DönüşAltı Fasıl · 53 Durak
Kapanmayan kapı
Tövbenin kapısı, şartları, dönenlerin kıssaları ve kul hakkı. Her satır bir kaynağa bağlı; hüküm verilmiyor, nakledilen gösteriliyor.
Burada hiçbir şey kaydedilmiyor.
Kapı
Kapanmadığı söylenen kapı. Önce ölçü değil, müjde.
10 durak
Ümidinizi kesmeyin
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَىٰ أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
Zümer sûresi — kapının en açık tarifi
Zümer sûresi, 53ÂYETSonra bağışlanma dilerse
وَمَن يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللَّهَ يَجِدِ اللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Kim bir kötülük işler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse, Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.
Nisâ sûresi — kötülük ile mağfiret arasındaki tek adım
Nisâ sûresi, 110ÂYETTövbe edenleri sever
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
Şüphesiz Allah, tövbe edenleri sever; temizlenenleri de sever.
Bakara sûresi — tövbe bir kabul değil, bir sevgi sebebi
Bakara sûresi, 222 (âyetin ilgili bölümü)ÂYETNasûh bir tövbe ile
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ ۖ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.
Tahrîm sûresi — tövbenin sıfatı
Tahrîm sûresi, 8ÂYETHep birlikte
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Ey mü’minler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.
Nûr sûresi — tövbe istisna değil, umuma verilmiş emir
Nûr sûresi, 31 (âyetin ilgili bölümü)ÂYETBen çok bağışlayıcıyım
وَإِنِّي لَغَفَّارٌ لِّمَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَىٰ
Bununla beraber, şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım.
Tâhâ sûresi — dört şartlı bir vaat
Tâhâ sûresi, 82ÂYETKabul eden O'dur
وَهُوَ الَّذِي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ وَيَعْفُو عَنِ السَّيِّئَاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O'dur.
Şûrâ sûresi — kabul eden fiilin öznesi
Şûrâ sûresi, 25ÂYETKötülükleri iyiliklere çevirir
إِلَّا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُولَٰئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ ۗ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başka; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Furkān sûresi — silmekten fazlası
Furkān sûresi, 70ÂYETÇok seven
وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّي رَحِيمٌ وَدُودٌ
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.
Hûd sûresi — istiğfar, sonra dönüş
Hûd sûresi, 90ÂYETAzap gelmeden önce
وَأَنِيبُوا إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا لَهُ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ
Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız.
Zümer sûresi — kapının bir de vakti var
Zümer sûresi, 54ÂYETŞartlar
Nedâmet, terk, azim — ve hak sahibi varsa iade.
8 durak
Üç şart
Tövbenin şartları âlimler tarafından sayılmıştır ve sayıları azdır. Nevevî, Riyâzü's-Sâlihîn'in tövbe bâbında bunları üçte toplar: günahı bırakmak, yaptığına pişman olmak, bir daha dönmemeye azmetmek. Günah bir kulun hakkına dokunuyorsa dördüncü bir şart eklenir: o hakkı sahibine iade etmek.
Şartların sayımı
Nevevî, Riyâzü's-Sâlihîn — tövbe bâbıÂLİM SÖZÜPişmanlık tövbedir
Pişmanlık tövbedir.
Nedâmet — şartların ilki ve özü
İbn MâceHASENİki rekât
Bir kul günah işler, sonra kalkıp güzelce abdest alır, iki rekât namaz kılar ve Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah onu bağışlar. — Tövbe namazının aslı budur; rekât sayısı ikidir, bir vakte veya sayıya bağlanmamıştır.
Tövbe namazı — sâbit olan
Ebû Dâvûd · Tirmizî (Ebû Bekir es-Sıddîk'ten)HASENCan boğaza gelmedikçe
Allah, kulun tövbesini can boğaza gelmedikçe kabul eder.
Kişi için son sınır
TirmizîHASENGüneş batıdan doğmadan
Kim güneş batıdan doğmadan önce tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.
