054 / 100yak. 250 H. · yak. 864 M.Irak / Şamtarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Bâtınî davetin yöntemi, tek tek görüşlerden önce bir okuma biçimiydi: her nassın bir zâhiri, bir de asıl kastedilen bâtını vardı. Namaz bir kişiye bağlılık, oruç bir sırrı saklamak, hac bir imama yönelmek şeklinde yorumlanabiliyordu. Davetçiler bu anlamları kademe kademe veriyor, her basamakta bir öncekini aşan bir yorum sunuyordu. Yöntem, sonraki bütün bâtınî hareketlerin ortak aletidir.
Temel iddiaları
- Her nassın görünen anlamının ardında asıl kastedilen bir iç anlam vardır.
- İç anlamı ancak çağın imamı ve onun tayin ettiği davetçiler bilir.
- Bilgi, ehliyetine göre kademeli verilir.
- Zâhir, halkın; bâtın, seçkinlerin payıdır.
Ehl-i sünnetin cevabı
Bu yöntemin en ağır sonucu, dinin denetlenemez hâle gelmesidir: bir yorum yanlışlanamıyorsa doğrulanamaz da. Kur’an kendisini «apaçık» diye niteler ve hükümlerini herkesin anlayacağı bir dille bildirir. Ehl-i sünnet, âyetin işaret ettiği ince anlamları reddetmez; fakat bunların zâhiri iptal etmesini ve yükümlülüğü kaldırmasını kabul etmez.
Akıbet
Müstakil bir topluluk değil bir yöntem olarak kaldı ve Karâmita’dan Hurûfîliğe kadar birçok hareketin temelini oluşturdu.
Künye
- Dönem
- yak. 250 H. (tahminî) · yak. 864 M.
- Aile
- Bâtınîlik
- Kol
- Bâtıniyye
- Kilit şahsiyet
- Erken bâtınî davetçiler
- Bölge
- Irak / Şam
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- zâhir-bâtın
- Dinin biri herkese açık, diğeri seçkinlere mahsus iki katmanı bulunduğu iddiası.
- te’vîl
- Bir lafzı zâhirî anlamından çevirip başka bir anlama yorma.