vol. I · 51 makam · 5 bâb
KASÎDE
Kâ'b b. Züheyr'in Peygamber ﷺ huzurunda okuduğu kasîdeden İbn Teymiyye'nin fakr ikrârına kadar — Ehl-i sünnet şiir geleneğinden elli bir beyit, beş bâb hâlinde.

Medh ü Nûr
Şiirin Peygamber ﷺ huzuruna çıktığı bâb. Kâ'b b. Züheyr'in af dileyerek okuduğu kasîdeden Bûsîrî'nin Bürde'sine, oradan Ahmed Şevkî'nin nazîresine uzanan bir çizgi. Burada övgü, bir sanat gösterisi değil; bir teslimiyet biçimidir.
Bânet Suâd — Açılış
بَانَتْ سُعَادُ فَقَلْبِي الْيَوْمَ مَتْبُولُ · مُتَيَّمٌ إِثْرَهَا لَمْ يُفْدَ مَكْبُولُ
Suâd göçüp gitti; kalbim bugün onun derdiyle hasta — ardından esir düşmüş, fidyesi ödenmemiş bir bağlı.
Kâ'b b. Züheyrv. 26/645
Dîvân — Kâ'b b. ZüheyrFolio from the "Tashkent Qur'an" · late 8th–early 9th centuryThe Met Open Access — MET 454661Bânet Suâd — Dostların özrü
وَقَالَ كُلُّ خَلِيلٍ كُنْتُ آمُلُهُ · لَا أُلْهِيَنَّكَ إِنِّي عَنْكَ مَشْغُولُ
Umut bağladığım her dost dedi ki: "Seninle oyalanamam, benim başım kendi derdimde."
Kâ'b b. Züheyrv. 26/645
Dîvân — Kâ'b b. ZüheyrWood Panel with Calligraphy · 11th centuryThe Met Open Access — MET 451039Bânet Suâd — Koğucular
تَسْعَى الْوُشَاةُ بِجَنْبَيْهَا وَقَوْلُهُمُ · إِنَّكَ يَا ابْنَ أَبِي سُلْمَى لَمَقْتُولُ
Koğucular çevresinde koşuşup duruyor; sözleri şu: "Ey Ebû Sülmâ oğlu, sen artık ölüsün."
Kâ'b b. Züheyrv. 26/645
Dîvân — Kâ'b b. ZüheyrTextile · 10th–11th centuryThe Met Open Access — MET 448602Bânet Suâd — Af umudu
أُنْبِئْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ أَوْعَدَنِي · وَالْعَفْوُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ مَأْمُولُ
Bana Allah'ın Resûlü'nün beni tehdit ettiği bildirildi; oysa Allah'ın Resûlü katında af umulur.
Kâ'b b. Züheyrv. 26/645
Dîvân — Kâ'b b. ZüheyrSection from a Qur'an Manuscript · 9th–early 10th centuryThe Met Open Access — MET 449694Bânet Suâd — Kur'an ihsanı
مَهْلاً هَدَاكَ الَّذِي أَعْطَاكَ نَافِلَةَ الْقُرْآنِ فِيهَا مَوَاعِيظٌ وَتَفْصِيلُ
Ağır ol! İçinde öğütler ve açıklamalar bulunan Kur'an ihsanını sana veren, sana yol göstersin.
Kâ'b b. Züheyrv. 26/645
Dîvân — Kâ'b b. ZüheyrFolio from the "Blue Qur'an" · second half 9th–mid-10th centuryThe Met Open Access — MET 454662Bânet Suâd — Nûr ve kılıç
إِنَّ الرَّسُولَ لَنُورٌ يُسْتَضَاءُ بِهِ · مُهَنَّدٌ مِنْ سُيُوفِ اللَّهِ مَسْلُولُ
Şüphesiz Resûl, kendisiyle aydınlanılan bir nûrdur; Allah'ın kılıçlarından çekilmiş bir Hint kılıcıdır.
Kâ'b b. Züheyrv. 26/645
Dîvân — Kâ'b b. ZüheyrMihrab (Prayer Niche) · dated 755 AH/1354–55 CEThe Met Open Access — MET 449537Kasîde-i Bürde — Açılış
أَمِنْ تَذَكُّرِ جِيرَانٍ بِذِي سَلَمِ · مَزَجْتَ دَمْعاً جَرَى مِنْ مُقْلَةٍ بِدَمِ
Zû-Selem'deki komşuları hatırladığın için mi gözünden akan yaşı kanla kardın?
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîFolio from the "Qur'an of `Umar Aqta' · late 14th–early 15th century (before 1405)The Met Open Access — MET 453985Kasîde-i Bürde — Rüzgâr ve şimşek
أَمْ هَبَّتِ الرِّيحُ مِنْ تِلْقَاءِ كَاظِمَةٍ · وَأَوْمَضَ الْبَرْقُ فِي الظَّلْمَاءِ مِنْ إِضَمِ
Yoksa rüzgâr Kâzıme yönünden mi esti; ya da şimşek karanlıkta İdam'dan mı çaktı?
