012 / 10080 H. · 699 M.Basra / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Basra’da Ma‘bed el-Cühenî, «iş yenidir, önceden takdir yoktur» diyerek kader konusunda ilk açık itirazı dile getirdi. Sahâbeden hayatta olanlar bu görüşü sert biçimde reddetti; İbn Ömer’in (r.a.) kendisine sorulduğunda böyle diyenlerden berî olduğunu söylediği meşhurdur. Ma‘bed, Emevîlere karşı bir ayaklanmaya katıldıktan sonra öldürüldü, fakat görüşü Şam ve Basra çevrelerinde yayılmaya devam etti.
Temel iddiaları
- Allah kulların fiillerini önceden takdir etmemiştir.
- İnsan, fiilini kendi gücüyle ve bağımsız olarak meydana getirir.
- Kötülüğü Allah’a nispet etmek adaletiyle bağdaşmaz.
- Sorumluluk ancak tam hürriyetle mümkündür.
Ehl-i sünnetin cevabı
Kur’an, her şeyi bir ölçüyle yarattığını ve olacakların bir kitapta yazılı olduğunu bildirir; Cibrîl hadisi de kadere imanı imanın altı esasından sayar. Ehl-i sünnet, kulun gerçek bir tercihi bulunduğunu kabul eder ama fiilin yaratıcısının Allah olduğunu söyler. Kaderi kabul etmek zulmü meşrû kılmaz; kulun mesuliyeti tercihine bağlıdır.
Akıbet
Bağımsız bir topluluk olarak sürmedi; görüşleri ikinci yüzyılda Mutezile’nin içinde eriyip onun beş esasından birine dönüştü.
Künye
- Dönem
- 80 H. · 699 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Kaderiyye
- Kilit şahsiyet
- Ma‘bed el-Cühenî (vefat 80 H.)
- Bölge
- Basra / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- kader
- Allah’ın olacakları ezelde bilmesi ve takdir etmesi. İnkârı Kaderiyye’nin, aşırı kabulü Cebriyye’nin görüşüdür.
- istitâat
- Kulun bir fiile güç yetirmesi; bu gücün fiilden önce mi onunla birlikte mi bulunduğu tartışılmıştır.
- adl
- Mutezile’nin beş esasından biri; Allah’ın kötülüğü irade etmeyeceği ve kulun fiilinin kendisine ait olduğu ilkesi.