048 / 100231 H. · 845 M.Basra / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Nazzâm, dönemin felsefî tartışmalarını kelâma taşıdı ve maddenin yapısı üzerine kendi görüşünü kurdu. Daha tartışmalı olan tarafı usule ilişkindi: Kur’an’ın erişilmezliğinin dil güzelliğinden değil, geleceğe dair verdiği haberlerden geldiğini söyledi; icmâyı ve haber-i vâhidi delil saymadı. Bu görüşler, kendi ekolü içinde bile ağır eleştiri aldı.
Temel iddiaları
- Kur’an’ın i‘câzı, verdiği gaybî haberlerdedir.
- İcmâ bağlayıcı bir delil değildir.
- Haber-i vâhid, kesin bilgi ifade etmez.
- Cisimler sonsuz bölünebilir; sıçrama (tafra) mümkündür.
Ehl-i sünnetin cevabı
Kur’an, benzerini getirmeye açık bir meydan okuma yapar ve bu meydan okuma yalnız gaybî haberlere değil sözün kendisine yöneliktir. İcmâ ile haber-i vâhidi reddetmek ise fıkhın ve sünnetin büyük bölümünü delilsiz bırakır; ümmetin toplandığı bir hükmü ölçü saymamak, dinin nakil zincirini gevşetir.
Akıbet
Kendi adına bir kol bıraktı, fakat görüşleri Mutezile içinde bile azınlıkta kaldı ve sonraki nesillerde sürdürülmedi.
Künye
- Dönem
- 231 H. · 845 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Mutezile · Nazzâmiyye
- Kilit şahsiyet
- İbrâhim b. Seyyâr en-Nazzâm (vefat 231 H.)
- Bölge
- Basra / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- icmâ
- Ümmetin âlimlerinin bir hüküm üzerinde birleşmesi.
- haber-i vâhid
- Tevâtür derecesine ulaşmayan rivayet. Delil değeri, usul tartışmalarının başlıklarındandır.