074 / 100483 H. · 1090 M.Alamut / İrantarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Hasan Sabbâh, Alamut kalesini ele geçirerek Selçuklu idaresinin ulaşamadığı bir merkez kurdu. Öğretisinin özü «ta‘lîm» ilkesiydi: akıl tek başına hakikate ulaşamaz, bunun için mâsum bir öğretici gerekir ve o öğretici de çağın imamıdır. Bu tez, dönemin ilim çevrelerinde büyük tartışma doğurdu; hareketin siyasî yöntemleri ise onu bölgede uzun süreli bir güvenlik meselesi hâline getirdi.
Temel iddiaları
- Akıl ve nazar tek başına hakikate ulaştırmaz.
- Hakikat ancak mâsum öğreticiden öğrenilir.
- Çağın imamına bağlanmak, dinin ilk şartıdır.
- Davet kademeli olarak verilir.
Ehl-i sünnetin cevabı
Gazâlî’nin bu teze verdiği cevap yerindedir: «öğretici gerekir» demek, o öğreticinin doğruluğunu neyle bileceğimiz sorusunu ortadan kaldırmaz — sonunda yine akla ve delile dönülür. Kur’an insanları düşünmeye ve delil istemeye çağırır; bilgiyi tek bir kişinin tekeline vermek bu çağrının karşısındadır.
Akıbet
Alamut merkezli yapı yaklaşık bir buçuk asır sürdü ve Moğol istilâsıyla sona erdi.
Künye
- Dönem
- 483 H. · 1090 M.
- Aile
- Bâtınîlik
- Kol
- İsmâiliyye · Nizâriyye
- Kilit şahsiyet
- Hasan Sabbâh (vefat 518 H.)
- Bölge
- Alamut / İran
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- ta‘lîm
- Hakikatin ancak mâsum bir öğreticiden öğrenilebileceği tezi; Alamut çizgisinin adıdır.
- ismet
- Günahtan korunmuşluk. İmamlara nispet edilmesi, İmâmiyye ile Ehl-i sünnet arasındaki ayrılık noktalarındandır.
- hüccet
- Bâtınî öğretide imamın yeryüzündeki delili ve temsilcisi.