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîPlanispheric Astrolabe · dated 1065 AH/1654–55 CEThe Met Open Access — MET 451699Kasîde-i Bürde — Göz ve gönül
فَمَا لِعَيْنَيْكَ إِنْ قُلْتَ اكْفُفَا هَمَتَا · وَمَا لِقَلْبِكَ إِنْ قُلْتَ اسْتَفِقْ يَهِمِ
"Durun" dediğinde gözlerine ne oluyor ki boşanıyorlar; "Ayıl" dediğinde kalbine ne oluyor ki daha çok tutuluyor?
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîBifolium from the "Nurse's Qur'an" (Mushaf al-Hadina) · ca. 410 AH/1019–20 CEThe Met Open Access — MET 456074Kasîde-i Bürde — Kınayana cevap
يَا لَائِمِي فِي الْهَوَى الْعُذْرِيِّ مَعْذِرَةً · مِنِّي إِلَيْكَ وَلَوْ أَنْصَفْتَ لَمْ تَلُمِ
Ey beni bu iffetli sevgide kınayan! Sana özrümü sunuyorum; insaf etseydin kınamazdın.
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîPage of Calligraphy · early 16th centuryThe Met Open Access — MET 453167Kasîde-i Bürde — İki cihanın efendisi
مُحَمَّدٌ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَالثَّقَلَيْنِ · وَالْفَرِيقَيْنِ مِنْ عُرْبٍ وَمِنْ عَجَمِ
Muhammed ﷺ iki cihanın, ins ve cinnin, Arap ve Arap olmayan iki topluluğun efendisidir.
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîOpening Folio of the 26th Volume of the "Anonymous Baghdad Qur'an" · 706 AH/1306–7 CEThe Met Open Access — MET 451015Kasîde-i Bürde — Ahlâk ve ilim
فَاقَ النَّبِيِّينَ فِي خَلْقٍ وَفِي خُلُقٍ · وَلَمْ يُدَانُوهُ فِي عِلْمٍ وَلَا كَرَمِ
Yaratılışta da ahlâkta da bütün peygamberleri geçti; ilimde ve cömertlikte hiçbiri ona yaklaşamadı.
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîQur'an of Ibrahim Sultan · dated 830 AH/1427 CEThe Met Open Access — MET 446539Kasîde-i Bürde — Denizden bir avuç
وَكُلُّهُمْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ مُلْتَمِسٌ · غَرْفاً مِنَ الْبَحْرِ أَوْ رَشْفاً مِنَ الدِّيَمِ
Hepsi de Allah'ın Resûlü'nden bir şey diler: denizden bir avuç, yahut sağanaktan bir yudum.
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîQur'an Case · second half 15th centuryThe Met Open Access — MET 444952Hassân — Güzellik medhi
وَأَحْسَنُ مِنْكَ لَمْ تَرَ قَطُّ عَيْنِي · وَأَجْمَلُ مِنْكَ لَمْ تَلِدِ النِّسَاءُ
Gözüm senden daha güzelini asla görmedi; kadınlar senden daha güzelini doğurmadı.
Hassân b. Sâbitv. 54/674
Dîvân — Hassân b. SâbitTile Panel · mid-16th centuryThe Met Open Access — MET 447625Hassân — Kusursuzluk
خُلِقْتَ مُبَرَّأً مِنْ كُلِّ عَيْبٍ · كَأَنَّكَ قَدْ خُلِقْتَ كَمَا تَشَاءُ
Her kusurdan uzak yaratıldın; sanki nasıl dilersen öyle yaratılmışsın.
Hassân b. Sâbitv. 54/674
Dîvân — Hassân b. SâbitDish · mid-16th centuryThe Met Open Access — MET 446648Nehcü'l-Bürde — Açılış
رِيمٌ عَلَى الْقَاعِ بَيْنَ الْبَانِ وَالْعَلَمِ · أَحَلَّ سَفْكَ دَمِي فِي الْأَشْهُرِ الْحُرُمِ
Bân ile Alem arasında, düzlükteki bir ceylan — haram aylarda kanımı dökmeyi helâl saydı.
Ahmed Şevkîv. 1932
Nehcü'l-Bürde — Ahmed ŞevkîCarpet · probably late 18th–early 19th centuryThe Met Open Access — MET 452581Nehcü'l-Bürde — Kaza ve ok
رَمَى الْقَضَاءُ بِعَيْنَيْ جُؤْذَرٍ أَسَداً · يَا سَاكِنَ الْقَاعِ أَدْرِكْ سَاكِنَ الْأَجَمِ
Kader, bir ceylan yavrusunun gözleriyle aslanı vurdu; ey ovanın sakini, ormanın sakinine yetiş.
Ahmed Şevkîv. 1932
Nehcü'l-Bürde — Ahmed ŞevkîPage of Calligraphy · probably 16th–17th centuryThe Met Open Access — MET 451686Nehcü'l-Bürde — Yaratılışın muradı
مُحَمَّدٌ صَفْوَةُ الْبَارِي وَرَحْمَتُهُ · وَبُغْيَةُ اللَّهِ مِنْ خَلْقٍ وَمِنْ نَسَمِ
Muhammed ﷺ Yaratan'ın seçkini ve rahmetidir; Allah'ın yarattıklarından ve canlılardan muradıdır.
