İbn Kesîr
Siz, ganimetleri almak için gittiğinizde; geride bırakılanlar diyeceklerdir ki: Bırakın, biz de arkanıza düşelim. Onlar, Allah´ın kelamını değiştirmek isterler. De ki: Bize uymayacaksınız. Allah, daha önce böyle buyurmuştur. Size; hayır, bizi çekemiyorsunuz, diyeceklerdir. Hayır onlar, pek az anlayan kimselerdir.
Sa'dî
15- (Savaşa çıkmayıp) geri kalanlar, siz ganimet almak üzere (Hayber’e doğru) yola koyulduğunuzda: “Bırakın da biz de peşinizden gelelim” diyecekler. Böylece onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki:“Siz, asla peşimizden gelmeyeceksiniz. Zira Allah daha önceden böyle buyurmuştur.” Bunun üzerine onlar da: “Hayır (öyle değil) aksine, siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
15. Yüce Allah, (Hudeybiye’den) geri kalanları söz konusu edip onları yerici ifadeler zikrettikten sonra, dünyevî cezalarının bir parçasının da Allah Rasûlü ve ashabı, savaş söz konusu olmaksızın birtakım ganimetler almak üzere yola koyulacakları vakit bu geri kalanların onlarla birlikte bulunmayı ve bu ganimetlerde onlara ortak olmayı istediklerini ve şu sözleri ile bunu dile getirdiklerini haber vermektedir:“Bırakın da biz de peşinizden gelelim.” Bununla da “Allah’ın sözünü değiştirmek isterler.” Halbuki Yüce Allah, onların cezalandırılmasını hükme bağlamış ve bu ganimetlerin de hem dinen hem de ilâhi takdir gereği olarak sadece mü’min ashab-ı kirama has olduğuna hükmetmiştir. Sen onlara “de ki: Siz, asla peşimizden gelmeyeceksiniz. Zira Allah daha önceden böyle buyurmuştur.” Siz bu ganimetlerden mahrum kalacaksınız. Buna sebep ise kendi aleyhinize işlediğiniz suçlar ve baştan beri savaşı terk etmiş olmanızdır. Mü’minlerle birlikte çıkmaktan engellendiklerini ifade eden bu sözlere cevap olmak üzere “onlar da: Hayır (öyle değil) aksine siz bizi” ganimet alacağız diye “kıskanıyorsunuz, diyecekler.” Bu hususta bilgilerinin son noktası işte bu kadardır. Onlar akılları başlarında olduğu halde bu hususu gereği gibi kavramış olsalar, onların ganimetlerden mahrum oluşlarının sebebinin, isyan etmeleri olduğunu da bilirler, masiyetlerin dünyevî ve dinî birtakım cezaları olduğunu kavrarlardı. Bundan dolayı Yüce Allah:“Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir” buyurmaktadır.
el-Muhtasar
-Ey Müminler!- Allah’ın kendilerini geride bıraktığı kimseler, Hudeybiye anlaşmasından sonra sizler Allah’ın sizlere vadetmiş olduğu Hayber ganimetlerini almak için çıktığınızda size şöyle diyecekler: "Bizi bırakın da o ganimetlerden bir pay almak için biz de sizinle birlikte çıkalım." Geri kalan bu kimseler; bu istekleri ile Allah’ın Hudeybiye anlaşmasından sonra sadece Müminlere vermeyi vadetmiş olduğu Hayber ganimetleri ile alakalı vaadini değiştirmek istiyorlar. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "O ganimetler için çıktığımızda bize asla tabi olmayın! Şüphesiz Allah, Hayber ganimetlerini sadece Hudeybiye anlaşmasına şahitlik edenler olarak bizlere vadetmiştir." Onlar şöyle diyeceklerdir: "Sizin, bizleri size tabi olmaktan alıkoymanız Allah’tan bir emir değildir. Bilakis sizin bizlere karşı duyduğunuz haset sebebiyledir." İş geri kalan bu kimselerin iddia ettikleri gibi değildir. Onlar az bir şey dışında Allah’ın emirlerini ve yasaklarını anlamazlar. Bundan dolayı ona isyan etmişlerdir.
İbn Kesîr — Tam metin
Siz, ganimetleri almak için gittiğinizde; geride bırakılanlar diyeceklerdir ki: Bırakın, biz de arkanıza düşelim. Onlar, Allah´ın kelamını değiştirmek isterler. De ki: Bize uymayacaksınız. Allah, daha önce böyle buyurmuştur. Size; hayır, bizi çekemiyorsunuz, diyeceklerdir. Hayır onlar, pek az anlayan kimselerdir.