İbn Kesîr
Allah bir kavmi hidayete erdirdikten sonra; sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça dalalete düşürmez. Muhakkak ki Allah; her şeyi bilendir.
Tefsir
Tevbe 9:115
وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِلَّ قَوْمًا بَعْدَ إِذْ هَدَاهُمْ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَ ۚ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice açıklamadıkça dalalete düşürmez. Gerçek şu ki, Allah her şeyi bilir.
Allah bir kavmi hidayete erdirdikten sonra; sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça dalalete düşürmez. Muhakkak ki Allah; her şeyi bilendir.
115- Allah'ın, bir topluma hidâyet verdikten sonra sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe onları saptırması olacak şey değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi çok iyi bilendir. 116- Şüphesiz ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. 115. Yani Yüce Allah bir kavme hidâyet lütfedip onlara dosdoğru yolu izlemelerini emretmişse onlar üzerindeki ihsanını mutlaka tamamlar. Onlara gerek duyacakları her şeyi, kendileri için zorunlu olan her hususu beyan eder. Onları sapmış bir halde ve dinleri konusunda cehalet içerisinde bırakmaz. İşte bu buyruk, Yüce Allah’ın rahmetinin mükemmel olduğuna, şeriatının da kulların -gerek dinin temel esasları ile ilgili olsun gerek fer’i hükümleri ile ilgili olsun- gerek duyacakları her şeyi açıklamış olduğuna delildir. Yüce Allah’ın:“Allah'ın, bir topluma hidâyet verdikten sonra sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe onları saptırması olacak şey değildir” buyruğu ile şu mananın kastedilmiş olma ihtimali de vardır: Yüce Allah, onlara sakınacakları şeyleri beyan eder de onlar, bunlara riâyet etmeyecek olurlarsa apaçık hakkı reddetmelerinin bir cezası olarak O, onları haktan saptırmakla cezalandırır. Ancak birinci tefsir, daha uygundur. “Şüphesiz Allah, her şeyi çok iyi bilendir.” O’nun ilminin kamil ve her şeyi kapsayıcı olması dolayısı iledir O, size daha önceden bilmediğiniz şeyleri öğretmiş ve kendisi ile yararlanacağınız şeyleri açıkça bildirmiştir. 116. Yani bütün bunların mutlak sahibi O’dur. Canlarını almak, hayat vermek ve türlü ilâhi tedbirlerle kulların işlerini çekip çeviren de O’dur. O’nun kevnî-kaderî idaresi hiçbir şekilde düzensizlik arzetmediğine göre, uluhiyetini ilgilendiren dinî idaresi ve hükümleri nasıl düzensizlik ve tutarsızlık arz edebilir?! Nasıl kullarını başıboş bırakır ve onları ihmal eder?! Yahut da o kullarını en ileri derecede dost edinmekle birlikte nasıl onları sapkın ve cahil bir halde bırakır?! Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur:“Sizin için Allah’tan başka ne” size faydaları olan şeyleri sağlamak sureti ile işlerinizi üstlenecek gerçek “bir dost, ne de” size zarar verecek şeyleri sizden uzaklaştıracak “bir yardımcı vardır.”
Allah, bir topluma hidayet verdikten sonra, sakınmaları gereken haramları açıklamadan, onlar üzerine sapıklık hükmü vermez. Onlar, haram olduğu belli olduktan sonra günah işleyecek olurlarsa; işte o zaman Allah, onlar üzerine sapmaları için hükmünü verir. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. O'na hiçbir şey gizli kalmaz. O, bilmediğiniz şeyleri size öğretmiştir.
Allah bir kavmi hidayete erdirdikten sonra; sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça dalalete düşürmez. Muhakkak ki Allah; her şeyi bilendir.