Ahmed Şevkîv. 1932
Nehcü'l-Bürde — Ahmed ŞevkîQur'an Manuscript · dated 1268 AH/1851–52 CEThe Met Open Access — MET 453024Nefis ve Fenâ
Zühd şiirinin bâbı. Ebü'l-Atâhiye'nin ölüm değirmeni, Lebîd'in "Allah'tan başka her şey bâtıldır" hükmü ve elde tutulanın emanet sayıldığı beyitler. Konu tektir: her nimetin zevali ve nefsin terbiyesi.
Kasîde-i Bürde — Nefis bir çocuktur
وَالنَّفْسُ كَالطِّفْلِ إِنْ تُهْمِلْهُ شَبَّ عَلَى · حُبِّ الرَّضَاعِ وَإِنْ تَفْطِمْهُ يَنْفَطِمِ
Nefis çocuğa benzer: bırakırsan emzikte kalmayı sever büyür; sütten kesersen kesilir.
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîBowl Emulating Chinese Stoneware · 9th centuryThe Met Open Access — MET 451715Kasîde-i Bürde — Salıverme
وَرَاعِهَا وَهْيَ فِي الْأَعْمَالِ سَائِمَةٌ · وَإِنْ هِيَ اسْتَحْلَتِ الْمَرْعَى فَلَا تُسِمِ
Ameller içinde başıboş otlarken ona göz kulak ol; merayı tatlı bulursa artık salıverme.
el-Bûsîrîv. 696/1296
Kasîdetü'l-Bürde — Muhammed b. Saîd el-BûsîrîFolio from a Qur'an Manuscript · 14th centuryThe Met Open Access — MET 458444Ebü'l-Atâhiye — Ölüm için doğurun
لِدُوا لِلْمَوْتِ وَابْنُوا لِلْخَرَابِ · فَكُلُّكُمْ يَصِيرُ إِلَىٰ تَبَابِ
Ölmek için doğurun, yıkılmak için yapın; hepiniz sonunda bir helâke varacaksınız.
Ebü'l-Atâhiyev. 211/826
Dîvân — Ebü'l-AtâhiyeTombstone of Abu Sa'd ibn Muhammad ibn Ahmad al-Hasan Karwaih · dated 545 AH/1150 CEThe Met Open Access — MET 448960Ebü'l-Atâhiye — Nefse hazırlık
أَلَا يَا نَفْسُ وَيْحَكِ فَاسْتَعِدِّي · لِيَوْمٍ لَا يُفِيدُكِ فِيهِ عُذْرُ
Ey nefis, yazık sana! Hiçbir mazeretin fayda vermeyeceği gün için hazırlan.
Ebü'l-Atâhiyev. 211/826
Dîvân — Ebü'l-AtâhiyeFolio from a Qur'an Manuscript · 14th centuryThe Met Open Access — MET 458445Ebü'l-Atâhiye — Ölüm değirmeni
النَّاسُ فِي غَفَلَاتِهِمْ · وَرَحَى الْمَنِيَّةِ تَطْحَنُ
İnsanlar gafletleri içinde; ölüm değirmeni ise öğütüp duruyor.
Ebü'l-Atâhiyev. 211/826
Dîvân — Ebü'l-AtâhiyeFolio from a Qur'an Manuscript · 14th centuryThe Met Open Access — MET 458440Ebü'l-Atâhiye — Gençlik ve boşluk
إِنَّ الشَّبَابَ وَالْفَرَاغَ وَالْجِدَهْ · مَفْسَدَةٌ لِلْمَرْءِ أَيَّ مَفْسَدَهْ
Gençlik, boşluk ve varlık — insan için ne büyük bir bozgunluktur.
Ebü'l-Atâhiyev. 211/826
Dîvân — Ebü'l-AtâhiyeTile Panel · second half 16th centuryThe Met Open Access — MET 447015Lebîd — Her şey bâtıldır
أَلَا كُلُّ شَيْءٍ مَا خَلَا اللَّهَ بَاطِلُ · وَكُلُّ نَعِيمٍ لَا مَحَالَةَ زَائِلُ
Bilin ki Allah'tan başka her şey bâtıldır; her nimet de mutlaka zeval bulacaktır.
Lebîd b. Rebîav. 41/661
Dîvân — Lebîd b. RebîaFragments of a Tile Panel · late 13th–first half 14th centuryThe Met Open Access — MET 452790Lebîd — Kıvılcım ve kül
وَمَا الْمَرْءُ إِلَّا كَالشِّهَابِ وَضَوْئِهِ · يَحُورُ رَمَاداً بَعْدَ إِذْ هُوَ سَاطِعُ
İnsan ancak bir kıvılcım ve onun ışığı gibidir: parıldadıktan sonra küle döner.
