064 / 100309 H. · 922 M.Bağdat / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Bağdat’ta Hallâc’a nispet edilen sözler, ilâhî zât ile kul arasındaki sınırı kaldırdığı gerekçesiyle dönemin fakihleri tarafından yargılandı ve kendisi idam edildi. Sûfî çevrelerin bir kısmı bu sözleri kabz hâlinde söylenmiş ve zâhirine göre hükmedilemeyecek ifadeler saydı; diğer kısmı ise açıkça reddetti. Tartışma, tasavvuf tarihinin en uzun ayrışma çizgilerinden birini açtı: hâl dilinin, akîde ölçüsünün yerine geçip geçemeyeceği.
Temel iddiaları
- İlâhî zât, seçilmiş kulda tecelli ederek onunla birleşebilir (hulûl).
- Fenâ hâlinde kul ile Rab arasındaki ayrım kalkar.
- Bu hâlde söylenen sözler zâhirine göre değerlendirilemez.
Ehl-i sünnetin cevabı
Yaratan ile yaratılan arasındaki ayrım, tevhidin kendisidir; bu ayrımı kaldıran her ifade akîdenin dışına çıkar. Selef çizgisindeki âlimler, tasavvufun zühd ve ihlâs tarafını benimserken hulûl ve ittihâd iddialarını açıkça reddetmiştir. Ölçü nettir: hâl, hükmün kaynağı değildir; bir sözün doğruluğu söyleyenin makamıyla değil Kitap ve Sünnetle ölçülür.
Akıbet
Bir topluluk hâlinde sürmedi; fakat hulûl ve ittihâd iddiası sonraki asırlarda farklı çevrelerde tekrar tekrar tartışma konusu oldu.
Künye
- Dönem
- 309 H. · 922 M.
- Aile
- Bâtınîlik
- Kol
- Hulûliyye
- Kilit şahsiyet
- Hüseyin b. Mansûr el-Hallâc (vefat 309 H.)
- Bölge
- Bağdat / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- hulûl
- İlâhî zâtın bir kula girdiği iddiası.
- ittihâd
- Kul ile Rab arasındaki ayrımın kalktığı, ikisinin birleştiği iddiası.