Edebiyat

Kaside Divanı

26 seçme beyit: Bânet Suâd, Kasîde-i Bürde, Hassân, Ebü’l-Atâhiye, Nehcü’l-Bürde ve selef şairlerinden doğrulanmış parçalar.

Yaşayan dijital divan

Her beyit bir yaprak, her şair ayrı bir ses. Arapça aslı, kısa Türkçe anlamı ve atıf kaydıyla birlikte sakin bir okuma meclisi.

Beyit
26
Şair
10
Eser kaydı
13

Fihrist

Divan koleksiyonu

Arayın; şaire, esere, temaya veya atıf durumuna göre süzün.

Arapça aramalarda harekeler dikkate alınmaz.

26 / 26 beyit

  • 001

    بَانَتْ سُعَادُ فَقَلْبِي الْيَوْمَ مَتْبُولُ مُتَيَّمٌ إِثْرَهَا لَمْ يُفْدَ مَكْبُولُ

    Türkçe anlam

    Suâd uzaklaştı; gönlüm bugün yaralıdır — peşinden düşmüş, fidye verilmemiş bir tutsaktır.

  • 002

    وَقَالَ كُلُّ خَلِيلٍ كُنْتُ آمُلُهُ لَا أُلْهِيَنَّكَ إِنِّي عَنْكَ مَشْغُولُ

    Türkçe anlam

    Umduğum her dost dedi ki: Seni oyalamayayım; doğrusu senden meşgulüm.

  • 003

    إِنَّ الرَّسُولَ لَنُورٌ يُسْتَضَاءُ بِهِ مُهندیٌّ مِنْ سُيُوفِ اللَّهِ مَسْلُولُ

    Türkçe anlam

    Şüphesiz Resûl, kendisiyle aydınlanılan bir nurdur; Allah’ın kılıçlarından çekilmiş keskin bir kılıçtır.

  • 004

    أَمِنْ تَذَكُّرِ جِيرَانٍ بِذِي سَلَمِ مَزَجْتَ دَمْعاً جَرَى مِنْ مُقْلَةٍ بِدَمِ

    Türkçe anlam

    Zî-Selem’deki komşuları anmaktan mıdır ki, gözden akan gözyaşını kana kattın?

  • 005

    أَمْ هَبَّتِ الرِّيحُ مِنْ تِلْقَاءِ كَاظِمَةٍ وَأَوْمَضَ الْبَرْقُ فِي الظَّلْمَاءِ مِنْ إِضَمِ

    Türkçe anlam

    Yoksa rüzgâr Kâzime yönünden mi esti; karanlıkta İzam’dan mı şimşek çaktı?

  • 006

    فَمَا لِعَيْنَيْكَ إِنْ قُلْتَ اكْفُفَا هَمَتَا وَمَا لِقَلْبِكَ إِنْ قُلْتَ اسْتَفِقْ يَهِمِ

    Türkçe anlam

    Gözlerine tutunun desen yine yaş akar; gönlüne uyan desen yine tutkuludur.

  • 007

    هَجَوْتَ مُحَمَّداً فَأَجَبْتُ عَنْهُ وَعِنْدَ اللَّهِ فِي ذَاكَ الْجَزَاءُ

    Türkçe anlam

    Muhammed’e (ﷺ) hiciv ettin; ben ona karşılık verdim — bunun karşılığı Allah katındadır.

  • 008

    أَتَهْجُوهُ وَلَسْتَ لَهُ بِكُفْءٍ فَشَرُّكُمَا لِخَيْرِكُمَا الْفِدَاءُ

    Türkçe anlam

    Ona hiciv mi ediyorsun? Sen ona denk değilsin. İkinizin kötüsü, iyinize feda olsun.

  • 009

    لِدُوا لِلْمَوْتِ وَابْنُوا لِلْخَرَابِ فَكُلُّكُمْ يَصِيرُ إِلَىٰ تَبَابِ

    Türkçe anlam

    Ölüm için doğurun, yıkılmak için bina edin; hepiniz helâke varacaksınız.

  • 010

    أَلَا يَا نَفْسُ وَيْحَكِ فَاسْتَعِدِّي لِيَوْمٍ لَا يُفِيدُكِ فِيهِ عُذْرُ

    Türkçe anlam

    Ey nefis, yazıklar olsun sana; özrün fayda etmeyeceği o güne hazırlan.

  • 011

    أُحِبُّ الصَّالِحِينَ وَلَسْتُ مِنْهُمْ لَعَلِّي أَنْ أَنَالَ بِهِمْ شَفَاعَهْ وَأَكْرَهُ مَنْ تِجَارَتُهُ الْمَعَاصِي وَإِنْ كُنَّا سَوَاءً فِي الْبِضَاعَهْ

    Türkçe anlam

    Sâlihleri severim, onlardan değilim; belki onlar vesilesiyle şefaate ererim. Ticareti günah olanı kerih görürüm — meta konusunda eşit olsak bile.

  • 012

    رَأَيْتُ الْعِلْمَ صَاحِبُهُ كَرِيمٌ وَلَوْ وَلَدَتْهُ آبَاءٌ لِئَامُ

    Türkçe anlam

    Gördüm ki ilmin sahibi kerimdir — onu soysuz babalar doğurmuş olsa bile.