Lebîd b. Rebîav. 41/661
Dîvân — Lebîd b. RebîaTripod Candlestick · 1250–1300The Met Open Access — MET 444572İmam Şâfiî — Günlere bırak
دَعِ الْأَيَّامَ تَفْعَلُ مَا تَشَاءُ · وَطِبْ نَفْساً إِذَا حَكَمَ الْقَضَاءُ
Bırak günler dilediğini yapsın; kader hükmettiğinde gönlün hoş olsun.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîFolio from a Qur'an Manuscript · second half 14th centuryThe Met Open Access — MET 452934İmam Şâfiî — Gecelerin hâdiseleri
وَلَا تَجْزَعْ لِحَادِثَةِ اللَّيَالِي · فَمَا لِحَوَادِثِ الدُّنْيَا بَقَاءُ
Gecelerin getirdiği hâdiselere sızlanma; dünyanın hâdiselerinin bekāsı yoktur.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîFolio from a Qur'an Manuscript · 14th centuryThe Met Open Access — MET 453395Lebîd — Emanetin iadesi
وَمَا الْمَالُ وَالْأَهْلُونَ إِلَّا وَدِيعَةٌ · وَلَا بُدَّ يَوْماً أَنْ تُرَدَّ الْوَدَائِعُ
Mal da yakınlar da bir emanetten ibarettir; emanetlerin bir gün iade edilmesi kaçınılmazdır.
Lebîd b. Rebîav. 41/661
Dîvân — Lebîd b. RebîaFolio from a Qur'an Manuscript · 11th–12th centuryThe Met Open Access — MET 451679Ebü'l-Atâhiye — Asıl şeref
أَلَا إِنَّمَا التَّقْوَىٰ هُوَ الْعِزُّ وَالْكَرَمْ · وَحُبُّكَ لِلدُّنْيَا هُوَ الذُّلُّ وَالْعَدَمْ
Bilesin ki izzet ve kerem, ancak takvâdadır; dünya sevgin ise zilletin ve yokluğun kendisidir.
Ebü'l-Atâhiyev. 211/826
Dîvân — Ebü'l-AtâhiyeFolio from a Qur'an Manuscript · 11th–12th centuryThe Met Open Access — MET 451678Ebü'l-Atâhiye — Biten günler
إِنَّا لَنَفْرَحُ بِالْأَيَّامِ نَقْطَعُهَا · وَكُلُّ يَوْمٍ مَضَىٰ يُدْنِي مِنَ الْأَجَلِ
Geçirdiğimiz günlere seviniriz; oysa geçen her gün bizi ecele yaklaştırır.
Ebü'l-Atâhiyev. 211/826
Dîvân — Ebü'l-AtâhiyeFolio from a Qur'an Manuscript · ca. 1250–1300The Met Open Access — MET 449110İlim ve Edeb
İlmin bedeli ve edebi. İmam Şâfiî'nin dîvânından öğrenmenin zilleti, hocanın cefası ve günahın hafızayı söndürmesi. Zuhayr'ın muallakasından da huyun gizlenemeyeceği hükmü.
İmam Şâfiî — İlmin şerefi
رَأَيْتُ الْعِلْمَ صَاحِبُهُ كَرِيمٌ · وَلَوْ وَلَدَتْهُ آبَاءٌ لِئَامُ
Gördüm ki ilmin sahibi şereflidir; babaları alçak kimseler olsa bile.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîPen Box · late 13th–early 14th centuryThe Met Open Access — MET 446994İmam Şâfiî — Öğrenmenin zilleti
وَمَنْ لَمْ يَذُقْ ذُلَّ التَّعَلُّمِ سَاعَةً · تَجَرَّعَ ذُلَّ الْجَهْلِ طُولَ حَيَاتِهِ
Kim öğrenmenin zilletini bir saat tatmazsa, cehaletin zilletini ömür boyu yudumlar.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîStand for a Qur'an Manuscript · dated 761 AH/1360 CEThe Met Open Access — MET 446151İmam Şâfiî — Hocanın cefası
اصْبِرْ عَلَى مُرِّ الْجَفَا مِنْ مُعَلِّمٍ · فَإِنَّ رُسُوبَ الْعِلْمِ فِي نَفَرَاتِهِ
Hocanın cefasının acısına sabret; çünkü ilmin köklenmesi onun sertliklerindedir.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîLeaf of Calligraphy from Poems by Sa'di · 16th centuryThe Met Open Access — MET 449006İmam Şâfiî — Vekî'e şikâyet
شَكَوْتُ إِلَى وَكِيعٍ سُوءَ حِفْظِي · فَأَرْشَدَنِي إِلَى تَرْكِ الْمَعَاصِي
Vekî'ye ezberimin kötülüğünden yakındım; o beni günahları terke yöneltti.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîPanel of Nasta'liq Calligraphy · mid-17th centuryThe Met Open Access — MET 453983İmam Şâfiî — İlim nûrdur
وَأَخْبَرَنِي بِأَنَّ الْعِلْمَ نُورٌ · وَنُورُ اللَّهِ لَا يُهْدَى لِعَاصِي
Ve bana ilmin bir nûr olduğunu, Allah'ın nûrunun ise âsîye verilmediğini bildirdi.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîMosque Lamp · 14th centuryThe Met Open Access — MET 444718İmam Şâfiî — Sâlihleri sevmek
أُحِبُّ الصَّالِحِينَ وَلَسْتُ مِنْهُمْ · لَعَلِّي أَنْ أَنَالَ بِهِمْ شَفَاعَهْ
Sâlihleri severim, onlardan değilim ama; belki onlar sayesinde bir şefaate ererim.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîPage of Calligraphy from the Bellini Album · ca. 1600The Met Open Access — MET 451962İmam Şâfiî — Sermayede eşitlik
وَأَكْرَهُ مَنْ تِجَارَتُهُ الْمَعَاصِي · وَإِنْ كُنَّا سَوَاءً فِي الْبِضَاعَهْ
Ticareti günah olandan da hoşlanmam; sermayede eşit olsak bile.
