Hadis

KURTULUŞ GEMİSİ: SÜNNETE İTTİBA VE BİD'ATLERDEN SAKINMAK

Nebevî mirastan seçilmiş bir bölüm.

Hadis başlıklarına dön

KURTULUŞ GEMİSİ: SÜNNETE İTTİBA VE BİD'ATLERDEN SAKINMAK

عَنْ عِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ قَالَ: وَعَظَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَوْعِظَةً بَلِيغَةً ذَرَفَتْ مِنْهَا الْعُيُونُ وَوَجِلَتْ مِنْهَا الْقُلُوبُ... «...فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْدِي فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ، تَمَسَّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ، فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ»

İrbâd b. Sâriye'den (r.a) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize, gözlerin yaşardığı ve kalplerin ürperdiği çok beliğ bir vaaz verdi. (Vaazının devamında) şöyle buyurdu: ...İçinizden benden sonra yaşayanlar, (dinde ve dünyada) pek çok ihtilafa ve ayrılığa şahit olacaktır. O zaman benim sünnetime ve hidayet üzere olan Râşid Halifelerimin sünnetine sımsıkı sarılın. Onlara azı dişlerinizle tutunurcasına yapışın. Dinde sonradan çıkarılmış (uydurulmuş) şeylerden şiddetle sakının. Çünkü dinde sonradan çıkarılan her şey bid'attir ve her bid'at dalalettir (sapıklıktır).

Ebû Dâvûd, Sünnet 5; Tirmizî, İlim 16; İbn Hibbân, Mukaddime 6; Müsned-i Ahmed, 17142

SELEF-İ SALİHİN VE EHL-İ SÜNNET ÂLİMLERİNİN ŞERHLERİ

İmam Mâlik b. Enes (ö. 179/795)İbn Teymiyye, Mecmûu'l-Fetâvâ, 4/137
Sünnet, Nuh'un (aleyhisselam) gemisi gibidir. O gemiye binen kurtulur, ondan geri kalan (veya kendi aklıyla başka bir dağa sığınmaya çalışan) boğulup helak olur. Yine o şöyle demiştir: Kim İslam'da (Resulullah'ın ve ashabının yapmadığı) güzel gördüğü bir bid'at icat ederse, zımnen 'Muhammed (s.a.v) peygamberlik risaletine hıyanet etmiş, dini eksik bırakmıştır' iddiasında bulunmuş olur. Zira Allah Teâlâ 'Bugün sizin dininizi kemale erdirdim' (Mâide, 3) buyurmuştur. O gün din olmayan şey, bugün de din olamaz.
Hâfız İbn Receb el-Hanbelî (ö. 795/1393)Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem, 2/120
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), ümmetinin kendisinden sonra ihtilafa düşeceğini, fırkalara bölüneceğini haber vermiş ve bu ihtilaf karanlığında yegâne kurtuluş yolunun kendi Sünnetine sarılmak olduğunu kesin bir dille beyan etmiştir. Hadisteki 'Azı dişleriyle sarılmak' tabiri muazzam bir benzetmedir. Bu, Sünnet'e tabi olmanın ahir zamanda çok zorlaşacağına, insanların bu yolu terk edip ehl-i sünneti kınayacağına; ancak müminin, tıpkı elindeki değerli bir mücevheri zorla gasp etmek isteyenlere karşı onu dişleriyle sımsıkı tutan kişi gibi akidesine ve menhecine yapışması gerektiğine işarettir.
Şeyhülislam İbn Teymiyye (ö. 728/1328)İktizâu's-Sırâti'l-Müstakîm, 1/267
Dinin üzerine bina edildiği iki devasa asıl (kök) vardır: Birincisi, yalnızca ve şeriksiz olarak tek olan Allah'a ibadet etmemizdir (Tevhid). İkincisi ise O'na, ancak Resulü'nün (s.a.v) teşri kıldığı (gösterdiği) şekilde ibadet etmemizdir (Sünnet'e ittiba). İbadetlerde asıl olan 'tevkifî' olmasıdır; yani Allah'ın ve Resulü'nün emretmediği hiçbir şey, ne kadar güzel görünürse görünsün ibadet kastıyla yapılamaz. Din; insanların hevalarıyla, sonradan uydurdukları zikir meclisleriyle, rüyalarla, felsefeyle veya zevk ve vecidle (duygusal coşkuyla) inşa edilemez. Vahyin tasdik etmediği her coşku, şeytanın bir oyunudur.
İmam Ebû İshak eş-Şâtıbî (ö. 790/1388)el-İ'tisâm, 1/37
Bid'at; dinin aslında olmadığı halde dindenmiş gibi gösterilen, şeriata benzetilerek ihdas edilen ve Allah'a daha fazla yaklaşmak (!) kastıyla uydurulan her türlü inanç, amel ve kutlama yoludur. Bid'at ehli, dinde yaptığı yeniliği iyi niyetle ('bid'at-i hasene' yalanıyla) savunduğunda aslında dinin eksik olduğuna ve kendisinin bu eksikliği tamamladığına inanmış olur. Oysa ashab-ı kiram, dinde bizden daha çok hayır işlemeye hevesli ve Allah'ı bizden daha çok seven kimselerdi. Eğer sonradan uydurulan bu zikirler, tarikatlar ve törenler hayır olsaydı, onu bizden önce Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali (r.a) yapardı.
İmam el-Berbehârî (ö. 329/941)Şerhu's-Sünne, s. 35
Bil ki, İslam Sünnettir, Sünnet de İslam'dır. Biri olmadan diğeri asla ayakta kalamaz. Dinde söylenen en tehlikeli söz 'Bence, bana göre' sözüdür. Allah'ın dini, şahısların akılları, kıyasları veya kalabalıkların hoşuna gitmesi üzerine değil, ancak ve ancak semadan inen vahye ve o vahyin yegâne uygulayıcısı olan Resulullah'ın izine tabi olmak üzerine kuruludur. Kurtuluş, ashabın durduğu yerde durmak, onların sustuğu yerde susmaktır.