İbn Kesîr
«Onlar bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar» — bu, muttakilerin vasfıdır; günah sonrası hemen istiğfara koşarlar, günahta ısrar etmezler.
Tefsir
Âl-i İmrân 3:134
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ
Onlar bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar.
Özet: tövbe
«Onlar bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar» — bu, muttakilerin vasfıdır; günah sonrası hemen istiğfara koşarlar, günahta ısrar etmezler.
Ayetin öncesi, bollukta ve darlıkta infak eden, öfkesini yutan ve insanları affedenleri sayar; bu üç vasıf birbirini tamamlar.
«Zekerullah» ifadesi, hem dil ile istiğfarı hem de kalp ile pişmanlığı kapsar; sadece söz yeterli değildir.
Cennet vasfı sayılan bu üç özellik (infak, sabır, istiğfar), Uhud Gazvesi'nin hemen sonrasında zikredilerek, yenilgi ve sıkıntı anında da bu ahlakın terk edilmemesi gerektiğini gösterir.
Günah işleyen mü'min, hemen Allah'ı hatırlar ve tövbe eder; kâfir ile mü'min arasındaki fark, günah sonrası tavırdır.
Bu ayetin öfkeyi yutma ve affetme vasıflarının hemen ardından gelmesi, kızgınlık anında bile kişinin kendi nefsine dönüp Allah'ı hatırlamasını öğretir.
Ayetin sonundaki «günahları bilerek üzerinde ısrar etmediler» ifadesi, mü'minin günahsız olmasının değil, günahta direnmemesinin şart olduğunu gösterir.
«Onlar bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar» — bu, muttakilerin vasfıdır; günah sonrası hemen istiğfara koşarlar, günahta ısrar etmezler.