KavâidNiyet ve Maksat2. kāide, toplam 22
Ukūdda İtibar Maksada
Sözleşmede geçerli olan tarafların gerçek maksadıdır, seçtikleri kalıp değil.
Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Kavâid-i KülliyyeAhmed Cevdet Paşa başkanlığındaki Mecelle Cemiyetimadde 3Metin
الْعِبْرَةُ فِي الْعُقُودِ لِلْمَقَاصِدِ وَالْمَعَانِي لَا لِلْأَلْفَاظِ وَالْمَبَانِي
el-ibretü fi’l-ukūdi li’l-makāsıdi ve’l-meânî lâ li’l-elfâzi ve’l-mebânî

Şerh
Mecelle m. 3: «Ukūdda itibar makāsıd ve meâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir.» Bir akdin adı ne olursa olsun, hukukî niteliğini belirleyen tarafların üzerinde anlaştıkları muhtevâdır.
Bu kāide, bir önceki kāidenin muâmelât alanındaki uzantısıdır. Onu ayrıca zikretmenin sebebi, akitlerde lafzın çok güçlü bir aldatma aracı olabilmesidir: yasak bir muhtevâ, serbest bir başlık altına saklanabilir.
Fıkıh literatüründe bu, «hîle-i şer‘iyye» tartışmasının kalbindedir. İbn Kayyım, İ‘lâmü’l-muvakkı‘în’de lafza sığınarak nassın maksadını boşaltan akitleri uzun uzun eleştirir.
Kāidenin işlemesi için
- Tarafların gerçek maksadının delille veya karîneyle tespit edilebilmesi.
- Lafız ile maksat arasında gerçek bir ayrışma bulunması; şüphe hâlinde lafzın zâhiri esastır.
Kāide burada işlemez2 istisna
İstisnalar
- Maksat tespit edilemiyorsa hâkim lafzın zâhirine döner — «maksada bakılır» demek, «lafız hiç yoktur» demek değildir.
- İbadetlerde bu kāide muâmelâttaki gibi geniş işlemez; ibadetin şekli çoğu zaman maksadın kendisidir.
Tatbik vakaları
Adı hibe, kendisi satış
- Durum
- Taraflar bir malı «hibe» adıyla devrederler, fakat sözleşmede karşı tarafın ödeyeceği bir bedel de kararlaştırılmıştır.
- Devreye giren kāide
- Akdin adı değil, unsurları esas alınır: bedel varsa akit satıştır.
- Sonuç
- Akde satış hükümleri uygulanır; hibeye mahsus hükümler (ör. rücû) değil, satışa mahsus hükümler (ör. ayıp muhayyerliği) işler.
Îne satışı
- Durum
- Bir kimse malı vadeli yüksek fiyata satar, hemen ardından aynı malı peşin düşük fiyata geri satın alır. Ortada iki geçerli satış vardır.
- Devreye giren kāide
- Lafza bakılırsa iki ayrı satış; maksada bakılırsa mal üzerinden dönen bir borç ve fazlalıktır.
- Sonuç
- Maksada bakan âlimler bunu faiz hîlesi sayıp reddetmiştir.
İhtilaf notuBu, mezhepler arasında açık bir ayrılık noktasıdır: Mâlikî ve Hanbelîler maksada bakıp îneyi yasaklar; Şâfiîler akdin zâhir şartları tamamsa sahih sayar. Hanefîlerde de tafsîl vardır.
Kira sözleşmesine gizlenmiş teminat
- Durum
- Borç veren, borçlunun evinde «sembolik kira» ile oturmayı şart koşar; ödenen kira piyasanın çok altındadır.
- Devreye giren kāide
- Akdin adı icâredir; muhtevâsı, borç karşılığı sağlanan menfaattir.
- Sonuç
- Borç sebebiyle elde edilen bu menfaat, karz akdinden doğan fazlalık kabul edilir.
İhtilaf notuMenfaatin ne kadarının «sembolik» sayılacağı takdire bağlıdır; bu yüzden mesele fetvâda somut rakamlara ve mahallî örfe bakılarak ele alınır.
Kaynakça
- Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Kavâid-i Külliyye, madde 3 — Ahmed Cevdet Paşa başkanlığındaki Mecelle Cemiyeti
- Görsel: The Metropolitan Museum of Art · CC0
Bu sayfa eğitim amaçlı bir özettir, fetvâ değildir. Kāidenin nasıl işlediğini gösterir; belirli bir olay hakkında hüküm vermez. Mezhepler arasında ihtilaf bulunan yerlerde bu ihtilaf «İhtilaf notu» olarak işaretlenmiştir. Amelî bir mesele için ehline ve birincil kaynaklara müracaat ediniz.