İlim ve Hakikat

Tefsir

Tevbe 9:42

Tevbe 9:42

لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَّاتَّبَعُوكَ وَلَٰكِن بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ ۚ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللَّهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.

İbn Kesîr

Eğer kolay bir kazanç ve orta bir sefer olsaydı; elbette senin arkana düşerlerdi. Fakat zorluk onlara uzak geldi. Gücümüz yetseydi; herhalde biz de sizinle beraber çıkardık, diye yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ederler. Allah biliyor ki; onlar muhakkak yalancılardır.

Sa'dî

41- Ağır ve hafif (her halde) savaşa çıkın ve Allah yolunda mallarınızla da canlarınızla da cihad edin. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. 42- Eğer yakın bir menfaat ve orta yollu bir yolculuk olsaydı (münafıklar) elbette arkandan gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. “Eğer gücümüz yetseydi elbette biz de sizinle beraber (savaşa) çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Böylece kendilerini helâke sürüklüyorlar. Halbuki Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. 41. Yüce Allah, mü’min kullarını kendi yolunda cihada çıkmak için gayrete getirip teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Ağır ve hafif (her halde)” zorluk halinde, kolaylık halinde, hoşunuza gitsin, gitmesin, sıcakta ve soğukta ve bütün hallerde “savaşa çıkın ve Allah yolunda mallarınızla da canlarınızla da cihad edin.” Bu uğurda bütün gayretinizi ortaya koyun. Mal ve can türünden imkânlarınızı bu uğurda harcayın. Bu buyrukta canla cihad farz olduğu gibi ihtiyaç olması halinde mal ile cihadın da farz olduğuna delil vardır. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” Can ve mal ile cihad etmek, sizin için cihaddan uzak kalıp oturmaktan daha hayırlıdır. Çünkü cihad, Yüce Allah’ı razı eder. Cihad sayesinde Allah nezdinde üstün derecelere ulaşılır, Allah’ın dinine yardım edilir ve cihadla Allah’ın askerleri ve hizbi arasına girilir. 42. “Eğer” onların çıkıp gidecekleri yer “yakın bir menfaat” yani kolaylıkla elde edilebilecek ve çabuk ulaşılabilecek bir dünyevi menfaat ve “orta yollu bir yolculuk” kolay ve yakın mesafeli bir yolculuk “olsaydı elbette” çok zorluğu gerektirmeyeceğinden dolayı “arkandan gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi.” Bu kadar uzun mesafeyi uzak gördüler ve böyle bir yolculuğa katlanmak onlara zor geldi. İşte bundan dolayı seninle beraber çıkmayı ağırdan aldılar. Oysa bu, Allah’a kulluğun alâmetlerinden değildir. Aksine gerçek kul, her halde Rabbine ibadet eden, kolay olsun, zor olsun her ibadeti yerine getiren kimsedir. İşte her durumda Allah’a kulluk eden gerçek kul, budur. “Eğer gücümüz yetseydi elbette biz de sizinle beraber (savaşa) çıkardık, diye Allah’a yemin edeceklerdir.” Yani sizinle birlikte cihada çıkmamaktan dolayı mazeretlerinin bulunduğuna ve buna güçlerinin yetmediğine dair yemin edeceklerdir. “Böylece” savaşa çıkmayıp oturmakla, yalan söylemekle ve durumlarına dair gerçeğe aykırı beyanda bulunmakla “kendilerini helâke sürüklüyorlar. Halbuki Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.” Bu ayetteki azarlama, Tebûk gazvesinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte gazaya çıkmayıp yalan birtakım mazeretleri dile getiren münafıklara yöneliktir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise kimin doğru kimin yalancı olduğunu açığa çıkartacak bir şekilde onları sınavdan geçirmeksizin sadece mazeret belirtmeleri üzerine onları affetmişti. Bundan dolayı Yüce Allah Peygamber’in, onların mazeretlerini kabul etmekte acele davranmasına şöylece serzenişte bulunmaktadır:

el-Muhtasar

Ey Peygamber!- Savaştan geri kalmak için senden izin isteyen münafıklar, şayet kolay elde edilen kazanç ve meşakkatsiz bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat onları davet etmiş olduğun düşmana karşı katetmeleri gereken mesafe onlara uzak geldi de bu yüzden seferden geri kaldılar. Seferden geri kalmak için izin isteyen bu münafıklar, sen onlara döndüğün zaman Allah'a yemin ederek şöyle diyeceklerdir: "Eğer sizinle beraber cihada gitmeye güç yetirebilseydik sizinle beraber çıkardık." Muhalefet etmeleri ve yalan yeminleri sebebi ile kendi nefislerini Allah'ın cezalandırmasına arz ederek kendilerini helak ediyorlar. Yüce Allah, gerçekten onların yalancı olduklarını ve yeminlerinin de yalan olduğunu biliyor.

İbn Kesîr — Tam metin

Eğer kolay bir kazanç ve orta bir sefer olsaydı; elbette senin arkana düşerlerdi. Fakat zorluk onlara uzak geldi. Gücümüz yetseydi; herhalde biz de sizinle beraber çıkardık, diye yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ederler. Allah biliyor ki; onlar muhakkak yalancılardır.

Doğruluk Notu

Şerh metinleri, selef ve klasik tefsir geleneğine dayalı eğitim özetleridir; birebir alıntı değildir. Ayrıntı için asıl tefsir eserlerine bakınız.

← Tüm ayet şerhi
← Tevbe 9:41Tevbe 9:43 →

Bu site Allah rızası için yapılmıştır, hiçbir örgütle bir bağı ve sempatizanlığı yoktur ve hiçbirini desteklemez.

Ana Sayfaya Dön
Gizlilik·Kullanım Şartları·Telif ve İçerik·Künye·İletişim