İlim ve Hakikat

Tefsir

Tâhâ 20:93

Tâhâ 20:93

أَلَّا تَتَّبِعَنِ ۖ أَفَعَصَيْتَ أَمْرِي

"(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"

İbn Kesîr

Benim ardımdan gelmekten? Yoksa benim emrime karşı mı geldin?

Sa'dî

90- Andolsun ki daha önce Hârûn onlara şöyle demişti:“Ey kavmim, siz bununla ancak sınanıyorsunuz. Gerçek şu ki sizin Rabbiniz, Rahmân’dır. O halde bana uyun ve emrime itaat edin.” 91- Dediler ki:“Mûsâ bize dönünceye kadar biz, ona ibadetten asla ayrılmayacağız.” 92, 93- (Musa, dönünce) dedi ki: “Ey Hârûn! Sana ne engel oldu da onların sapıttıklarını gördüğün vakit ardımdan gelmedin? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 94- Dedi ki:“Ey anamın oğlu! Sakalımı, başımı çekiştirme! Ben, ‘İsrailoğulları arasında tefrika çıkardın ve benim sözüme uymadın’ diyeceğinden korktum.” 90-91. Yani onlar, buzağıyı ilâh edinmekte mazur değildiler. Her ne kadar ona ibadet etmek hususunda (acaba ona ibadet edilir mi türünden) bir şüpheye maruz kalsalar da bu gerçeği değiştirmez. Zira Hârûn, onlara bu işi yapmamalarını emretmiş, bunun kendileri için bir sınama aracı olduğunu bildirmiş, gerçek Rablerinin görünen ve görünmeyen her türlü nimeti bağışlayan ve her türlü zararı gideren Rahmân olduğunu, Yüce Allah’ın onlara peygamberine uymalarını ve buzağıya tapmaktan uzak durmalarını emretmiş olduğunu hatırlattığı halde onlar, bunu kabul etmediler. Aksine:“Mûsâ bize dönünceye kadar biz, ona ibadetten asla ayrılmayacağız.” dediler. 92-93. Daha sonra Mûsâ, kardeşi Hârûn’a yönelip onu kınayarak şöyle dedi:“Ey Hârûn! Sana ne engel oldu da onların sapıttıklarını gördüğün vakit ardımdan gelmedin?” Yanıma gelip bana haber verseydin de ben de hemen onların yanına dönseydim. “Yoksa emrime” daha önce sana söylemiş olduğum: “Kavmim içinde yerime geç, ıslah et, fesatçıların yoluna da uyma.”(el-A’raf, 7/142) şeklindeki sözlerime “karşı mı geldin?” Daha sonra Mûsâ, kardeşi Hârûn’un başını ve sakalını yakalayarak öfke ve sitem ile kendisine doğru çekmeye koyuldu. 94. Bunun üzerine Hârûn, şöyle dedi:“Ey anamın oğlu” O, Mûsâ’nın anne-baba bir kardeşi olduğu halde kalbini yumuşatmak gayesiyle böyle demişti, “Sakalımı, başımı çekiştirme! Ben ‘İsrailoğulları arasında tefrika çıkardın ve benim sözüme uymadın’, diyeceğinden korktum.” Çünkü sen, bana aralarında yokken senin yerime geçmeni emrettin. Eğer senin ardından gelecek olsaydım, senin bana vermiş olduğun bu emri terk etmiş olurdum. O nedenle senin beni kınayacağından korktum. Ayrıca bana, onları başsız ve halifesiz bırakıp gittiğim için “İsrailoğulları arasında tefrika çıkardın” diyeceğinden çekindim. Çünkü aralarında onları gözetecek, onlara halifelik edecek bir kimse olmaması, onların tefrikaya düşmelerine ve onların birliklerinin dağılmasına sebep olurdu. O halde sen beni zalimler topluluğu ile bir tutma ve düşmanların, halimize sevinmelerine sebep olacak bir iş yapma. Mûsâ, kardeşine yaptıklarından -böyle bir şeyi hak etmediğini anladığı için- pişman oldu ve:“Dedi ki: Rabbim, beni de kardeşimi de bağışla. Bizi rahmetine al. Sen rahmet edenlerin en merhametli olanısın.”(el-A’raf, 7/151) Daha sonra Sâmirî’ye dönerek şunları söyledi:

el-Muhtasar

"Onları bırakıp neden arkamdan gelmedin? Yoksa seni onlara vekil tayin ettiğimde emrime karşı mı geldin?"

İbn Kesîr — Tam metin

Benim ardımdan gelmekten? Yoksa benim emrime karşı mı geldin?

Doğruluk Notu

Şerh metinleri, selef ve klasik tefsir geleneğine dayalı eğitim özetleridir; birebir alıntı değildir. Ayrıntı için asıl tefsir eserlerine bakınız.

← Tüm ayet şerhi
← Tâhâ 20:92Tâhâ 20:94 →

Bu site Allah rızası için yapılmıştır, hiçbir örgütle bir bağı ve sempatizanlığı yoktur ve hiçbirini desteklemez.

Ana Sayfaya Dön
Gizlilik·Kullanım Şartları·Telif ve İçerik·Künye·İletişim