İmam eş-Şâfiîv. 204/820
Dîvân — İmam eş-ŞâfiîDish · second half 15th centuryThe Met Open Access — MET 446928Zuhayr — İyilik ve ırz
وَمَنْ يَجْعَلِ الْمَعْرُوفَ مِنْ دُونِ عِرْضِهِ · يَفِرْهُ وَمَنْ لَا يَتَّقِ الشَّتْمَ يُشْتَمِ
Kim iyiliği ırzına siper yaparsa onu korumuş olur; kim sövülmekten sakınmazsa sövülür.
Zuhayr b. Ebî Sülmâv. 609 civarı
Dîvân — Zuhayr b. Ebî SülmâFolios from a Qur'an Manuscript in Floriated "New Style" Script · 11th centuryThe Met Open Access — MET 449693Zuhayr — Huy gizlenmez
وَمَهْمَا تَكُنْ عِنْدَ امْرِئٍ مِنْ خَلِيقَةٍ · وَإِنْ خَالَهَا تَخْفَى عَلَى النَّاسِ تُعْلَمِ
Bir kişide ne huy varsa —insanlardan gizli kaldığını sansa da— mutlaka bilinir.
Zuhayr b. Ebî Sülmâv. 609 civarı
Dîvân — Zuhayr b. Ebî SülmâFolio from a Qur'an Manuscript · dated 531 AH/1137 CEThe Met Open Access — MET 453372Hilâf ve Sünnet
Reddiyenin şiirle yapıldığı bâb. Hassân b. Sâbit'in hicve verdiği cevaptan İbn Kayyim'in Nûniyye'sine: ilmin ölçüsü nakildir, re'y ile Resûl arasına ihtilaf dikmek değil.
Hassân — Hicve cevap
هَجَوْتَ مُحَمَّداً فَأَجَبْتُ عَنْهُ · وَعِنْدَ اللَّهِ فِي ذَاكَ الْجَزَاءُ
Sen Muhammed'i ﷺ hicvettin, ben ona karşılık verdim; bunun karşılığı Allah katındadır.
Hassân b. Sâbitv. 54/674
Dîvân — Hassân b. SâbitSilk Curtain · 15th centuryThe Met Open Access — MET 451094Hassân — Denk olmayan
أَتَهْجُوهُ وَلَسْتَ لَهُ بِكُفْءٍ · فَشَرُّكُمَا لِخَيْرِكُمَا الْفِدَاءُ
Onu hicvediyorsun, hâlbuki ona denk değilsin; ikinizin kötüsü, iyinize fedadır.
Hassân b. Sâbitv. 54/674
Dîvân — Hassân b. SâbitCeramic Vessel in the Shape of a Mosque Lamp · 1525–40The Met Open Access — MET 451492İbnü'l-Kayyim — İlim nedir?
الْعِلْمُ قَالَ اللَّهُ قَالَ رَسُولُهُ · قَالَ الصَّحَابَةُ هُمْ أُولُو الْعِرْفَانِ
İlim, "Allah dedi, Resûlü dedi, sahâbe dedi"dir; asıl irfan sahipleri onlardır.
İbn Kayyim el-Cevziyyev. 751/1350
el-Kâfiyetü'ş-Şâfiye (Nûniyye) — İbn Kayyim el-CevziyyeTile from a Mihrab · dated 722 AH/1322–23 CEThe Met Open Access — MET 453211İbnü'l-Kayyim — Hilâf ve sünnet
مَا الْعِلْمُ نَصْبَكَ لِلْخِلَافِ سَفَاهَةً · بَيْنَ الرَّسُولِ وَبَيْنَ رَأْيِ فُلَانِ
İlim, beyinsizce Resûl ile filancanın görüşü arasına ihtilaf dikmen değildir.
İbn Kayyim el-Cevziyyev. 751/1350
el-Kâfiyetü'ş-Şâfiye (Nûniyye) — İbn Kayyim el-CevziyyeTile Panel · 13th centuryThe Met Open Access — MET 446200İbnü'l-Kayyim — Sıfatları nefyetmek
كَلَّا وَلَا جَحْدُ الصِّفَاتِ وَنَفْيُهَا · حَذَراً مِنَ التَّشْبِيهِ بِالْإِنْسَانِ
Hayır! İnsana benzetme korkusuyla sıfatları inkâr edip nefyetmek de ilim değildir.
İbn Kayyim el-Cevziyyev. 751/1350
el-Kâfiyetü'ş-Şâfiye (Nûniyye) — İbn Kayyim el-CevziyyeEight-Pointed Star-Shaped Tile · 13th centuryThe Met Open Access — MET 444459Ahmed b. Hanbel — Dîn haberlerdir
دِينُ النَّبِيِّ مُحَمَّدٍ أَخْبَارُ · نِعْمَ الْمَطِيَّةُ لِلْفَتَى الْآثَارُ
Nebî Muhammed'in ﷺ dini haberlerdir; delikanlı için ne güzel bir binektir âsâr!
