033 / 100yak. 138 H. · yak. 755 M.Kûfe / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Ebü’l-Hattâb, Ca‘fer es-Sâdık’ın yakın çevresindeyken imam hakkında aşırı sözler söylemeye başladı ve kendisinin ona vekil kılınmış bir peygamber olduğunu iddia etti. Ca‘fer es-Sâdık ondan alenen berî olduğunu ilân etti ve taraftarlarına onunla ilişkiyi kesmelerini söyledi. Kûfe valisi tarafından takip edilerek öldürüldü; taraftarlarının bir kısmı sonraki bâtınî akımlara karıştı.
Temel iddiaları
- İmamlar ilâhî bir tabiata sahiptir.
- İmama vekâleten peygamberlik verilebilir.
- İmamı tanıyanın üzerinden zâhirî yükümlülükler düşer.
Ehl-i sünnetin cevabı
İmamın bizzat kendisinin bu görüşleri reddetmesi, aşırılığın Ehl-i beyte değil ona sığınanlara ait olduğunu gösterir. Bir insana ilâhlık nispet etmek tevhidin, peygamberlik iddiası ise hâtemiyetin sınırıdır. Ehl-i sünnet, Ehl-i beytin ilim ve fazlını teslim eder; onları insan üstü bir mertebeye çıkarmayı ise sevgi değil zulüm sayar.
Akıbet
Kurucusunun ölümüyle dağıldı; kalıntıları ilerleyen asırlarda bâtınî çevrelere karıştı.
Künye
- Dönem
- yak. 138 H. (tahminî) · yak. 755 M.
- Aile
- Şia
- Kol
- Gulât
- Kilit şahsiyet
- Ebü’l-Hattâb el-Esedî (vefat yak. 143 H.)
- Bölge
- Kûfe / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- gulüv
- Aşırılık; özellikle Ehl-i beyt mensuplarına beşer üstü mertebe nispet etme.
- ibâha
- Belli bir mertebeye ulaşandan dinî yükümlülüğün düştüğü iddiası.