030 / 100yak. 130 H. · yak. 748 M.Horasantarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Kaderiyye’nin insanı tamamen bağımsız sayan görüşüne karşı, tam ters uçta duran bir anlayış gelişti: kulun ne gücü ne seçimi vardır, hareketleri ağacın rüzgârda sallanması gibidir. Bu görüş, zulmeden yönetimlerin «bu da takdirdir» diyerek kendini savunmasına elverişli olduğu için siyasî bir işlev de gördü. Kelâm tarihinde iki uç, birbirini besleyerek gelişti.
Temel iddiaları
- Kulun fiilinde gerçek bir gücü ve tercihi yoktur.
- Fiiller kula ancak mecazen nispet edilir.
- Sevap ve ceza da takdirin bir parçasıdır.
Ehl-i sünnetin cevabı
Kur’an, insana yaptığından sorulacağını ve dilediği yolu seçebileceğini bildirir; mecbur bir varlığa hitap edilmez, ondan hesap sorulmaz. Ehl-i sünnet iki ucun ortasındadır: yaratma Allah’a, kesb kula aittir. Böylece ne kulun sorumluluğu düşer ne de yaratmada Allah’a ortak koşulur.
Akıbet
Müstakil bir topluluk hâline gelmedi; adı, kelâm kitaplarında Kaderiyye’nin karşı kutbunu anlatmak için kullanıldı.
Künye
- Dönem
- yak. 130 H. (tahminî) · yak. 748 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Cebriyye
- Kilit şahsiyet
- Cehm b. Safvân’ın takipçileri
- Bölge
- Horasan
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- cebir
- Kulun fiilinde hiçbir tercihi bulunmadığı görüşü.
- kesb
- Fiili Allah’ın yaratması, kulun ise onu kazanması. Ehl-i sünnet kelâmının cebir ile kader arasındaki çözümüdür.
- istitâat
- Kulun bir fiile güç yetirmesi; bu gücün fiilden önce mi onunla birlikte mi bulunduğu tartışılmıştır.