE MET · CC0
TeennîRahmân'dan
التَّأَنِّي من اللهِ والعجلَةُ من الشيطانِ
Teennî Rahmân'dan, acele şeytandandır.
ahlak · sabir — Zerkānî hükmü
Muhtasarü'l-MakāsıdZerkānî tashîhiHASENPYXİS · LATE 11TH–EARLY 12TH CENTURY · THE MET · CC0
Yolculukazaptan
السَّفرُ قِطعةٌ مِن العذابِ، يمنَعُ أحدَكم نومَه...، الحديث
Muâmelât
Alışverişin, sözün ve emanetin ölçüsü.
TİLE · DATED 824 AH/1421 CE · THE MET · CC0
Allahtemizdir
إنَّ اللهَ طيِّبٌ لا يقبلُ إلِّا طيِّبًا
Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul eder.
rizik · helal — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 1015SAHÎHPANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Cennetkılıçların
الجنَّةُ تحتَ ظلالِ السُّيوفِ
WALL PAİNTİNG · 9TH CENTURY · THE MET · CC0
Cihadınenfaziletlisi
أفضلَ الجِهادِ كلمةُ حقٍّ عندَ سلطانٍ جائرٍ
Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında hak sözü söylemektir.
cihad · hak · yonetim — Elbânî hükmü
Sahîhu'l-Câmi'i's-SağîrElbânî tashîhiSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Allah'ahakkıyla
لو أنكم تَوَكَّلونَ على اللهِ حقَّ تَوَكُّلِهِ ، لرزقكم كما يَرزقُ الطيرَ ، تغدو خِماصًا وتروحُ بِطانًا
Allah'a hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı; sabah aç çıkar, akşam tok dönerler.
tevekkul · rizik — Muhammed Cârullah es-Sa‘dî hükmü
en-Nevâfihu'l-AtıraMuhammed Cârullah es-Sa‘dî tashîhiSAHÎHAile ve Komşu
En yakındakine gösterilen edep.
DADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Biradam
مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بِحُسْنِ صَحَابَتِي؟ قَالَ: أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أَبُوكَ
Bir adam Kime iyi davranmam en gerekli? diye sordu. Peygamberimiz üç kez Annene buyurdu, dördüncüde Sonra babana dedi.
Aile — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAileSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Hiçbirevlat
لَا يَجْزِي وَلَدٌ وَالِدَهُ إِلَّا أَنْ يَجِدَهُ مَمْلُوكًا فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ
Hiçbir evlat, babasının hakkını ödeyemez; ancak onu köle olarak bulur, satın alır ve azat ederse o başka.
Aile — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAileSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Burnusürtülsün
رَغِمَ أَنْفُهُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ: مَنْ أَدْرَكَ أَبَوَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ، أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا، فَلَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ
Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün: yaşlılık çağında anne babasına -ikisine veya birine- yetişip de bu sayede cennete giremeyen kimsenin.
Aile — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAileSAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Annebabasının
رَغِمَ أنفُ، ثُمَّ رَغِمَ أنفُ، ثُمَّ رَغِمَ أنفُ، قيلَ: مَن يا رَسولَ اللهِ؟ قال: مَن أدرَك أبَويه عِندَ الكِبَرِ -أحَدَهما أو كِلَيهما- فلَم يَدخُلِ الجَنَّةَ
Anne babasının yahut birinin ihtiyarlığına yetişip de cennete giremeyenin burnu yerde sürtsün.
ana-baba · aile — Müslim hükmü
Müslim · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2551SAHÎHDADO PANEL · 10TH CENTURY · THE MET · CC0
Babacennet
الوالدُ أَوْسَطُ أبوابِ الجنةِ
Baba cennet kapılarının ortasıdır.
ana-baba · aile — Tirmizî hükmü
Tirmizî · el-Câmiu’l-Kebîrno. 1900SAHÎHEWER · 7TH CENTURY · THE MET · CC0
Çokseven
تَزوَّجوا الوَدودَ الوَلودَ
Çok seven ve çok doğuran kadınlarla evlenin; çünkü ben sizin çokluğunuzla övüneceğim.
aile · nikah — İbn Useymîn hükmü
Fetâvâ Nûrun ale'd-Derbİbn Useymîn tashîhiSAHÎHBOWL · SECOND HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Sıla-irahim
صِلةُ الرَّحِمِ تَزيدُ في العُمُرِ
Zühd, Sabır ve Âhiret
Dünyanın gerçek boyu ve dönülecek yer.
