İhtilaf Atlası
Usul ve İhtilaf Düğümleri
Aşağıdaki her mesele, merkezdeki ihtilaftan başlayıp delillere, itirazlara ve son tahkike kadar açılan bir düğüm ağı olarak sunulur. Bir mesele seçerek haritayı açın.
- mesele
- 5
- nakil
- 8
- mezhep
- 4
Usûl kapısı — selefin sözü, kaynağıyla8 nakil
كَيْفَ أَنْتُمْ إِذَا لَبِسَتْكُمْ فِتْنَةٌ يَهْرَمُ فِيهَا الْكَبِيرُ، وَيَرْبُو فِيهَا الصَّغِيرُ، وَيَتَّخِذُهَا النَّاسُ سُنَّةً، فَإِذَا غُيِّرَتْ قَالُوا: غُيِّرَتِ السُّنَّةُ
İçinde büyüğün ihtiyarladığı, küçüğün büyüdüğü, insanların onu sünnet edindiği ve değiştirildiğinde "sünnet değiştirildi" dedikleri bir fitne sizi kuşattığında hâliniz ne olur?İbn Mes'ûd (Ebû Abdirrahmân) — Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-Dârimî (thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî) · thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî · Dâru'l-Muğnî li'n-Neşr ve't-Tevzî' (Suudi Arabistan), 1412 · c. 1, s. 278 · no. Mukaddime, 'Bâbu tegayyüri'z-zamân' — İbn Mes'ûd'dan, Şakīk rivayeti — Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî (neşrin muhakkiki): sabit
tam künye ve kuyûd →سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ، عَنْ فَرِيضَةٍ مِنَ الصُّلْبِ فَقَالَ: «لَا أَدْرِي» فَقِيلَ لَهُ: فَمَا مَنَعَكَ أَنْ تُجِيبَهُ؟ فَقَالَ: سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ عَمَّا لَا يَدْرِي فَقَالَ: لَا أَدْرِي
İbn Ömer'e sulbî bir miras farizası soruldu, "Bilmiyorum" dedi. Kendisine "Seni cevap vermekten alıkoyan neydi?" denildi. (Râvi Mücâhid) dedi ki: İbn Ömer'e bilmediği bir şey soruldu, o da "Bilmiyorum" dedi.İbn Ömer (Ebû Abdirrahmân) — Câmiu Beyâni'l-İlm ve Fadlih · thk. Ebü'l-Eşbâl ez-Züheyrî · Dâru İbni'l-Cevzî (Suudi Arabistan), 1414 · c. 2, s. 835-836 · no. 1566
tam künye ve kuyûd →لَوْ أَنَّ هَؤُلَاءِ كَانُوا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَنَزَلَتْ عَامَّةُ الْقُرْآنِ يَسْأَلُونَكَ يَسْأَلُونَكَ
Şayet bunlar Peygamber'in (s.a.v.) devrinde bulunsalardı, Kur'an'ın çoğu "sana soruyorlar, sana soruyorlar" diye inerdi.Âmir eş-Şa'bî (Ebû Amr) — Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-Dârimî (thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî) · thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî · Dâru'l-Muğnî li'n-Neşr ve't-Tevzî' (Suudi Arabistan), 1412 · c. 1, s. 282 · no. Mukaddime, 'Bâbu tegayyüri'z-zamân' — Şa'bî'den — Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî (neşrin muhakkiki): sabit
tam künye ve kuyûd →عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ فَإِنَّ اللَّهَ لا يَجْمَعُ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عليه وسلم على ضلالة
Cemaate sarılın; çünkü Allah, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetini sapıklık üzerinde bir araya getirmez.Ebû Mes'ûd el-Bedrî (Ebû Mes'ûd) — Kitâbü's-Sünne (ve maahû Zilâlü'l-Cenne fî Tahrîci's-Sünne, thk. Elbânî) · thk. Muhammed Nâsıruddîn el-Elbânî · el-Mektebü'l-İslâmî, 1400 · c. 1, s. 41-42 · no. 85 — Elbânî: hasen
tam künye ve kuyûd →يَهْدِمُهُ زَلَّةُ الْعَالِمِ، وَجِدَالُ الْمُنَافِقِ بِالْكِتَابِ وَحُكْمُ الْأَئِمَّةِ الْمُضِلِّينَ
Onu (İslâm'ı) âlimin sürçmesi, münafığın Kitap'la mücadelesi ve saptırıcı önderlerin hükmü yıkar.Ömer b. el-Hattâb (Ebû Hafs) — Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-Dârimî (thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî) · thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî · Dâru'l-Muğnî li'n-Neşr ve't-Tevzî' (Suudi Arabistan), 1412 · c. 1, s. 295 · no. Mukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y' — Ömer'den, Ziyâd b. Hudayr rivayeti — Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî (neşrin muhakkiki): sabit
tam künye ve kuyûd →وَكَمْ مِنْ مُرِيدٍ لِلْخَيْرِ لَنْ يُصِيبَهُ
Nice hayır isteyen vardır ki ona ulaşamaz.İbn Mes'ûd (Ebû Abdirrahmân) — Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-Dârimî (thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî) · thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî · Dâru'l-Muğnî li'n-Neşr ve't-Tevzî' (Suudi Arabistan), 1412 · c. 1, s. 286 · no. Mukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y' — İbn Mes'ûd'un halkalara sözü — Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî (neşrin muhakkiki): sabit
tam künye ve kuyûd →لا يستغني أحد عن القياس، وعلى الإمام والحاكم يرد عليه الأمر أن يجمع له الناس ويقيس
Hiç kimse kıyastan müstağni kalamaz; imam ve hâkime bir mesele geldiğinde, onun için (ilgili) insanları/görüşleri bir araya toplayıp kıyas yapması gerekir.Ahmed b. Hanbel (Ebû Abdillah) — el-Mesâilü'l-Usûliyye min Kitâbi'r-Rivâyeteyn ve'l-Vecheyn · thk. Dr. Abdülkerim Muhammed el-Lâhham · Mektebetü'l-Maârif (Riyad), 1405 · s. 65 · no. mesele 15
tam künye ve kuyûd →أَفَلَا أَمَرْتَهُمْ أَنْ يَعُدُّوا سَيِّئَاتِهِمْ، وَضَمِنْتَ لَهُمْ أَنْ لَا يَضِيعَ مِنْ حَسَنَاتِهِمْ
Onlara kötülüklerini saymalarını emretseydin ya! İyiliklerinden hiçbirinin zayi olmayacağına da kefil olurdun.İbn Mes'ûd (Ebû Abdirrahmân) — Sünenü'd-Dârimî / Müsnedü'd-Dârimî (thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî) · thk. Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî · Dâru'l-Muğnî li'n-Neşr ve't-Tevzî' (Suudi Arabistan), 1412 · c. 1, s. 286 · no. Mukaddime, 'Bâbu fî kerâhiyeti ahzi'r-re'y' — İbn Mes'ûd'un Ebû Mûsâ'ya sözü — Hüseyin Selîm Esed ed-Dârânî (neşrin muhakkiki): sabit
tam künye ve kuyûd →