Ahmed b. Hanbelv. 241/855
Dîvân — Ahmed b. HanbelPair of Minbar Doors · ca. 1325–30The Met Open Access — MET 444812Fakr ve Tevhîd
Son bâb, iddiayı bırakır. İbn Teymiyye'nin fakr ikrârı, Zuhayr'ın "Allah'tan hiçbir şey gizlenemez" uyarısı ve İbn Kayyim'in cennete davetiyle kapanır.
İbn Teymiyye — Fakirlik ikrârı
أَنَا الْفَقِيرُ إِلَىٰ رَبِّ الْبَرِيَّاتِ · أَنَا الْمُسَيْكِينُ فِي مَجْمُوعِ حَالَاتِي
Ben yaratılmışların Rabbine muhtacım; bütün hâllerimde ben bir zavallıyım.
İbn Teymiyyev. 728/1328
Dîvân — Takıyyüddîn İbn TeymiyyePartial Niche-Form Tile · second half 13th centuryThe Met Open Access — MET 447281İbn Teymiyye — Nefse zulüm
أَنَا الظَّلُومُ لِنَفْسِي وَهْيَ ظَالِمَتِي · وَالْخَيْرُ أَجْمَعُهُ عِنْدَ الْإِلَهِ يَأْتِي
Nefsime karşı çok zalim olan benim, o da bana zulmediyor; hayrın tamamı ise Allah katından gelir.
İbn Teymiyyev. 728/1328
Dîvân — Takıyyüddîn İbn TeymiyyeTile with Niche Design · dated 712 AH/1312–13 CEThe Met Open Access — MET 447809Zuhayr — Gizlenen bilinir
فَلَا تَكْتُمُنَّ اللَّهَ مَا فِي نُفُوسِكُمْ · لِيَخْفَى وَمَهْمَا يُكْتَمِ اللَّهُ يَعْلَمِ
Gizli kalsın diye içinizdekini Allah'tan saklamayın; Allah'tan ne saklanırsa O bilir.
Zuhayr b. Ebî Sülmâv. 609 civarı
Dîvân — Zuhayr b. Ebî SülmâSection from a Qur'an Manuscript · ca. 1300The Met Open Access — MET 454664İbnü'l-Kayyim — Adn'e davet
فَحَيَّ عَلَىٰ جَنَّاتِ عَدْنٍ فَإِنَّهَا · مَنَازِلُكَ الْأُولَىٰ وَفِيهَا الْمُخَيَّمُ
Haydi Adn cennetlerine! Orası senin ilk yurdundur; çadırın oradadır.
İbn Kayyim el-Cevziyyev. 751/1350
el-Kâfiyetü'ş-Şâfiye (Nûniyye) — İbn Kayyim el-CevziyyeTile Panel in the form of an Architectural Niche · first half 14th centuryThe Met Open Access — MET 445953Şevkî — Milletler ve ahlâk
وَإِنَّمَا الْأُمَمُ الْأَخْلَاقُ مَا بَقِيَتْ · فَإِنْ هُمُ ذَهَبَتْ أَخْلَاقُهُمْ ذَهَبُوا
Milletler ancak ahlâklarıyla ayakta durur; ahlâkları gidince kendileri de gider.
Ahmed Şevkîv. 1932
eş-Şevkiyyât — Ahmed ŞevkîDamascus Room · dated 1119 AH/1707 CEThe Met Open Access — MET 452102Tamam.
Elli bir beyit okundu. Aşağıda şairler, ıstılah ve kaynakça.
Fihrist-i Şuarâ
Şairler
Kâ'b b. Züheyr
كَعْب بْن زُهَيْرv. 26/645 civarı
Câhiliye'nin büyük şairi Züheyr b. Ebî Sülmâ'nın oğlu. Önce Peygamber ﷺ aleyhinde şiir söyledi, sonra Medine'ye gelip Müslüman oldu ve huzurda "Bânet Suâd" kasîdesini okudu. Peygamber ﷺ'in ona hırkasını (bürde) giydirmesi sebebiyle kasîde bu adla anılır.
Kaynak: el-İsâbe fî temyîzi's-sahâbe — İbn Hacer el-AskalânîHassân b. Sâbit
حَسَّان بْن ثَابِتv. 54/674
Peygamber ﷺ'in şairi. Müşriklerin hiciv şiirlerine yine şiirle karşılık verir, Mescid-i Nebevî'de kendisi için kurulan minberden okurdu. Ensar'ın Hazrec kolundandır.
Kaynak: el-İsâbe fî temyîzi's-sahâbe — İbn Hacer el-AskalânîLebîd b. Rebîa
لَبِيد بْن رَبِيعَةv. 41/661 civarı
Muallaka sahibi büyük Câhiliye şairi; İslâm'a girdikten sonra şiiri bıraktığı nakledilir. Peygamber ﷺ'in "bir şairin söylediği en doğru söz" diye andığı mısra ona aittir.
