INassların Delâlet Şekilleri (Âm, Hâs, Zâhîr ve Mücmel)
İslam hukuk metodolojisinde (Usûl-i Fıkıh), âyet ve hadislerin lafızlarının manaya delâlet biçimleri hükümlerin çıkarılmasında temel esastır. Kelimelerin kapsam alanı; bütün fertleri içine alan Âm (genel), belirli bir ferdi veya sınıfı sınırlayan Hâs (özel), manası açık olan Zâhir, kapalı olan ise Mücmel olarak tasnif edilmiştir. Şer'î ahkâm istinbat edilirken bu lafzî delâlet kurallarına riayet etmek mecburidir.
Bakara Suresi, 275وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا
Halbuki Allah ticareti helal, faizi haram kıldı.
Âlimlerin Şerh ve Fıkıh Esasları
Kur'an'da ve Sünnet'te lafızlar iki kısımdır: Biri zahirinde umum (genellik) ifade eden âm lafızlar, diğeri ise hususiyet bildiren hâs lafızlar. Âm lafız, nass ile tahsis edilmedikçe (özelleştirilmedikçe) kendi umumumu üzere kalır. Şeriatın ahkâmını tahlil ederken âm olanı hâs olandan ayırmak, usul ilminin en temel rüknüdür.
Lafzın delâleti; ya mantuk (lafzın söylenen doğrudan manası) ya da mefhum (işaret veya delalet yoluyla anlaşılan mana) yoluyla olur. Nassların delâlet derecelerini bilmeyen bir kimsenin fıkhi hüküm istinbat etmesi caiz değildir. Hükümlerin çıkarılmasında lafzın hakiki manası esastır; mecaza ancak hakiki mananın imkansız olduğu durumlarda gidilir.