  • 013

    رِيمٌ عَلَى الْقَاعِ بَيْنَ الْبَانِ وَالْعَلَمِ أَحَلَّ سَفْكَ دَمِي فِي الْأَشْهُرِ الْحُرُمِ

    Türkçe anlam

    Bân ile Alem arasında ovadaki ceylan — haram aylarda kanımı dökmeyi kendine helâl saydı.

  • 014

    رَمَى الْقَضَاءُ بِعَيْنَيْ جُؤْذَرٍ أَسَداً يَا سَاكِنَ الْقَاعِ أَدْرِكْ سَاكِنَ الْأَجَمِ

    Türkçe anlam

    Kaza, ceylan yavrusu gözleriyle bir aslanı vurdu — ey ovanın sakini, ormanın sakinine yetiş!

  • 015

    الْعِلْمُ قَالَ اللَّهُ قَالَ رَسُولُهُ قَالَ الصَّحَابَةُ هُمْ أُولُو الْعِرْفَانِ

    Türkçe anlam

    İlim: Allah buyurdu, Resûlü buyurdu; sahâbe buyurdu — onlar irfan sahipleridir.

  • 016

    مَا الْعِلْمُ نَصْبَكَ لِلْخِلَافِ سَفَاهَةً بَيْنَ الرَّسُولِ وَبَيْنَ رَأْيِ فُلَانِ

    Türkçe anlam

    İlim, senin ahmakça Resûl ile filanın re’yi arasına ihtilaf direği dikmen değildir.

  • 017

    أَلَا كُلُّ شَيْءٍ مَا خَلَا اللَّهَ بَاطِلُ وَكُلُّ نَعِيمٍ لَا مَحَالَةَ زَائِلُ

    Türkçe anlam

    Bilesiniz: Allah’tan başka her şey batıldır; her nimet muhakkak yok olup gider.

  • 018

    أَقْسَمْتُ يَا نَفْسُ لَتَنْزِلِنَّهْ لَتَنْزِلِنَّ أَوْ لَتُكْرَهِنَّهْ

    Türkçe anlam

    Yemin ettim ey nefis: mutlaka ineceksin — ya gönüllü inersin ya da zorla indirilirsin.

  • 019

    يَا نَفْسُ إِلَّا تُقْتَلِي تَمُوتِي هَذَا حِمَامُ الْمَوْتِ قَدْ لَقِيتِ

    Türkçe anlam

    Ey nefis, öldürülmesen de öleceksin; işte ölümün zarureti — ona tutulmuş bulunuyorsun.

  • 020

    وَأَحْسَنُ مِنْكَ لَمْ تَرَ قَطُّ عَيْنِي وَأَجْمَلُ مِنْكَ لَمْ تَلِدِ النِّسَاءُ

    Türkçe anlam

    Gözüm senden daha güzelini hiç görmedi; kadınlar senden daha güzelini doğurmadı.

  • 021

    وَمَنْ لَمْ يَذُقْ ذُلَّ التَّعَلُّمِ سَاعَةً تَجَرَّعَ ذُلَّ الْجَهْلِ طُولَ حَيَاتِهِ

    Türkçe anlam

    Bir an bile öğrenmenin zilletini tatmayan, ömrü boyunca cehaletin zilletini yudumlar.

  • 022

    أَنَا الْفَقِيرُ إِلَىٰ رَبِّ الْبَرِيَّاتِ أَنَا الْمُسَيْكِينُ فِي مَجْمُوعِ حَالَاتِي

    Türkçe anlam

    Ben bütün yaratılmışların Rabbine muhtacım; bütün hâllerimin toplamında miskînim.

  • 023

    أَنَا الظَّلُومُ لِنَفْسِي وَهْيَ ظَالِمَتِي وَالْخَيْرُ أَجْمَعُهُ عِنْدَ الْإِلَهِ يَأْتِي

    Türkçe anlam

    Ben nefsim hakkında çok zulmedenim; o da bana zulmeder. Bütün hayır ise ilâhın katından gelir.

  • 024

    النَّاسُ فِي غَفَلَاتِهِمْ وَرَحَى الْمَنِيَّةِ تَطْحَنُ

    Türkçe anlam

    İnsanlar gafletleri içinde; ölüm değirmeni ise öğütmektedir.

  • 025

    مُحَمَّدٌ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَالثَّقَلَيْنِ وَالْفَرِيقَيْنِ مِنْ عُرْبٍ وَمِنْ عَجَمِ

    Türkçe anlam

    Muhammed (ﷺ) iki cihanındır, insan ve cinnin; Arap ve Acem’den iki tarafın efendisidir.

  • 026

    فَمَا تَدُومُ عَلَىٰ حَالٍ تَكُونُ بِهَا كَمَا تَلَوَّنُ فِي أَثْوَابِهَا الْغُولُ

    Türkçe anlam

    Bulunduğu hiçbir hâl üzere devam etmez; tıpkı gûlün giysilerinde renk değiştirmesi gibi.

← Tüm modüllere dön

Görünüş

Atmosfer

Metinler değişmez. Işık değişir.

Seçili atmosferKâğıt & MürekkepMineral kâğıt, ceviz mürekkebi ve ölçülü yazma kırmızısı.

Lafız

Avlu

Bu avludaki diğer odalar