Âlem için son sınır
MüslimSAHÎHBile bile ısrar etmezler
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَىٰ مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler.
Âl-i İmrân sûresi — terk şartının delili
Âl-i İmrân sûresi, 135ÂYETDüzeltenler ve açıklayanlar
إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا وَأَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَأُولَٰئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنَا التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim.
Bakara sûresi — ıslah ve beyan
Bakara sûresi, 160ÂYETGünahsız gibi
Günahından tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.
Tövbenin neticesi
İbn MâceHASENDönenler
Kur'an'da ve sahih sünnette anlatılan dönüşler.
11 durak
Âdem
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Dediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!"
A'râf sûresi — insanlığın ilk dönüşü
A’râf sûresi, 23ÂYETYûnus
وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَٰهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.
Enbiyâ sûresi — karanlıkların içinden
Enbiyâ sûresi, 87ÂYETMûsâ
قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ ۚ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Musa, "Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!" dedi; Allah da, onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O'dur.
Kasas sûresi — bir yumruk ve ardından
Kasas sûresi, 16ÂYETYûsuf'un kardeşleri
قَالُوا يَا أَبَانَا اسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا إِنَّا كُنَّا خَاطِئِينَ
Dediler ki: "Ey babamız, bizim için Allah'a istiğfar eyle. Biz gerçekten büyük günah işlemiştik."
Yûsuf sûresi — kardeşlerin itirafı
Yûsuf sûresi, 97ÂYETFiravun'un sihirbazları
وَمَا تَنقِمُ مِنَّا إِلَّا أَنْ آمَنَّا بِآيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا ۚ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.
A'râf sûresi — sabahın büyücüleri, akşamın şehitleri
A’râf sûresi, 126ÂYETDevesini bulan adam
Allah, kulunun tövbesine; ıssız çölde devesini kaybedip sonra onu bulan kişinin sevincinden daha çok sevinir.
Sevincin ölçüsü
Buhârî · MüslimSAHÎHDoksan dokuz kişi
Doksan dokuz kişi öldürmüş bir adam, tövbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Kendisine, kötü memleketini bırakıp sâlihlerin bulunduğu beldeye gitmesi söylendi. Yolda öldü; rahmet ve azap melekleri onun hakkında tartıştı, gittiği beldeye daha yakın bulunduğu için rahmet melekleri aldı.
Niyetin mesafesi
Buhârî · MüslimSAHÎHKâ'b b. Mâlik
Tebük seferine gücü de imkânı da yerindeyken katılmadı. Dönenler mazeret sıralarken o doğruyu söyledi ve elli gün boyunca kimsenin konuşmadığı bir adam oldu. Ellinci gecenin sabahında Sel' dağının tepesinden bir ses yükseldi: "Ey Kâ'b b. Mâlik, müjde!"
Doğruluğun elli günü
Buhârî · MüslimSAHÎHGeri bırakılan üç kişi
وَعَلَى الثَّلَاثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُوا حَتَّىٰ إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ أَنفُسُهُمْ وَظَنُّوا أَن لَّا مَلْجَأَ مِنَ اللَّهِ إِلَّا إِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Allah, haklarında hüküm beklenen o üç kişiyi de bağışladı. Çünkü o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmeye başlamıştı, vicdanları da kendilerini sıkıntıya sokmuştu. Allah'dan kurtuluşun, ancak Allah'a sığınmakta olduğunu anlamışlardı. Sonra da Allah, onları tevbekâr olmaya muvaffak kıldı da tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok çok kabul edendir, çok merhametli olandır.
Tevbe sûresi — Kâ'b ve iki arkadaşı hakkında
Tevbe sûresi, 118ÂYETGāmidiyyeli kadın
Kendi ayağıyla gelip suçunu ikrar etti ve temizlenmek istedi. Peygamber ﷺ onu geri çevirdi, o tekrar geldi; hükmü infaz edildikten sonra hakkında "Öyle bir tövbe etti ki, o tövbe Medine halkından yetmiş kişiye paylaştırılsa hepsine yeterdi" buyurdu.
