İbn Kesîr
Göklerde ve yerdekiler de, gölgeleri de sabah akşam, ister istemez Allah´a secde ederler.
Tefsir
Ra'd 13:15
وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلَالُهُم بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ ۩
Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a secde ederler.
Göklerde ve yerdekiler de, gölgeleri de sabah akşam, ister istemez Allah´a secde ederler.
15- Göklerde ve yerde bulunanların kendileri de gölgeleri de ister istemez sabah akşam Allah’a secde ederler. 15. Yani göklerde ve yerde her ne varsa hepsi, Rabbine itaatle boyun eğmekte ve O’na “ister istemez” secde etmektedirler. İsteyerek secde etmek, mü’minler gibi kendi istek ve tercihleri ile Allah’ın önünde secdeye kapanan, tevazu ve itaatini arzeden kimseler için söz konusudur. İstemeyerek secde eden ise Rabbine ibadete karşı büyüklenen, fakat hali ve fıtratı bu konuda kendisini yalanlayan kimsedir. “Kendileri de gölgeleri de ister istemez sabah akşam Allah’a secde ederler.” Yani yaratılmışların gölgeleri de gündüzün başında ve sonunda O’na secde ederler. Her varlığın secdesi, kendi durumuna göredir. Nitekim Allah, şöyle buyurmaktadır:“O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız.”(el-İsrâ, 17/44) Bütün yaratılmışlar, ister istemez Rablerine secde ettiklerine göre gerçek ilah, hakkıyla hamdolunan mabud da yalnızca O’dur. O’ndan başkalarının ulûhiyetleri ise bâtıldır. Bundan dolayı Allah başkalarının ulûhiyetinin bâtıl olduğunu söz konusu ederek bunu şöylece delillendirmektedir:
Göklerde ve yerde ne varsa secde ile yalnızca Allah için boyun eğer. Bu hususta mümin ile kafir eşittir. Ancak mümin isteyerek O'na boyun eğer ve secde eder. Kafir ise istemeden boyun büker. (Kafirin) Fıtratı O'na isteyerek itaat etmesini mecbur kılar. Gölgesi olan her mahlukat gece ve gündüz O'na boyun eğer.
Göklerde ve yerdekiler de, gölgeleri de sabah akşam, ister istemez Allah´a secde ederler.