İbn Kesîr
İşte onlar, cennet ehlidirler. İşlediklerine karşılık olarak orada temelli kalacaklardır.
Tefsir
Ahkāf 46:14
أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
İşte onlar cennetlikdirler, yaptıklarına karşılık orada ebedi olarak kalacaklardır.
İşte onlar, cennet ehlidirler. İşlediklerine karşılık olarak orada temelli kalacaklardır.
13- Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” diyen sonra da dosdoğru olanlar için hiçbri korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de. 14- Onlar cennetliktirler ve yaptıklarına karşılık bir mükâfat olmak üzere orada ebediyen kalacaklardır. 13. Yani, Rablerini bilip tanıyan, vahdaniyetine tanıklık eden, O’na itaatten ayrılmayan ve bunu sürdürerek hayatları boyunca “dosdoğru olanlar için” ilerde gelebilecek her türlü kötülükten yana “hiçbir korku yoktur ve onlar” geride bıraktıkları için de “üzülmeyeceklerdir.” 14. “Onlar cennetliktirler.” Oradan ayrılmamak üzere oranın ehlidirler. Oradan ayrılıp başka bir yere gitmeyi arzu etmezler. Ona karşılık başka bir şey de istemezler “Yaptıklarına” Allah’a iman etmelerine ve imanın gereği olan salih amellerini dosdoğru sürdürmelerine karşılık bir “mükâfat olmak üzere orada ebediyen kalacaklardır.”
İşte bu özelliklerle vasfolunmuş olanlar cennet ehli kimselerdir. Dünyada iken yapmış oldukları salih amellerine karşılık orada ebedî olarak kalacaklardır.
İşte onlar, cennet ehlidirler. İşlediklerine karşılık olarak orada temelli kalacaklardır.