051 / 100yak. 240 H. · yak. 854 M.Bağdat / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Mihne sona erdikten sonra iki ara tavır belirdi. Birincisi, Kur’an hakkında hüküm vermeyip susmayı tercih etti (vâkıfe). İkincisi, Kur’an’ın kendisi için değil kulun okuyuşu için «mahlûktur» dedi (lafzıyye). Ahmed b. Hanbel iki tavrı da uygun bulmadı: birincisini meseleyi askıda bırakmak, ikincisini aynı görüşü başka kapıdan içeri almak saydı.
Temel iddiaları
- Kur’an hakkında yaratılmışlık veya ezelîlik hükmü verilmemeli, susulmalıdır (vâkıfe).
- Kur’an mahlûk değildir; fakat kulun onu okuyuşu mahlûktur (lafzıyye).
- Tartışmadan uzak durmak fitneyi önler.
Ehl-i sünnetin cevabı
Selefin cevabı iki yönlüdür. Bir esasta susmak, o esası bilinmez saymaktır; Kur’an’ın Allah kelâmı olduğu ise bilinen bir esastır. Okuyuşun kul fiili olması ise doğrudur, ancak bunu bir kapı olarak kullanıp kelâmın kendisini yaratılmışlar arasına sokmak, mihnede reddedilen görüşü dolaylı yoldan geri getirmektir.
Akıbet
Her iki tavır da kalıcı bir topluluk doğurmadı; mesele üçüncü yüzyılın sonuna doğru Ehl-i sünnet lehine kapandı.
Künye
- Dönem
- yak. 240 H. (tahminî) · yak. 854 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Cehmiyye
- Kilit şahsiyet
- Mihne sonrası kelâm çevreleri
- Bölge
- Bağdat / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- halku’l-Kur’an
- Kur’an’ın yaratılmış olup olmadığı tartışması; mihnenin konusudur.