009 / 100yak. 75 H. · yak. 694 M.Kûfe / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Cemel ve Sıffîn’den sonra Müslümanlar, çarpışan tarafların dinî durumu hakkında konuşmak zorunda kaldı. Hâricîler tekfîr etti, bir grup ise hüküm vermeyi Allah’a bırakmayı (ircâ) tercih etti. Bu ilk tavır siyasî bir sükûttu ve makul bir yanı vardı; sonraki nesillerde ise «amel imandan bir parça değildir, günah imana zarar vermez» diyen itikadî bir görüşe dönüştü. Kûfe çevresinde yerleşti ve fıkıh halkalarına da sirayet etti.
Temel iddiaları
- İman kalpteki tasdikten ve dille ikrardan ibarettir.
- Amel imanın bir parçası değildir; imana ne ekler ne eksiltir.
- Büyük günah işleyenin hükmü âhirete ertelenir.
- İman artmaz ve eksilmez; herkesin imanı eşittir.
Ehl-i sünnetin cevabı
Kur’an, imanın artıp eksildiğini birçok yerde bildirir ve iman edenleri sürekli sâlih amelle birlikte anar. Peygamber ﷺ imanı, en yüksek sözden yoldan eziyet gidermeye kadar uzanan şubeler hâlinde tarif etmiştir; bu tarif amelin iman dairesinde olduğunu gösterir. Selef, tekfîrde acele etmemekle amelin değerini düşürmeyi birbirinden ayırmıştır: birincisi hikmet, ikincisi gevşekliktir.
Akıbet
Müstakil bir topluluk olarak sürmedi; fakat «amel imandan değildir» görüşü, sonraki asırlarda bazı kelâm ekollerinde izini bıraktı.
Künye
- Dönem
- yak. 75 H. (tahminî) · yak. 694 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Mürcie
- Kilit şahsiyet
- Erken irca taraftarları
- Bölge
- Kûfe / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- ircâ
- Hükmü erteleme. Mürcie’ye adını veren tavırdır; ilk hâli siyasî sükût, sonrası itikadî bir görüştür.
- iman-amel
- Amelin imandan sayılıp sayılmadığı tartışması. Ehl-i sünnetin cumhuruna göre amel imandandır ve iman artıp eksilir.
- tasdik
- Kalbin, haber verilenin doğruluğunu kabul etmesi; iman tanımının çekirdeği.