044 / 100yak. 190 H. · yak. 806 M.Basra / Bağdattarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Dırâr b. Amr, Kaderiyye ile Cebriyye arasında bir orta yol aradı ve fiilin iki fâili bulunduğunu söyledi: yaratan Allah, kazanan kuldur. Bu kavram sonradan Ehl-i sünnet kelâmının merkezine yerleşecekti. Ancak Dırâr aynı zamanda âhirette Allah’ın ancak yaratılacak altıncı bir duyuyla görüleceğini savundu ve haber-i vâhidi delil saymadı; bu yüzden hem Mutezile hem muhaddisler tarafından dışlandı.
Temel iddiaları
- Fiili Allah yaratır, kul kazanır (kesb).
- Allah âhirette ancak yaratılacak ayrı bir duyuyla görülür.
- Haber-i vâhid tek başına delil olmaz.
- Cisim, arazların birleşmesinden ibarettir.
Ehl-i sünnetin cevabı
Kesb kavramı, iki uç arasındaki gerginliği çözmeye çalışan değerli bir adımdır ve Ehl-i sünnet kelâmında geliştirilerek benimsenmiştir. Buna karşılık rü’yeti yeni bir duyuya bağlamak nasslarda karşılığı olmayan bir kayıttır; haber-i vâhidi toptan reddetmek ise sünnetin büyük bölümünü delil olmaktan çıkarır.
Akıbet
Kendi adına bir topluluk bırakmadı; kesb kavramı ise Eş‘arî ve Mâtürîdî kelâmında kalıcı hâle geldi.
Künye
- Dönem
- yak. 190 H. (tahminî) · yak. 806 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Mutezile · Dırâriyye
- Kilit şahsiyet
- Dırâr b. Amr (vefat yak. 200 H.)
- Bölge
- Basra / Bağdat
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- kesb
- Fiili Allah’ın yaratması, kulun ise onu kazanması. Ehl-i sünnet kelâmının cebir ile kader arasındaki çözümüdür.
- rü’yetullah
- Müminlerin âhirette Allah’ı görmesi. Ehl-i sünnete göre nasslarla sabittir.
- haber-i vâhid
- Tevâtür derecesine ulaşmayan rivayet. Delil değeri, usul tartışmalarının başlıklarındandır.