002 / 10037 H. · 657 M.Harûrâ / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Sıffîn’de savaş, Muâviye tarafının mushafları mızrak uçlarına kaldırmasıyla durdu ve iki taraf birer hakem tayin etmeye razı oldu. Ali’nin (r.a.) ordusundan büyük bir topluluk bu razılığı, insanları Allah’ın kitabının hükmü yerine iki adamın kararına havale etmek saydı ve Kûfe yakınındaki Harûrâ’ya çekildi. Şiarları «lâ hükme illâ lillâh» oldu. Ali (r.a.) onlara İbn Abbâs’ı (r.a.) gönderip münazara ettirdi; bir kısmı döndü, geri kalanlar Nehrevân’da ayrı bir topluluk olarak kaldı.
Temel iddiaları
- Hakem tayini, Allah’ın verdiği hükmü kulların kararına havale etmektir.
- Tahkîmi kabul eden imamın bu işten tövbe etmesi gerekir; etmezse imamlığı düşer.
- «Hüküm ancak Allah’ındır» ilkesi, siyasî anlaşmazlıklarda lafzıyla uygulanmalıdır.
- Bu meselede kendilerine muhalefet eden, sahâbî de olsa hatalıdır.
Ehl-i sünnetin cevabı
Ali’nin (r.a.) onlara verdiği cevap meşhurdur: söz haktır, fakat onunla bâtıl murad edilmektedir. Kur’an, karı koca arasındaki geçimsizlikte bile hakem tayinini emreder; Peygamber ﷺ Hudeybiye’de antlaşma yapmıştır. Dolayısıyla hakem, Allah’ın hükmünü terk etmek değil onu uygulamanın bir yoludur. Selef, içtihadî bir siyasî hatayı dinden çıkma sebebi saymamış, acele tekfîrin ümmeti parçaladığını söylemiştir.
Akıbet
İlk çekirdek Nehrevân’da askerî olarak dağıtıldı; fakat ondan doğan kollar bir asır boyunca Irak, Arabistan ve Kuzey Afrika’da varlığını sürdürdü.
Künye
- Dönem
- 37 H. · 657 M.
- Aile
- Hariciler
- Kol
- Hariciler
- Kilit şahsiyet
- Abdullah b. Vehb er-Râsibî (vefat 38 H.)
- Bölge
- Harûrâ / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- tahkîm
- Anlaşmazlığın çözümünü iki tarafın seçtiği hakemlere bırakma. Sıffîn’den sonra Hâricî ayrılığının çıkış noktasıdır.
- lâ hükme illâ lillâh
- «Hüküm ancak Allah’ındır» — Hâricîlerin şiarı. Doğru bir cümlenin, siyasî bir tartışmada lafzıyla kullanılmasıyla ünlüdür.
- isti‘râz
- Karşılaşılan kimsenin görüşünü sorup buna göre öldürme uygulaması; Ezârika’ya nispet edilir.