039 / 100yak. 150 H. · yak. 767 M.Basra / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Mürcie ile Cebriyye arasında duran bu kol, imanı «Allah’ı bilmek», küfrü ise «O’nu bilmemek» olarak tanımladı. Buradan sıra dışı bir sonuç çıkardılar: namaz gibi fiiller Allah’a kulluğun kendisi değil, ona götüren işlerdir. Böylece iman ile ibadet arasındaki bağ tamamen çözüldü ve görüş fıkıh çevrelerinde ağır eleştiri aldı.
Temel iddiaları
- İman Allah’ı bilmekten, küfür O’nu bilmemekten ibarettir.
- Namaz ve benzeri fiiller, kulluğun kendisi değil ona vesiledir.
- İman tektir; kişiden kişiye farklılaşmaz.
Ehl-i sünnetin cevabı
Kur’an namazı doğrudan kulluk olarak emreder; onu ibadet dairesinin dışına çıkarmak nassın açık hükmüne aykırıdır. İblîs’in Allah’ı bildiği hâlde kâfir olması da imanı yalnız bilgiye indirmenin yeterli olmadığını gösterir. İman; tasdik, ikrar ve amelin birlikte durduğu bir bütündür.
Akıbet
Dar bir çevrede kaldı ve müstakil bir topluluk olarak dördüncü yüzyıla ulaşmadı.
Künye
- Dönem
- yak. 150 H. (tahminî) · yak. 767 M.
- Aile
- Kelâmî akımlar
- Kol
- Mürcie · Sâlihiyye
- Kilit şahsiyet
- Sâlih b. Ömer es-Sâlihî (vefat bilinmiyor)
- Bölge
- Basra / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- ircâ
- Hükmü erteleme. Mürcie’ye adını veren tavırdır; ilk hâli siyasî sükût, sonrası itikadî bir görüştür.
- ma‘rifet
- Bilme. İmanı yalnız bilgiye indiren tanımlar, bu kavram üzerinden kurulmuştur.