İkrarın ağırlığı
MüslimSAHÎHVahşî b. Harb
Uhud'da, Peygamber'in ﷺ amcası Hamza'yı o öldürdü. Yıllar sonra Medine'ye gelip Müslüman oldu. Peygamber ﷺ ona Hamza'nın nasıl öldürüldüğünü sordu, sonuna kadar dinledi ve "Yüzünü benden gizle" dedi. Kapı, Hamza'nın kātiline de kapanmadı.
Kapının en ağır imtihanı
BuhârîSAHÎHKul Hakkı
Kalple değil elle tamamlanan kısım.
8 durak
Bugün helâllik dile
Kimin kardeşine karşı ırzıyla veya bir şeyiyle ilgili bir zulmü varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı gün gelmeden önce bugün ondan helâllik dilesin.
Kul hakkının vakti
BuhârîSAHÎHMüflis
Müflis, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelen; ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunu dövmüş olduğu için iyilikleri hak sahiplerine dağıtılan; iyilikleri bitince onların günahları kendisine yüklenen kimsedir.
İflâsın tarifi
MüslimSAHÎHBorç
Kul hakkı, sahibiyle helâlleşilmedikçe yalnız istiğfarla düşmez; tövbenin bu kısmı kalple değil, elle tamamlanır. — Mal ise geri verilir, ödenmesi mümkün değilse helâllik istenir.
Alacaklı belli ve ulaşılabilir
İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn — tövbe bahsi; Nevevî, Riyâzü's-Sâlihîn — tövbe bâbıÂLİM SÖZÜŞehidin bile
Şehidin borç dışında bütün günahları bağışlanır.
Borcun istisnasızlığı
MüslimSAHÎHGıybet — iki görüş
Nevevî: Gıybet de bir kul hakkıdır; tövbenin tamam olması için sahibinden helâllik istenmesi gerekir. — İbn Teymiyye: Gıybet edilen kişi durumu bilmiyorsa ona haber vermek yeni bir eziyettir ve çoğu zaman düşmanlık doğurur; kişi tövbe eder, o kimse için istiğfar eder ve onu kötülediği meclislerde hayırla anar.
İki taraf da burada, biri öne çıkarılmadan
Nevevî, Riyâzü's-Sâlihîn — tövbe bâbı; İbn Teymiyye, Mecmûu'l-FetâvâİHTİLÂFLISahibi bulunamayan mal
Mal sahibine ulaşmak mümkün değilse, mal onun adına sadaka olarak verilir. Sahibi sonradan ortaya çıkarsa muhayyerdir: sadakayı kabul eder ya da malının bedelini ister. — İbn Kudâme: sahibi bilinmeyen mal onun adına tasadduk edilir; kişi bu malı kendi mülküne katamaz.
Sahibi ölmüş ya da bilinmiyor
İbn Teymiyye, Mecmûu'l-Fetâvâ; İbn Kudâme, el-MuğnîÂLİM SÖZÜİtibar
İtibarla ilgili haklarda iade, çoğu zaman malın iadesinden zordur; bozulanı düzeltmenin yolu, kötülenen kişiyi kötülendiği yerlerde ve o insanların yanında hayırla anmaktır.
Yayılan sözün geri toplanması
İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn — tövbe bahsiÂLİM SÖZÜEmanetleri ehline
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ ۚ إِنَّ اللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا
Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Nisâ sûresi — emanetin iadesi
Nisâ sûresi, 58ÂYETUmut ve Korku
Ye'se düşmemek ile güvene kapılmamak arasındaki dar yol.
7 durak
Kim ümit keser
قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلَّا الضَّالُّونَ
İbrahim dedi ki: "Rabbimin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"
Hicr sûresi — ye's kimin işi
Hicr sûresi, 56ÂYETAllah'ın rahmetinden ümit kesmeyin
يَا بَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَيْأَسُوا مِن رَّوْحِ اللَّهِ ۖ إِنَّهُ لَا يَيْأَسُ مِن رَّوْحِ اللَّهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ
"Ey oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."