DOORS · CA. 1325–30 · THE MET · CC0
Cennetherbirinize
الْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ، وَالنَّارُ مِثْلُ ذَلِكَ
Cennet her birinize ayakkabınızın bağından daha yakındır; cehennem de öyle.
Cennet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhCennetSAHÎHWATER PİPE BASE · LATE 17TH CENTURY · THE MET · CC0
Gerçekmüflisin
أَتَدْرُونَ مَنِ الْمُفْلِسُ؟ ... يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِصَلَاةٍ وَصِيَامٍ وَزَكَاةٍ، وَيَأْتِي قَدْ شَتَمَ هَذَا وَقَذَفَ هَذَا... فَيُؤْخَذُ مِنْ حَسَنَاتِهِ فَإِنْ فَنِيَتْ حَسَنَاتُهُ قَبْلَ أَنْ يُقْضَى مَا عَلَيْهِ أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرِحَتْ عَلَيْهِ
Gerçek müflisin kim olduğunu biliyor musunuz? ... Kıyamet günü namazı, orucu, zekâtıyla gelir; fakat şuna sövmüş, buna iftira atmıştır... Hasenatından alınır, hasenatı biterse hak sahiplerinin günahları ona yüklenir.
Ahiret — Müslim rivayeti
Müslim · el-Câmiu’s-SahîhAhiretSAHÎHLAMP STAND · DATED 986 AH/1578–79 CE · THE MET · CC0
Allah'ıngölgesinden
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ: الْإِمَامُ الْعَادِلُ، وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ بِالْمَسَاجِدِ، وَرَجُلَانِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ
Allah'ın gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde, Allah yedi kişiyi kendi gölgesinde gölgelendirir: adil yönetici, Allah'a ibadet içinde büyüyen genç, kalbi mescitlere bağlı adam, Allah için birbirini sevip yine Allah için bir araya gelip Allah için ayrılan iki kişi, tenhada Allah'ı anıp da gözyaşı dökeni.
Ahiret — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhAhiretSAHÎHMOSQUE LAMP · SHORTLY AFTER 1285 · THE MET · CC0
KimAllahyolunda
مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ نُودِيَ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ: يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا خَيْرٌ، فَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّلَاةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّلَاةِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجِهَادِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الْجِهَادِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الرَّيَّانِ
Kim Allah yolunda bir şeyden çift infak ederse, cennetin kapılarından Ey Allah'ın kulu, bu hayırlıdır diye çağrılır. Namaz ehlinden olan namaz kapısından, cihad ehlinden olan cihad kapısından, oruç ehlinden olan ise Reyyân kapısından çağrılır.
Cennet — Buhârî rivayeti
Buhârî · el-Câmiu’s-SahîhCennetSAHÎHPERFUME SPRİNKLER · 18TH CENTURY · THE MET · CC0
Çörekotunda
في الحبَّةِ السَّوداءِ شفاءً مِن كلِّ داءٍ
Çörek otunda ölüm dışında her derde şifa vardır.
saglik · sifa — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 5688SAHÎHMOSQUE LAMP · 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Dünyadabirgarip
كن في الدنيا كأنك غريبٌ أو عابرُ سبيلٍ
Dünyada bir garip yahut bir yolcu gibi ol.
dunya · zuhd — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 6416SAHÎHBOTTLE · FİRST HALF 14TH CENTURY · THE MET · CC0
Zulümkıyamet
الظُّلمُ ظُلُماتٌ يَومَ القيامةِ
Zulüm kıyamet gününde karanlıklardır.
zulum · ahiret — Buhârî hükmü
Buhârî · el-Câmiu’s-Sahîhno. 2447SAHÎHTamam.
196 hareketin her biri bu depodaki bir kayda bağlıdır; künyeler yayın öncesi makineyle denetlenir. Görseller The Metropolitan Museum of Art Açık Erişim koleksiyonundandır (CC0).
Bu sitede hiçbir söz kaynaksız değil.