İbn Kesîr
Ya´kub dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana sabır gerekir. Umulur ki Allah, onların hepsini birden bana getirecektir. Muhakkak ki Alim, Hakim O´dur O.
Tefsir
Yûsuf 12:83
قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا ۖ فَصَبْرٌ جَمِيلٌ ۖ عَسَى اللَّهُ أَن يَأْتِيَنِي بِهِمْ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُ هُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."
Ya´kub dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana sabır gerekir. Umulur ki Allah, onların hepsini birden bana getirecektir. Muhakkak ki Alim, Hakim O´dur O.
80- Artık ondan ümitlerini kesince (meseleyi) gizlice konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki:“Babanızın sizden Allah adına (yeminle) sağlam bir söz almış olduğunu, daha önce de Yusuf hakkında işlediğimiz kusuru bilmez misiniz? O nedenle ben, ya babam izin verinceye yahut da Allah hakkımda hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 81- “Siz babanıza dönün ve deyin ki: Ey babamız, gerçek şu ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak kesin bildiğimize göre şahitlik ediyoruz. Biz gaybın gözcüleri değiliz ki!” 82- “(İstersen) içinde bulunduğumuz şehir (halkına) ve beraber geldiğimiz kafileye de sor! Biz gerçekten doğru söylüyoruz.” 83- Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle (çirkin) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Ümit ederim ki Allah, onları hep birlikte bana getirecektir. Her şeyi bilen ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki O’dur.” 80. Kardeşleri, artık Yusuf’un, kardeşleri Bünyamin’i yanlarına almalarına müsamaha edeceğinden yana “ümitlerini kesince (meseleyi) gizlice konuşmak üzere bir kenara çekildiler.” Yani başka bir kimse beraberlerinde olmaksızın yalnızca kendileri bir araya geldiler, kendi aralarında fısıldaşarak konuşmaya koyuldular. “Büyükleri dedi ki: Babanızın sizden” onu koruyacağınıza ve sizin etrafınız kuşatılmadıkça onu geri getireceğinize dair “Allah adına (yeminle) sağlam bir söz almış olduğunu, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmez misiniz?” Böylelikle sizler şu iki işi bir arada yapmış oldunuz: Önceden Yusuf hakkında kusurlu davranmanız ve şimdi de küçük kardeşini geri götürmeyişiniz. Benim babama bakacak yüzüm yok. “O nedenle ben, ya babam bana izin verinceye yahut da Allah hakkımda hükmedinceye” ya tek başıma yahut da kardeşimle birlikte dönüşümü takdir buyuruncaya “kadar bu yerden asla ayrılmayacağım.” Burada kalmaya devam edeceğim ve buradan başka bir yere gitmeyeceğim. “O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 81. Daha sonra onlara babalarına neler söyleyeceklerini tavsiye ederek şunları söyledi:“Siz babanıza dönün ve deyin ki: Ey babamız, gerçek şu ki oğlun hırsızlık yaptı.” Yani hırsızlık yaptı ve bu nedenle alıkonuldu. Biz bu konuda bütün gayretimizi harcamamıza rağmen onu sana getiremedik. Durum da şudur: Biz bilmediğimiz bir şeye tanıklık etmiyoruz. Aksine “Biz ancak kesin bildiğimize göre şahitlik ediyoruz.” Çünkü bizler tasın, onun yükü arasından çıkartıldığını gördük. “Biz gaybın gözcüleri değiliz ki!” Yani eğer bizler gaybı bilen kimseler olsaydık elbette onu beraberimizde alıp götürmek için gayret göstermez ve sana da bu konuda söz vermezdik. Biz işin buralara kadar varacağını sanmıyorduk. 82. Eğer bu sözlerimizde şüphe ediyor isen “içinde bulunduğumuz şehir (halkına) ve beraber geldiğimiz kafileye de sor!” Çünkü onlar da bizim sana haber verdiğimiz bu hususları bilirler. “Biz gerçekten doğru söylüyoruz.” Asla yalan söylemiyoruz, gerçekleri değiştirmiyoruz. Herhangi bir tahrifatta da bulunmuyoruz. Aksine gerçek budur. 83. Babalarının yanına dönüp ona bu haberi bildirdiklerinde babalarının kederi daha da arttı, üzüntüsü kat kat çoğaldı. Yine birincisinde de onları itham ettiği gibi bunda da onları itham etti ve “Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle (çirkin) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır.” Ben, bu konuda hiçbir rahatsızlık ve öfke duymadan, insanlara da şikayet etmeden güzel bir şekilde sabretmeye sığınacağım. Daha sonra da işin daha da ağırlaştığını ve sıkıntının son haddine vardığını görünce kurtuluşun gerçekleşeceği ümidiyle şöyle dedi:“Ümit ederim ki Allah, onları hep birlikte” Yusuf’u da, Bünyamin’i de Mısır’da kalan büyük kardeşlerini de “bana getirecektir. Her şeyi bilen yegane ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki O’dur.” Benim durumumu, artık bu sıkıntımın sona ermesi için lütfuna ihtiyacımı, ihsanına olan zorunlu muhtaçlığımı bilen de O’dur, her bir şeye bir kader tayin eden ve her bir işe Rabbani hikmetinin gerektirdiği şekilde nihai bir nokta tespit eden ve hikmeti sonsuz olan da O’dur.
Babaları onlara dedi ki: Onun hırsızlık yapması ile ilgili anlattığınız iş öyle değil, bilakis nefisleriniz sizi aldatıp daha önceden kardeşi Yusuf'a yaptığınızın aynısını ona yapmaya sürüklemiş. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Ben şikayetimi ancak Allah'a arz ediyorum. Umulur ki Allah onların hepsini; Yusufu, öz kardeşini (Bünyamin'i) ve en büyük kardeşlerini bana döndürecektir. Şüphesiz ki O Allah -Subhanehu ve Teâlâ- içinde bulunduğum hali hakkıyla bilen ve işlerimi yönetmede hikmet sahibidir.
Ya´kub dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana sabır gerekir. Umulur ki Allah, onların hepsini birden bana getirecektir. Muhakkak ki Alim, Hakim O´dur O.