İbn Kesîr
Her ümmetten bir şahid çekip çıkarmışızdır. Ve kesin delilinizi getirin, demişizdir. O zaman gerçeğin Allah´tan olduğunu ve uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.
Tefsir
Kasas 28:75
وَنَزَعْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ فَعَلِمُوا أَنَّ الْحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
Her ümmetten bir şahid çekip çıkarmışızdır. Ve kesin delilinizi getirin, demişizdir. O zaman gerçeğin Allah´tan olduğunu ve uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.
74- O gün onlara seslenecek ve şöyle buyuracak:“Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” 75- (O gün) her ümmetten bir şahit çıkartacağız ve: “Haydi, delilinizi getirin!” diyeceğiz. Böylece onlar hakkın, Allah’ın olduğunu bilecekler ve uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir. 74. “O gün onlara” Yani kıyamet günü Yüce Allah, kendisine başkasını denk tutan, ortakları bulunduğunu iddia eden, bu ortakların ibadete hak sahibi olduklarını, fayda ve zarar verebildiklerini ileri süren müşriklere “seslenecek” onların bu batıl iddialarındaki cüretkârlıklarını, yalanlarını ve kendi kendilerini de yalanlayışlarını ortaya çıkaracak ve “şöyle buyuracak: “Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” Yani onların bu iddialarının gerçekle bir ilgisi yoktur. Delilsiz, sırf kendi kanaatleri ile böyle bir iddiada bulunuyorlar. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Allah'ın dışında birtakım ortaklara yalvaranlar aslında onlara uymuyorlar. Onlar, ancak zanna uyuyorlar ve ancak yalan söylüyorlar.”(Yunus, 10/66) 75. Müşrikler ve koştukları ortaklar bir araya geldiklerinde Yüce Allah, yalanlayıcı ümmetler arasında bulunan “her ümmetten” dünyada cereyan eden şirklerine ve itikatlarına tanıklıkta bulunacak “bir şahit” çıkartacaktır. Bunlar, seçilmiş kimseler olacaklardır. ani Biz yalanlayanların ileri gelenleri arasından onlar namına davalarını sürdürecek ve yoldaşları adına mücadele edecek kimseleri -ki hepsi aynı yol üzere idiler- seçeriz. Muhakeme olunmak üzere ortaya çıkacakları vakit de “deriz ki: Haydi delilinizi getirin!” Yani koştuğunuz şirkin doğruluğuna dair delilinizi ve belgenizi ortaya koysun! Bunu size Biz mi emrettik? Peygamberlerim size böyle bir şeyi emretti mi? Siz bunu Benim kitaplarımdan herhangi birisinde mi buldunuz? Bunlar arasında uluhiyetin bir kısmını olsun hak eden herhangi bir kimse var mıdır? Uydurma ilâhların size bir faydası var mı? Yahut size gelecek Allah’ın azabını önleyebiliyorlar mı? Size sağlayacakları bir yarar var mı? Eğer böyle bir imkânları varsa hadi bunu yapsınlar, eğer buna güçleri yetiyorsa haydi size bunu göstersinler! şte o vakit sözlerinin batıl ve tutarsız olduğunu “böylece hakkın, Allah’ın olduğunu bilecekler.” Kendilerinin bu davada haksız olduklarını anlayacaklar, ileri sürecekleri bir delilleri kalmayacak, buna karşılık Allah’ın delili galip gelmiş olacaktır. “ve uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir.” Yalanları, uydurmaları yok olacak, mahvolup gidecektir. Yüce Allah’ın, haklarında adaletle hüküm verdiğini bileceklerdir. Çünkü O, sadece hak eden ve azaba müstehak olan kimseleri cezalandıracaktır.
Her ümmetten, üzerlerinde bulundukları küfür ve yalanlamaya şahitlik eden bir peygamber getirir ve o ümmetlerden yalanlayanlara şöyle deriz: “Üzerine olduğunuz küfür ve yalanlamanın kanıtlarını ve delillerini getirin bakalım.” Böylece onların hüccetleri kopuverir ve hiçbir şüphenin olmadığı hakkın yalnız Allah’a ait olduğunu çok net olarak bilirler. Üzerinde anlaşmazlığa düşerek Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya ortak kıldıkları onlardan yok olup gider.
Her ümmetten bir şahid çekip çıkarmışızdır. Ve kesin delilinizi getirin, demişizdir. O zaman gerçeğin Allah´tan olduğunu ve uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.