| Arafat ve Müzdelife dışında hakiki cem' yoktur; nakledilen cem, cem-i sûrîdir. | Yağmur gibi hakiki bir meşakkatte mukim de cem edebilir; istisnaî bir ruhsattır. | Hastalık, meşguliyet gibi gerçek hâcet bulunan her durumda cem' câizdir. | Yalnız hakiki yolculukta veya herkesçe görülebilen belirgin bir özürde câizdir. |
| Hanefî mezhebi, Arafat ve Müzdelife dışında hiçbir sebeple gerçek cem'e (iki namazı bir vakitte kılmaya) cevaz vermez; çünkü namaz vakitleri Cibril hadisiyle -Cebrail'in Nebi'ye iki gün boyunca her namazı kendi has vaktinde kıldırmasıyla- mütevatir derecesinde sabittir ve tek bir âhâd rivayetle bu sabit yapı bozulamaz. Onlara göre İbn Abbâs'ın naklettiği cem, cem-i sûrîdir (görüntüde cem): Öğle namazı en son vaktinde geciktirilerek kılınmış, ikindi ise ilk vaktinde hemen ardından eda edilmiştir; böylece dışarıdan bakan birlikte kılındı zannına kapılmış, oysa her ikisi de kendi şer'î vaktinde kılınmıştır. | Şâfiî mezhebi, hadisin zahirini esas alarak yağmur, çamur ve benzeri hakiki bir meşakkat (özür) bulunduğunda mukim (yolcu olmayan) kişinin de iki namazı cem edebileceğine hükmetmiştir; fakat bunu istisnai bir ruhsat olarak sınırlı tutmuş, sürekli ve alışkanlık haline getirilen bir uygulama olarak görmemiştir. Nevevî bu hadisi şerh ederken, cem-i sûrî te'vilinin de mümkün olduğunu, fakat hadisin zahirinin gerçek meşakkat durumunda cem'in caiz olduğuna işaret ettiğini belirtmiştir. | Hanbelî mezhebi bu hadisi en geniş şekilde yorumlayan mezheptir: Yolculuk ve yağmurun yanı sıra, hastalık, emzikli/lohusa kadının güçlük çekmesi, mesleği gereği sürekli meşguliyeti olan kişi gibi gerçek bir hâcet (ihtiyaç) bulunan her durumda cem'i câiz görmüştür. Delilleri tam da bu hadistir: Madem Nebi (s.a.v) ne korku ne yolculuk varken, sadece ümmetine kolaylık olsun diye cem etmiştir, bu, cem'in sebebinin dar bir sefer kalıbına hapsedilemeyeceğini, asıl illetin haracı (zorluğu) def etmek olduğunu gösterir. | Mâlikî mezhebi orta bir çizgi tutturmuş, cem'i sadece hakiki yolculukta veya yağmur gibi çok belirgin, herkesçe müşahede edilebilen bir özürde câiz görmüştür; kişisel ve öznel meşakkat iddialarına dayanan geniş bir cem anlayışını benimsememiştir. Çünkü namaz vakitlerinin farz kılınmasındaki asıl hikmet düzenliliktir; bu düzenliliği öznel ve sınırları belirsiz bir hâcet kavramına açmak, vakitlerin muhafazasını zamanla zayıflatabilir. |