071 / 100413 H. · 1022 M.Bağdat / Iraktarihe karıştı
Ayrılığın düğümü
Bağdat’ta yetişen Şeyh Müfîd, imâmî geleneğin o güne kadar ağırlıkla rivayete dayanan yapısını kelâm usulüyle yeniden düzenledi ve Mutezile’nin akıl yürütme araçlarını mezhebin içine taşıdı. Bu, kendi geleneği içinde de tartışma doğurdu: rivayete bağlı kalanlar bu yönelişi fazla akılcı buldu. Ayrışma, sonraki asırlarda Ahbârî-Usûlî çekişmesinin habercisi oldu.
Temel iddiaları
- İtikadî meseleler akıl yürütmeyle temellendirilebilir.
- İmamların ismeti aklî delillerle savunulur.
- Adl ve tevhid ilkeleri, kelâm yöntemiyle işlenir.
Ehl-i sünnetin cevabı
Aklın delil olarak kullanılması başlı başına bir kusur değildir; Ehl-i sünnet kelâmcıları da benzer araçları kullanmıştır. Selefin ölçüsü şudur: akıl, nassın anlaşılmasına hizmet ettiği ölçüde makbuldür, nassın önüne geçtiğinde ölçü olmaktan çıkar. İsmet gibi nassla sabit olmayan bir esası aklî delille kurmak da bu ölçünün dışına düşer.
Akıbet
Kurduğu yöntem İmâmiyye’de kalıcı oldu ve sonraki bütün kelâm geleneğinin çerçevesini belirledi.
Künye
- Dönem
- 413 H. · 1022 M.
- Aile
- Şia
- Kol
- İmâmiyye
- Kilit şahsiyet
- Şeyh Müfîd Muhammed b. Muhammed (vefat 413 H.)
- Bölge
- Bağdat / Irak
- Durum
- tarihe karıştı
Sözlükçe
- ismet
- Günahtan korunmuşluk. İmamlara nispet edilmesi, İmâmiyye ile Ehl-i sünnet arasındaki ayrılık noktalarındandır.
- adl
- Mutezile’nin beş esasından biri; Allah’ın kötülüğü irade etmeyeceği ve kulun fiilinin kendisine ait olduğu ilkesi.