Kaynak: el-İsâbe fî temyîzi's-sahâbe — İbn Hacer el-AskalânîZuhayr b. Ebî Sülmâ
زُهَيْر بْن أَبِي سُلْمَىv. 609 civarı (hicretten önce)
Muallaka şairlerinden; Câhiliye şiirinde hikmet ve ahlâk damarının en olgun temsilcisi sayılır. Kâ'b b. Züheyr'in babasıdır.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-ZiriklîEbü'l-Atâhiye
أَبُو الْعَتَاهِيَةv. 211/826
Abbâsî devrinde zühd şiirinin kurucusu sayılan Kûfeli şair. Sade dili ve ölüm temasını merkeze alan üslûbuyla, kendisinden sonraki bütün zühdiyye geleneğini şekillendirdi.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-Ziriklîİmam eş-Şâfiî
مُحَمَّد بْن إِدْرِيس الشَّافِعِيّv. 204/820
Dört mezhep imamından biri; usûl-i fıkhın müdevvini. Kendisine nisbet edilen dîvân, ilim talebi, edeb ve kadere rızâ konularındaki manzumeleriyle asırlarca ders halkalarında okundu.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-ZiriklîAhmed b. Hanbel
أَحْمَد بْن حَنْبَلv. 241/855
Ehl-i sünnetin imamı, el-Müsned'in müellifi. Halku'l-Kur'ân fitnesinde sünnet çizgisini savunmasıyla tanınır; kendisine nisbet edilen manzumeler de aynı çizgiyi, nakle bağlılığı işler.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-Ziriklîel-Bûsîrî
مُحَمَّد بْن سَعِيد الْبُوصِيرِيّv. 696/1296 civarı
Mısırlı şair; "Kasîdetü'l-Bürde" adıyla meşhur olan medhiyenin nâzımı. Kasîde, İslâm coğrafyasının en çok istinsah edilen ve en çok şerh edilen manzumelerinden biridir.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-Ziriklîİbn Teymiyye
تَقِيّ الدِّين ابْن تَيْمِيَّةv. 728/1328
Harranlı âlim, Şeyhülislâm. Akîde ve reddiye edebiyatının merkezî ismi. Şiiri azdır; kalanlar da fakr, tevhîd ve nefis muhasebesi etrafında döner.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-Ziriklîİbn Kayyim el-Cevziyye
ابْن قَيِّم الْجَوْزِيَّةv. 751/1350
İbn Teymiyye'nin en yakın talebesi. Akîdeyi manzum olarak yazdığı el-Kâfiyetü'ş-Şâfiye (Nûniyye), altı bin beyti aşan bir reddiye-manzumesidir.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-ZiriklîAhmed Şevkî
أَحْمَد شَوْقِيv. 1932
Mısırlı şair; çağdaşları tarafından "emîrü'ş-şuarâ" (şairlerin emîri) diye anıldı. Nehcü'l-Bürde'yi, Bûsîrî'nin kasîdesine nazîre olarak yazdı.
Kaynak: el-A'lâm — Hayreddîn ez-Ziriklî
Sözlükçe
Istılah
- Kasîde
- Arap şiirinde tek vezin ve tek kafiye üzerine kurulu, genellikle on beyti aşan uzun nazım biçimi. Klasik kasîde nesîb (giriş), rahîl (yolculuk) ve maksad (asıl konu) bölümlerinden oluşur.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Nesîb
- Kasîdenin giriş bölümü. Terk edilmiş konak yerlerinden, ayrılıktan ve sevgiliden söz ederek dinleyiciyi asıl maksada hazırlar.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Medh
- Övgü; kasîdenin övülen kişiye ayrılan asıl bölümü. Peygamber ﷺ için yazılanlara na't veya medhiye denir.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Bürde
- Hırka. Kâ'b b. Züheyr'in kasîdesini okuması üzerine Peygamber ﷺ'in ona hırkasını giydirmesi sebebiyle hem o kasîde hem de Bûsîrî'nin nazîresi bu adla anılır.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Neşîd
- Yüksek sesle okunan, terennüm edilen şiir. Bir manzumenin makamla ve topluluk önünde seslendirilmesini anlatır.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Mihrâb
- Camide kıble yönünü gösteren, duvarda içe doğru oyulmuş niş. Kemer-sütun düzeniyle İslâm sanatının en çok işlenen mimarî motifidir.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Kûfî
- Erken dönem Arap yazısının köşeli, dikey vurgusu güçlü biçimi. İlk Kur'an nüshaları ve mimarî kuşak yazıları bu üslûpla yazılmıştır.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Muhakkak
- Aklâm-ı sitteden; harf araları ferah, satırı düz yürüyen iri bir kalem. Büyük boy Kur'an nüshalarında tercih edilmiştir.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Sülüs
- Aklâm-ı sitteden; harflerinin bir bölümü düz, bir bölümü yuvarlak olduğu için bu adı almıştır. Levha ve kitâbelerin ana kalemidir.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Nesta'lîk
- Nesih ile ta'lîkin birleşmesinden doğan, sağa meyilli ve akıcı İran menşeli hat üslûbu. Bilhassa Farsça şiir mecmualarında kullanılır.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Tezhib
- Altınla yapılan kitap süsleme sanatı; "zeheb" (altın) kökünden gelir. Kur'an sayfalarının serlevha, durak ve kenar süslemeleri bu sanatın alanıdır.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
- Rub'el-hizb
- Kur'an'ın hizb bölümlerinin dörtte birini gösteren işaret; iç içe geçmiş iki kareden doğan sekiz köşeli yıldız biçimindedir.
- Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Türkiye Diyanet Vakfı
Kaynakça
Kaynaklar
- 01Dîvân— Ahmed b. Hanbel
- 02Dîvân— Ebü'l-Atâhiye
- 03Dîvân— Hassân b. Sâbit
- 04Dîvân— İmam eş-Şâfiî
- 05Dîvân— Kâ'b b. Züheyr
- 06Dîvân— Lebîd b. Rebîa
- 07Dîvân— Takıyyüddîn İbn Teymiyye
- 08Dîvân— Zuhayr b. Ebî Sülmâ
- 09el-A'lâm— Hayreddîn ez-Ziriklî
- 10el-İsâbe fî temyîzi's-sahâbe— İbn Hacer el-Askalânî
- 11el-Kâfiyetü'ş-Şâfiye (Nûniyye)— İbn Kayyim el-Cevziyye
- 12eş-Şevkiyyât— Ahmed Şevkî
- 13Kasîdetü'l-Bürde— Muhammed b. Saîd el-Bûsîrî
- 14Nehcü'l-Bürde— Ahmed Şevkî
- 15TDV İslâm Ansiklopedisi— Türkiye Diyanet Vakfı
- 16The Met Open Access— The Metropolitan Museum of Art
Tamam.
Elli bir beyitin her biri tek bir kaynağa bağlıdır; sayfa numarası, cilt ve dipnot rakamı kullanılmaz. Görseller The Metropolitan Museum of Art Açık Erişim koleksiyonundandır ve Creative Commons Zero (CC0) ile yayımlanmıştır.
Bu sayfada hiçbir söz kaynaksız değil.
Fihrist
Bâb I — Medh ü Nûr 01 – 18
- 01Bânet Suâd — AçılışKâ'b b. Züheyr
- 02Bânet Suâd — Dostların özrüKâ'b b. Züheyr
- 03Bânet Suâd — KoğucularKâ'b b. Züheyr
- 04Bânet Suâd — Af umuduKâ'b b. Züheyr
- 05Bânet Suâd — Kur'an ihsanıKâ'b b. Züheyr
- 06Bânet Suâd — Nûr ve kılıçKâ'b b. Züheyr
- 07Kasîde-i Bürde — Açılışel-Bûsîrî
- 08Kasîde-i Bürde — Rüzgâr ve şimşekel-Bûsîrî
- 09Kasîde-i Bürde — Göz ve gönülel-Bûsîrî
- 10Kasîde-i Bürde — Kınayana cevapel-Bûsîrî
- 11Kasîde-i Bürde — İki cihanın efendisiel-Bûsîrî
- 12Kasîde-i Bürde — Ahlâk ve ilimel-Bûsîrî
- 13Kasîde-i Bürde — Denizden bir avuçel-Bûsîrî
- 14Hassân — Güzellik medhiHassân b. Sâbit
- 15Hassân — KusursuzlukHassân b. Sâbit
- 16Nehcü'l-Bürde — AçılışAhmed Şevkî
- 17Nehcü'l-Bürde — Kaza ve okAhmed Şevkî
- 18Nehcü'l-Bürde — Yaratılışın muradıAhmed Şevkî
Bâb II — Nefis ve Fenâ 19 – 31
- 19Kasîde-i Bürde — Nefis bir çocukturel-Bûsîrî
- 20Kasîde-i Bürde — Salıvermeel-Bûsîrî
- 21Ebü'l-Atâhiye — Ölüm için doğurunEbü'l-Atâhiye
- 22Ebü'l-Atâhiye — Nefse hazırlıkEbü'l-Atâhiye
- 23Ebü'l-Atâhiye — Ölüm değirmeniEbü'l-Atâhiye
- 24Ebü'l-Atâhiye — Gençlik ve boşlukEbü'l-Atâhiye
- 25Lebîd — Her şey bâtıldırLebîd b. Rebîa
- 26Lebîd — Kıvılcım ve külLebîd b. Rebîa
- 27İmam Şâfiî — Günlere bırakİmam eş-Şâfiî
- 28İmam Şâfiî — Gecelerin hâdiseleriİmam eş-Şâfiî
- 29Lebîd — Emanetin iadesiLebîd b. Rebîa
- 30Ebü'l-Atâhiye — Asıl şerefEbü'l-Atâhiye
- 31Ebü'l-Atâhiye — Biten günlerEbü'l-Atâhiye
Bâb III — İlim ve Edeb 32 – 40
- 32İmam Şâfiî — İlmin şerefiİmam eş-Şâfiî
- 33İmam Şâfiî — Öğrenmenin zilletiİmam eş-Şâfiî
- 34İmam Şâfiî — Hocanın cefasıİmam eş-Şâfiî
- 35İmam Şâfiî — Vekî'e şikâyetİmam eş-Şâfiî
- 36İmam Şâfiî — İlim nûrdurİmam eş-Şâfiî
- 37İmam Şâfiî — Sâlihleri sevmekİmam eş-Şâfiî
- 38İmam Şâfiî — Sermayede eşitlikİmam eş-Şâfiî
- 39Zuhayr — İyilik ve ırzZuhayr b. Ebî Sülmâ
- 40Zuhayr — Huy gizlenmezZuhayr b. Ebî Sülmâ
Bâb IV — Hilâf ve Sünnet 41 – 46
Bâb V — Fakr ve Tevhîd 47 – 51