KavâidZarar ve Sedd-i Zerâi‘13. kāide, toplam 22
Zarar ve Mukābele bi’z-Zarar Yoktur
Ne başlangıçta zarar vermek vardır, ne de zarara zararla karşılık vermek.
el-Erbaûne’n-Neveviyye, 32. hadîsYahyâ b. Şeref en-NevevîMetin
لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ
lâ darara ve lâ dırâr

Şerh
Mecelle m. 19 bu kāideyi Türkçe olarak «Zarar ve mukabele bi’z-zarar yoktur» diye kaydeder. Aslı bir hadîstir; İbn Mâce (Ahkâm 17) ve İmam Mâlik’in Muvatta’ı (mürsel olarak) başta olmak üzere pek çok tarikten rivayet edilmiştir.
Nevevî, kırk hadîs derlemesine bu rivayeti otuz ikinci hadîs olarak almış ve hasen saymıştır. Farklı tariklerin birbirini desteklemesi sebebiyle muhaddislerin çoğu onu delil olarak kullanmıştır.
İki kelime arasındaki fark önemlidir: darar karşılıksız zarar vermek, dırâr ise karşılıklı zarar alışverişidir. Hadîs ikisini birden kaldırır — yani mağdur olmak, zarar verme hakkı doğurmaz.
Kāidenin işlemesi için
- Zararın hukuken tanınabilir bir menfaate yönelmesi.
- Karşılık verilecekse, bunun kendi başına yeni bir haksızlık olmaması; hakkın alınması meşrû yolla yapılır.
Kāide burada işlemez2 istisna
İstisnalar
- Meşrû müdafaa ve hakkın kazâ yoluyla alınması «zararla mukābele» sayılmaz.
- Kısas ve tazmin gibi nassla belirlenmiş karşılıklar bu yasağın dışındadır; onlar zarar değil, adaletin icrâsıdır.
Tatbik vakaları
Semüre’nin hurma ağacı
- Durum
- Semüre b. Cündeb’in bir hurma ağacı, başka bir sahâbînin bahçesi içindeydi; ağaca bakmaya girip çıkması ev halkını rahatsız ediyordu.
- Devreye giren kāide
- Hak sahibi olmak, o hakkı kullanırken başkasına zarar verme yetkisi vermez.
- Sonuç
- Rivayete göre Peygamber ﷺ önce ağacı satmasını, sonra bağışlamasını teklif etti; kabul etmeyince ağacın sökülmesini emretti (Ebû Dâvûd, Akdiye 31).
Komşunun havasını kesen yapı
- Durum
- Bir kimse kendi arsasında, komşunun ışığını ve havasını tamamen kesecek bir yapı yapar.
- Devreye giren kāide
- Mülkiyet hakkı, kullanımı zarara dönüştüğünde sınırlanır.
- Sonuç
- Zarar somut ve ölçülebilirse yapının o kısmının önlenmesi istenir.
İhtilaf notuMülk sahibinin kendi mülkünde tasarrufunun ne ölçüde sınırlanacağı ihtilaflıdır; Hanefîlerde «fâhiş zarar» ölçüsü aranır, bazı mezhepler daha geniş bir müdahale imkânı tanır.
Zararı zararla karşılamak
- Durum
- Malı haksız yere telef edilen kimse, aynı şekilde karşı tarafın malını telef eder.
- Devreye giren kāide
- Hadîsin ikinci kelimesi (dırâr) tam olarak bunu yasaklar.
- Sonuç
- İkinci fiil de haksız fiildir ve ayrıca tazmin gerektirir; hak, mahkeme yoluyla alınır.
Kaynakça
- el-Erbaûne’n-Neveviyye, 32. hadîs — Yahyâ b. Şeref en-Nevevî
- Görsel: The Metropolitan Museum of Art · CC0
Bu sayfa eğitim amaçlı bir özettir, fetvâ değildir. Kāidenin nasıl işlediğini gösterir; belirli bir olay hakkında hüküm vermez. Mezhepler arasında ihtilaf bulunan yerlerde bu ihtilaf «İhtilaf notu» olarak işaretlenmiştir. Amelî bir mesele için ehline ve birincil kaynaklara müracaat ediniz.