Yûsuf sûresi — Ya'kūb'un oğullarına sözü
Yûsuf sûresi, 87ÂYETEmin olmak
أَفَأَمِنُوا مَكْرَ اللَّهِ ۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ اللَّهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ
Allah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağından emin olmaz.
A'râf sûresi — korkunun tarafı
A’râf sûresi, 99ÂYETŞirkin dışında
إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَاءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدِ افْتَرَىٰ إِثْمًا عَظِيمًا
Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.
Nisâ sûresi — sınırın nerede olduğu
Nisâ sûresi, 48ÂYETİki bilgi
Eğer mü'min, Allah katındaki cezayı bilseydi hiç kimse O'nun cennetini ummazdı; eğer kâfir, Allah katındaki rahmeti bilseydi hiç kimse O'nun cennetinden ümit kesmezdi.
Umut ve korku aynı cümlede
MüslimSAHÎHRahmetim gazabımı geçti
Allah Teâlâ buyurdu: Şüphesiz rahmetim gazabımı geçmiştir.
Terazinin hangi tarafa yattığı
Buhârî · Müslim (kudsî)SAHÎHUmduğun sürece
Allah Teâlâ buyurdu: Ey âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden umduğun sürece, sende olan ne olursa olsun seni bağışlarım ve aldırmam.
Şart tek: ummak
Tirmizî (kudsî)HASENSebat
Dönüşten sonra ne olur.
9 durak
Sonra dosdoğru olanlar
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ
"Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin."
Fussilet sûresi — istikametin karşılığı
Fussilet sûresi, 30ÂYETEmrolunduğun gibi
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا ۚ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
İşte bundan dolayı emrolunduğun gibi doğru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar). Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.
Hûd sûresi — ölçüyü koyan emir
Hûd sûresi, 112ÂYETSonra dosdoğru ol
Bir adam "Ey Allah'ın Resûlü, bana İslâm'da öyle bir söz söyle ki senden sonra kimseye sormayayım" dedi. Peygamber ﷺ şöyle buyurdu: "Allah'a iman ettim de, sonra dosdoğru ol."
Tek cümlede din
Müslim (Süfyân b. Abdillah es-Sekafî'den)SAHÎHAz da olsa devamlı
Amellerin Allah'a en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.
Devamın miktara üstünlüğü
Buhârî · MüslimSAHÎHHepsi hata eder
Her âdemoğlu hata edicidir; hata edenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir.
Tekrar düşmenin hükmü
Tirmizî · İbn MâceHASENİyilikler kötülükleri giderir
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ ۚ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ۚ ذَٰلِكَ ذِكْرَىٰ لِلذَّاكِرِينَ
Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.
Hûd sûresi — silen amel
Hûd sûresi, 114ÂYETArdından iyilik yap
Nerede olursan ol Allah'tan sakın; kötülüğün ardından iyilik yap ki onu silsin; insanlara güzel ahlâkla davran.
Üç adımlık tarif
Tirmizî (Ebû Zer ve Muâz b. Cebel'den)HASENKalplerimizi eğriltme
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
Âl-i İmrân sûresi — sebat duası
Âl-i İmrân sûresi, 8ÂYETEy kalpleri çeviren
Peygamber ﷺ çokça şöyle dua ederdi: "Ey kalpleri çeviren! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."
En çok tekrarlanan dua
TirmizîHASENKapı açık.
Bu seyirdeki 53 durağın hepsi künyelidir. Âyetlerin Arapça metni ve meâli depodaki mushaf kaydından kopyalanır (Tanzil quran-simple-enhanced (api.alquran.cloud aynası); meâl: Elmalılı Hamdi Yazır — Hak Dîni Kur'an Dili (kamu malı; müellif vefatı 1942)). Rivayetlerde Arapça metin verilmez — doğrulanmış bir hadis korpusu olmadan harekeli metin yazılmaz.
Bu bir fetvâ değildir. Kendi durumun için ehline sor.
Burada hiçbir şey kaydedilmiyor.