İbn Kesîr
Andolsun ki; Allah, size birçok yerlerde ve Huneyn gününde yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.
Tefsir
Tevbe 9:25
لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ ۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ ۙ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْئًا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ
İnkâr kabul etmez bir durumdur ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Özellikle Huneyn Günü ki, o gün kendi çokluğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başlamıştınız.
Andolsun ki; Allah, size birçok yerlerde ve Huneyn gününde yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.
25- Andolsun ki Allah birçok yerde ve (özellikle de) Huneyn gününde size yardım etmiştir. Hani (o gün) çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de bunun size hiçbir faydası olmamıştı. Yeryüzü genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da arkanızı dönüp kaçmıştınız. 26- Sonra Allah, Rasûlüne ve mü’minlere sekînetini indirmişti. Sizin görmediğiniz ordular da indirip kâfirlere azap etmişti. Kâfirlerin cezası işte budur. 27- Sonra Allah, bunun ardından dilediğine tevbe nasip eder. Allah Ğafurdur, Rahimdir. 25. İşte Yüce Allah’ın:“Andolsun ki Allah birçok yerde ve (özellikle de) Huneyn gününde size yardım etmiştir” buyruğu bunu anlatmaktadır. “Huneyn” Mekke ile Taif arasında bu olayın cereyan ettiği yerin adıdır. “Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de bunun size hiçbir faydası olmamıştı.” Az ya da çok size bir fayda sağlamamıştı. “Yeryüzü genişliğine rağmen” bozguna uğrayınca karşılaştığınız üzüntü ve keder dolayısı ile “başınıza dar gelmişti. Sonra da” bozguna uğrayarak “arkanızı dönüp kaçmıştınız.” 26. “Sonra Allah Rasûlüne ve mü’minlere” sıkıntılı zamanlarda, sarsıntı esnasında ve dehşet verici hallerde kalplere sükûn ve sebat veren, kalpleri rahat ve huzura kavuşturan ve Allah’ın kullar üzerindeki büyük nimetlerinden birisi olan “sekînetini indirmişti. Sizin görmediğiniz ordular” yani melekleri Allah Huneyn günü müslümanlara sebat vermek, onları zaferle müjdelemek ve onlara destek olmak üzere “indirip kâfirlere” bozguna uğrama, öldürülme, müslümanlar tarafından kadınlarının, çocuklarının ve mallarının ele geçirilmesi suretiyle “azap etmiştir. Kâfirlerin cezası işte budur.” Allah onlara dünya hayatında azap ettikten sonra âhirette de onları oldukça ağır bir azaba duçar edecektir. 27. “Sonra Allah bunun ardından dilediğine tevbe nasip eder.” Allah bu savaşı kaybeden pek çok kimseye tevbe nasip etmiş, onlar da tevbe edip İslâm’a girmek üzere Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmişler, o da onlara kadınlarını ve çocuklarını geri vermişti. “Allah Ğafurdur, Rahimdir.” Yani Yüce Allah'ın mağfireti geniş ve rahmeti engindir. O, tevbe edenlerin pek büyük günahlarını affettiği gibi, onları tevbe ve itaate muvaffak kılmak, günahlarını bağışlamak ve tevbelerini kabul etmekle de onlara merhamet buyurur. Öyleyse sakın hiç kimse -suçları ve günahları ne olursa olsun- O’nun rahmet ve mağfiretinden ümit kesmesin.
-Ey Müminler!- Muhakkak ki Allah, pek çok savaşta müşriklerden olan düşmanlarınıza karşı sayınızın az olmasına ve gücünüzün de zayıf olmasına rağmen O'na tevekkül etmeniz ve sebeplere sarılmanız sebebiyle size yardım etmişti. Siz, bu savaşlarda çokluğunuz ile böbürlenmemiş ve çokluk, onlara karşı size yardım edilmesine sebep olmamıştı. Huneyn Günü'nde size yardım etti, çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ve şöyle demiştiniz: "Bugün az olmaktan dolayı yenilmeyeceğiz." Sizi gururlandıran çokluğunuz size bir fayda sağlamamıştı. Ve düşmanlarınız size galip gelmişlerdi. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmiş ve yenilmiş bir şekilde arkanıza dönerek düşmanlarınızdan kaçmıştınız.
Andolsun ki; Allah, size birçok yerlerde ve Huneyn gününde yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.